Göç bitiyor mu? 2025 adrese dayalı nüfus sistemine göre İzmir nüfusu 4.504.185 olmuş.
2024 nüfusu ise 4.493.242
Bir yılda İzmir nüfusu ancak 10943 kişi artmış.
Bir yıl önceki artış ise 13717 kişi olmuş.
Şehrimizin nüfus artışı durmaya başladı. Rakamlar bunu gösteriyor.
Belki eksiye de dönebilir.
Türkiye genel nüfus artışı ise toplamda 427.224 kişi olarak gerçekleşmiş.
Nüfusu sabit kalmaya hatta yakında gerilemeye de başlayabilir.
Bunun iki sebebi olduğunu söyleyebiliriz.
Birincisi genel nüfus artış hızındaki gerileme.
İkincisi ise artık büyük şehirlere göçün durma noktasına gelmesi. Hatta tersine göçten de az miktarda bahsedebiliriz.
Türkiye’mizde kentlerdeki yaşayan nüfus geçtiğimiz yılda toplam nüfusun yüzde 93.4 iken 2025 yılında toplam nüfusumuzun yani 86 milyonun yüzde 93.6 kentlerde yaşamaktadır.
Bu çarpık yapı aslında çok sağlıklı değildir.
Kırsaldaki nüfusun çoğunun yaşlı nüfus olduğunu düşünürsek, tarımdaki değişimi de kırsaldaki oluşan sıkıntıyı da rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu durum maalesef her yönden problemli ve maliyeti yüksek kentlere ve kentli yaşamına sebep olmaktadır.
Gerçi yıllardır bu sıkıntılı büyüme devam etmekteydi.
Hiçbir önlem alınamadı desek yanlış olmaz.
Hatta bir zamanlar şehirli pasaportunu bile düşünen, şehirli vergisi koyalım diyen,
Büyükşehir belediye başkanları bile vardı. Onlar bugünleri görmüşler.
Kentlerdeki değişime bir de yaşlanan nüfus, emekli sayısının artışı eklenmiştir.
Aslında emekli yaşamında istenilen temiz hava, bol yeşil alanlar, yaşlı merkezleri, sağlık tesisine yakınlık, genel ulaşım konforu ve daha sakin yaşam değil mi?
Peki geldiğimiz noktada tüm Türkiye nüfusunun 93.6’sı kentlerde yaşayanların içinde, hızla yükselen emekli nüfusumuzun konforu bulduğunu söyleyebilir miyiz?
Tabii ki hayır.
Aslında kentlerin çok uzaklarında olmayan ama kentlerle arası hiçbir zaman yapılaşarak doldurulmayan uydu emekli kentleri olabilmeliydi.
Maalesef kentlerin yapılaşmasında yanlış imar uygulamaları yüzünden,
Buralarda yaşayan. Emekli, genç nüfus, çalışan nüfus, öğrenciler kimse mutlu değil.
Aşırı kalabalık şehirler, her tür problemiyle yaşanabilir olmaktan çıkmıştır.
Bu durumu düzeltmek düşüncesi ne Yerelin ne de merkezi idarenin umurunda da bütçesinde de değil.
Son yılda ortaya çıkan bir gerçeği tüm Türkiye gördü.
Belediye = Rant kapısı.
Sonuç; plansız çirkin kentleşme.
Çirkin gecekondu, bina yığınları.
Kentsel dönüşüm de yerini yavaş yavaş çirkin dikey yapılaşmaya bırakıyor.
Toplam üç büyük şehir nüfusu 26 milyon.
Milyonu geçen nüfusu olan 15 şehir olmuş.
Belediyelerin buralara altyapı hizmeti götürmesinin maliyeti çok yüksek. Hem de kalitesi çok düşük.
Nedeni,
Şehirler büyütülürken yapılan planlama uygun olmadığı için eski altyapı, yeni altyapıya dönüştürme büyük bir kaynak israfıdır.
Türkiye’miz çok kaliteli yetişmiş teknik insan kaynağına sahip olmasına rağmen
Belediyeler Şehircilik açısından kalitesizlik abidesi.
Sebep nedir?
Tamamen siyasetin çarpık rant devşirme sistemidir.
Artık bunlara dur demenin zamanı gelip geçmedi mi?
Son operasyonlardan sonra, Yerel yönetimlerde hizmet kalitesi ile insan kaynakları kalitesi de düzelir inşallah.
Belediyelerdeki en büyük kaçak, Belediye şirketleri eliyle oluyor.
Personellerinin adedinin şişirilmesi ve ihale yasalarının yine kanun eliyle delinmesi hepsi rahatlıkla Belediye şirketleri üzerinden gerçekleşiyor.
Bu yazdıklarımı Türkiye’de pek az kişi bilmiyordur.
Buna rağmen siyasetin, yerel yönetimlerden kaynak devşirmesini, ahlakı bozukların suistimal yapmasını önlemek için iktidar ve muhalefet tüm siyasi partilerin birlikte hareketi gerekli.
Aslında halkın siyasetçiyi buna zorlaması lazım.
Hani meşhur sözümüz var. “Tüyü bitmedik yetimin hakkı” nı yedirtmemek.
Yapılan ise tam tersi, siyasete heveslenip, çeşitli yerlerde sırasını bekleyenlerin, var olan düzen, sistem umudu olmuş sanki.
Nasıl olsa bir gün, sıra bize de gelir diye statükoyu bozmak kimsenin önceliği değil gibi.
Siyasetin ve siyasetçinin kalite sorununun, bana göre her şeyden önce gelmesi şart.
Şayet bunlarla mücadele tam hızıyla devam ederse;
100bin ₺ maaşla çalışan birinin 400 bin lira evinin kirasına harcayabilme cambazlığı Sexairline sapıklıkları, uygunsuz partiler, havadan gelen para kuleleri harcamaları, kumar ve uyuşturucu bataklıkları hepsi biter. Kaynak kurur.
Sonra hizmetlerde kalite ve dürüstlük artar. Kendini çakal, mafya gören aslında hırsız, Belediye bitlerinin tamamı ezilir.
Temiz toplum, temiz siyaseti, yine temiz toplum meydana getirir.