İzmir BBSK, Şişli Yeditepe’ye 5-0 yenildi.
İstanbul ekibi çeyrek finale kaldı. Goller, Hebron Sembele, İsmail Korkmaz, Agit Şiyar, Antonio Eduardo ile Salih Balli’den geldi.
Hakemler Doğukan Erdem, Cihan Emekli, Metehan Kara, gözlemci Hulusi Akırşan. Ampute futbola çok emeği geçen Şişli’den Ahmet Türkcan hocamı kutlarım. Gelemedim, görüşemedik kalpler bir olsun yeter. Ege Gücü’nün başkanı, antrenörü Evren Uyanık, çok şeyler kattığı İzmir temsilcisini izledi. Uyanık ayrıca antrenörlüğünü yaptığı, bizi ülke dışında da temsil ettiği Mısır Milli takımıyla, Kasım 2026’da Meksika’daki WAFF’a katılmak için çaba veriyor.
Natura Ampute Süper Ligde, İzmir ekibi yine Depsaş’ı konuk edecek, Yeditepe de Gebze’nin konuğu olacak.
Ampute maçlarının İzmirli hakemleri Zekeriya Kölsün, Fırat Acaroğlu, Gülden Rençber hakem ekibiyle Antalya BŞB SK ile Şahinbey Belediyespor maçında görevli idi.
Gözlemci de Uğur Yılmaz.
Zekeriya Kölsün, İzmir’deki bir amatör maçta Acil Yardım ve Destek bilgisiyle, bir futbolcuyu yaşama döndürmüştü, teşekkürler tebrikler.
İş bu yazıda, başka maçlar da var, okumaya devam lütfen.
İzmir koca bir kent, sporcu memleketi. Her yerde bir faaliyet.
Her yere her şeye yetişmem mümkün değil.
Gidebildiğime, gidiyorum.
Gidip de yazmak gerek ama, her zaman ne mümkün.
İki maça, biri BAL biri 3.lig, ampute kupa maçına gidemedim.
Aynı gün, yakın saatlerde. Koskoca ilçe Karabağlar’ın, yüzlerce sporcunun hayata pes etmeyen, tek futbol sahası ‘Kafes Arena’da idi.
İzmirspor – 7 Eylül Turgutlu 1984 SYAŞ maçı.
Nerden nereye, demekten yoruldum, sıkıldım.
Bir zamanların profesyonel liglerdeki takımları, kulüpleri hala daha BAL’da.
Buraya kadar düştüler. Küçümsemek değil. Çok acı bir tablo aslında derdi bana.
Bir de hepsi aynı grupta, Egeliler. İkide bir adı değişen bir zamanların 1.lig ekibi Turgutlu Tukaşspor, Yeni Turgutluspor.
Bu ligde de zor günler yaşıyor, İzmirspor gibi, Aydınspor gibi, Kuşadası Gençlik gibi. Çok iyi takım, Turgutlu ekibi sonuç yok.
Üç futbolcusuna bayıldım, koy 1.lige oynarlar. İkisi genç, biri genç sayılır.
Mert Yıldırım, Derya Şanlıtürk, Muhammed Aydın, Burcu Özdemir, hakem dörtlüsü. Gözlemci Bora Baykal.
İzmirsporluyuz tamam da. Yenemedi gol atamadı diye de ‘günah keçisi’ gibi hakemlere atıp tutmanın sallamanın anlamı yok. İşi bilmek gerek. Adalet herkese, her yerde. Son 5 dakikada ‘aşırı tecrübelilerin’ kandırmacaları öne çıksa da. Biraz bocalasa da derin derin nefes alsa da Mert’i beğendim kim ne derse desin. Eskişehir’den.
Tribün önündeki Muhammed ise tam bir yardımcı hakem. Hareketler, bayrak el değiştirmeleri, hiza alma, fevkalade.
İki kadın hakemimizi de kutlarım, Derya ile Burcu hanımefendileri. Dördüncü hakem Burcu Özdemir, hakemine yardımcı olmak için sahanın içine bile girdi. Süper ligde bile elini taşın altına koymayanları görünce, çok hoşuma gitti. Beraber geldiniz beraber döneceksiniz, adaletten sapmadan birbirinize destek olmanız çok güzel. 90 dakika, maçlar gelir geçer biter. Dayanışma tarihe yazar. Alt yapı mimar, yılların eğitimcisi Vedat Akbuğday hocam ile yan yana izledik. Kaliteli insanlar Başar İvit ile Orkun Fidan kardeşlerimi gördüm, mutlu oldum.
Neden gelmiyorsun diyenlere gelsin.
Akbuğday, teknik taktik açısından anlattı, ben de kural babında. Sonuçta; hakemlik de futbolculuk da yetenek işi. Marifet topa vurmakta, düdükte, bayrakta. 12 santimetre kalınlığındaki çizgiyi, havadan ve yerden tamamın geçirmektir ve de görüp onaylamaktır marifet. Totem diyorlar, galip geldiğindeki aynı yerde oturmak, aynı kıyafetle izlemekmiş. İyi ki denk geldi birkaç kere kazandınsa. Seninle, benimle ne alakası var ? Şöyle de bir gerçek de var. Ne zaman gitsem, yenemiyor, yine öyle oldu.
Şimdi bunda Metin’in suçu ne, İzmirspor nasıl kurtulur. Kafamda türlü sorular. Totem filan değil birileri yüzünden beddua mı, ah almak mı, bilemiyorum, zaman zaman böyle düşünmüyor da değilim.
Johan Cruyff şöyle demişti; ‘Futbol basit bir oyundur. Zor olan ise, basit oynamaktır’. Çok koşmaksa niyet, boş boş koşuşturmak da değil, marifet.
Topla düdüğü, bayrağı konuşturmaktır. Turgutlu ekibinde, defans uzun boylu, bir adet kafa topu bile atlamadı, vurdurmadı, hepsini geri yolladı. Herkes görüyor. Israrla havdan oynamanın mantığı ne. ‘Pis burun’ vursa gollük atak. Yok illa ki topu kaldıracak. Ofsaytta olana top atma, ofsayt olduğunu bile bile orda öylece bekleme, bari.
Saç baş yolmak bu olsa gerek. Karşıyaka maçına geleyim, 3.ligde oynuyor ikisi de oysa süper ligde oynadıklarını bir gören olarak, çok ağırıma gidiyor. Neyse, buna da şükür diyelim. Beterin beteri, BAL’a, SAL’a düşmek de var. Küçümsemek değil bu, efsaneler ne işi var oralarda.
Tayfun Sarı, Sabri Üstünel, Enes Berk Güçlü, Alperen İnanır hakem dörtlüsü. Amaç o anı yaşamak, yaşatmak. Maçın hakkını verdiler. ‘Treni kaçırsa da’ Tayfun Muğla’dan, iyi maç yönetti, ‘aşırı tecrübelilerin’ hal, tavır, hareketlerine kanmadı.
Ömür Kürşad Tüfekçi ile Muzaffer Satıcı, temsilci. İsmail Gökçe de gözlemci. Bu maçta da taç ile köşe vuruşu öne çıktı. İki teknik adam da taca taktı. Hemen dördüncü hakeme şikâyet.
Sınıf başkanı sanki, 4.hakem. Yok çıktı, çıkmadı, yok oradan değil buradan. Bırak bu işleri, maça bak, oyuna bak. Oyuncusu koridor oldu, bir çare bulamadı, aklına gelmedi, bakıyor ama görmüyor. Taç nedir ki. Açığını kapama isteği gibi geliyor. Oyununla tolere etmeye bak.
Seyircisine şovdur bu. ‘Bak emek veriyorum, yenilgi bana ait değil hakem yüzünden, galibiyet gelirsek sayemde’nin vücut dilidir. İmaj ile gelen mesaj da bu. Bir de köşe vuruşu. Hakem ile ha kapıştı, ha kapışacak. Biraz kendilerine baksalar.’
Top ne taraftan oyun dışı olduysa ona yakın köşeden’, ‘Kalecinin 8 saniye ihlalinde ceza alanının hangi tarafında ise yakın köşeden yapılır’, bilmekte engin yararlar var.
Taç atışı ile köşe vuruşu ile uğraşıp, golü, tempoyu, oyunu unutmamak gerek.
