
Anadolu’nun binlerce yıllık bağcılık kültürünün taşıyıcısı olan asma, yaprağından koruğuna, üzümünden çekirdeğine kadar uzanan kullanım alanlarıyla Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi’nde düzenlenen söyleşinin odağında yer aldı. “Asmadan Gelen Lezzetler” başlıklı etkinlikte, asmanın tarihsel serüveni, bilimsel çalışmalardaki yeri ve mutfak kültüründeki zenginliği ele alındı.
EÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Ar. Gör. Dr. Asiye Esra Eren Erenoğlu’nun moderatörlüğündeki söyleşide konuşan Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Uzman Biyolog Fatma Belgin Aşıklar, arkeolojik verilerin bağcılığın M.Ö. 6600’lü yıllara uzandığını gösterdiğini belirterek, asmanın Anadolu’dan Avrupa’ya yayılan köklü bir kültürün simgesi olduğunu ifade etti.
Aşıklar, Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nün gen bankasında korunan bin 500 farklı üzüm çeşidinin bu mirasın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Enstitünün 1924’ten bu yana kaliteli üzüm üretimi, yeni ürün geliştirme ve ekolojik dengeyi gözeten çalışmalar yürüttüğünü belirten Aşıklar, Manisa’nın kuru üzüm üretimi ve ihracatında dünya ölçeğinde güçlü bir konuma sahip olduğunu söyledi.
Söyleşide asmanın mutfaktaki yolculuğuna da geniş yer verildi. Aşıklar, yürüttüğü araştırmalar sonucunda asmanın tüm bölümlerinin değerlendirildiği 280 farklı tarif tespit ettiğini belirterek, pekmezli yumurtadan Mutancana’ya, koruk suyuyla hazırlanan yemeklerden 40 çeşit sarmaya kadar uzanan zenginliğin israf etmeme kültürünün bir yansıması olduğunu dile getirdi. Tek bir üzüm tanesinin dahi şerbete dönüştürüldüğünü aktaran Aşıklar, asmanın Anadolu mutfağında bir sanat unsuruna dönüştüğünü kaydetti.
Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. Etkinlik sonunda katkı sunan konuşmacılara teşekkür belgeleri takdim edildi.
Söyleşi, asmanın yalnızca tarımsal bir ürün değil; kültür, tarih, bilim ve gastronomiyi bir araya getiren çok katmanlı bir miras olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
