Hakemlik bir melektir, hem de kadın. Aynı zamanda melekedir.
Öğren, çık sahaya olmazsa olmuyor. Hakemlik sevgi değil, aşk değil, tam adıyla bir sevdadır.
Hem de kapkarasından. Tıpkı hakem kıyafeti gibi. Kara sevda, tek taraflı. Ulaşması, kavuşması mümkün değil. Farkında bile değildir, sizin sevdanızdan hakemlik meleği. Yüz vermez, pas vermez. Bundandır, hakemliği her bırakan tam olarak mutlu mesut bırakamaz. Hakemlik mefhumunun çook hayranı sevdalısı vardır.
Ancak o dik durur, eğilmez, bükülmez. Kullanıcılarının bu duygusallığından haberi bile yoktur. Hizmet edilirken seviyor gibi görünür, belli etmez ciddidir. Adaletini sağlayanları sevse de fazla yüz vermeyi uygun bulmaz, şımartmaz. Zira insandır sonuçta. Yarın bir gün yapay zekâ, robotlar, dron ne yapar bilinmez.
Demek ki o gün bizi bırakıp gidecek hakemliğin meleği. Yakındır. Fazla üzülmesini istemediğine yol verir, git gider. Tıpkı bana yaptığı gibi. Moda oldu, hakem aşağılamak, saygısızlık, hoşgörüsüzlük, kaba kuvvet. Sallayan sallayana. Federasyon, dernekler susar, hakemler de boykot bile yapamaz. Buna mahal verenler de maalesef hakemler. Sevda tam olsa işte, bunlar yaşanmazdı.
Hakem aşağı hakem yukarı. Yabancı hakem getirdikleri yetmezmiş gibi, şimdi herkes ister oldu. Sanki, yola sarkan ağaçtan erik topluyorlar. Doldur gitsin. İzin almak yok, haram mı, arazi sahibi ne der, köpeği ısırır mı hak getire. Elimizde büyüyen, tesadüfen futbolcu olan hem de ünlü olan biri kalkmış, hakemlere yönelik şiddeti özendiren laflar ediyor. Bakın konuşana, bakın konuşturana. Cüret hat safhada. Ceza yok, ne yapıyorsun diyen yok. Eşine, kadına el kaldıran hem de profesör olmuş biri gibi. Sözüm ona kitap karıştıran, ikircikli entel dantel konuşan biri. Ne günlere kaldık. Alim ile zalim birbirine karıştırdı. Alameti farika değil kıyamet alameti bunlar.
Ağzı olan konuşuyor. Sadece adına süper denene önem verirsen olacağı da budur. Herkes orayı örnek alır, çok lazımmış gibi. Hakemlikten mutlu mesut ayrılan yoktur. Onun sayesinde isim yapsalar. Bir yerlere gelseler de bu böyle. Hakemlik mefhumu tepe tepe kullanılır, hakemleri de tepelerler. Kimi gitmek bilmez kazık çakar. Kimi de erkenden gönderilir, veda eder. Her veda, erkendir. Ayşe Demir, liyakatli kadın hakem. İşi gücü spor. Bırakan çok aslında, kadın ya. O da bırakma kararı aldı. Haklı veya haksız, konu bu değil.
Sahada değiliz, saha dışındayız şu an. Herkes gibi onun da hayalleri vardı. Hatası oldu ama yanlışı yok, bence. İnsanız hepimiz. Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı Acımak’ı okudunuz mu, internetten bulup izlediniz mi? Yıllar öncesindeki dizisini, filmini. Her şeyin hayırlısı bir imza, neler yapıyor. Öyle veya böyle. Çok iyi yardımcı hakemdi. İnsanız dedik ya. Ameliyat oldu, ilgilenen de pek olmadı. Koşamadı evet evet koşamadı, hayatı spor olan kişi atletik test sınavında. O an koşuyu istenen derecede tamamlamak şart, kural bu. Bıraktı, zaman da kaybetti, gözden düştü.
Bir yerlerdeki birileri de taş attı yoluna, görmedi. Tökezledi ayağını yan bastı, gerekli oysa. Hakemlikte böyle ama. Atletizmde nasıl harikalar yaratıyor. Ya bacım o an, orada koşsaydın ya. Gitti masterler şampiyonasında rekor kırdı. 4×200 metrede Türkiye rekorunun yeni sahibi. 60, 200 ile 400 metrelerin Türkiye Şampiyonu. Madalyalar, çiçek gördü de hakemlikte pek görmediği alkışlar. Tebrikler. Kader kısmet nasip bu işler. Bunca yılın emeğini bir çırpıda silemezsin. Kimse vazgeçilmez değil. Bir tane sen var, bir Ayşe Demir. Herkes bir gün veda edecek. Keşke böyle bırakıp gitmeseydin.
Sağlık olsun, nerde, huzurlu isen orada ol, orada kal. ‘En büyük teşekkürüm, bana yapılan haksızlıkları unutturmayacak olanlara’, ‘Bir yabancı hakemin 1 maçlık (!) maaşını, 15 yılını bu mesleğe adamış hakemler bile kazanamıyor’, 15 yılının fragmanı, hiti sanki. Nereye gidersen git, ruhundaki spor aşkından vazgeçme. Yıllar önceki Tercüman Gazetesi’nin, logosunda vardı; ‘Her sabah dünya yeniden kurulur, her sabah taze bir başlangıçtır’. Bu bir veda değil, kabul etmiyorum. Hakemlikte olmasa da atletizmde takip ederim. Kurtuluşun yok, lafımsın bu vatana.
Hayatını ve anı yaşa. Küsme, hayat o kadar uzun değil. Kırılsan da belli etme, kendini kırma. Sporcu yetiştir, daha büyük, ulvi bir hizmet. O sevdanın karşılığı da var, inan. Spordan asla soğuma. Nerede mutlu isen orda kal. Kal sağlıcakla, öğretmenim, saygılarımla…