
İzmir’in tarihi semti Basmane, adını aldığı köklü geleneğe yeniden kavuştu. Bir zamanlar Avrupa’nın sırrını çözmek için casuslar gönderdiği, 36 aşamalı formülüyle dünyayı kasıp kavuran “İzmir Kırmızısı” ve yüzyıllık ahşap baskı kalıpları, çocukların ellerinde yeniden hayat buluyor.
Yer: İzmir, Tarihi Fatma Mustafa Hasdemir Konağı Konu: Basma Kalıp Deneyim Atölyesi ile Kültürel Mirasın Doğuşu
İzmir’in ticaret tarihine yön veren ve bir dönemin tekstil dünyasını büyüleyen “İzmir Kırmızısı” efsanesi, doğduğu topraklarda yeniden canlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından tarihi Fatma Mustafa Hasdemir Konağı’nda kurulan Basma Kalıp Deneyim Atölyesi, kente adını veren basmacılık kültürünü yeni nesillerle buluşturuyor.
Atölyede çocuklar, heykeltıraş Caner Çoban’ın geleneksel tekniklerle aslına uygun ürettiği ahşap kalıplarla kumaşlara desen basarken; Avrupa’nın peşinden koştuğu o gizemli rengin hikayesini ise restoratör Büşra Kaya’nın masalsı anlatımıyla dinliyor.
Projenin en sıcak hikayesi ise mahallenin çocuklarından geliyor. Atölyeyle tamamen tesadüfen tanışan 9 yaşındaki Rümeysa Kurt, o anı şu sözlerle anlatıyor:
“Arkadaşlarımla mahallede oyun oynarken çok susamıştık. Konağın kapısından girip sadece bir bardak su istedik. İçerideki etkinliği görünce büyülenip kaldık. İlk kez baskı yapmayı öğrendim, kumaşın üzerine çiçekler bastım. Şimdi bu kumaşı eve götürüp yastık kılıfı yapacağım. Buradan hiç ayrılmak istemedim!”
Atölyede kullanılan baskı kalıpları, alelade tasarımlar değil; İzmir’in köklü sanayi hafızasının birer parçası. Kültürel Mirasın Yönetimi ve Tanıtımı Şube Müdürü Ayşegül Güngören, projenin derinliğini şu sözlerle özetliyor:
Aslına Sadık Miras: “Kullandığımız kalıpların büyük kısmı, ünlü İzmirli basma ustası Ahmet Hepdoğru’nun atölyesinden kalan ve Dokuz Eylül Üniversitesi arşivine kazandırılan 100 yıllık özgün örnekler.”
Çocuklardan Annelere: “Bir kültürü yaşatmanın yolu onu deneyimlemektir. Çocukların buradaki heyecanı dalga dalga ailelerine ulaştı. Şimdiden yetişkinler için de yoğun bir talep alıyoruz.”
Geleceğin Tasarımları: “İlk olarak meslek yüksekokulu öğrencileriyle başladık, şimdi çocuklarla devam ediyoruz. Hedefimiz üniversiteler ve tasarımcılarla iş birliği yaparak İzmir’e özgü yeni bir üretim modeli ve markası yaratmak.”
Haberin merkezindeki en büyüleyici unsur ise şüphesiz “İzmir Kırmızısı” (Türk Kırmızısı). 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa tekstil sektörünün elde etmek için milyonlar harcadığı bu renk, tam anlamıyla bir sanayi sırrıydı.
İzmir Kırmızısı Hakkında Bilmeniz GerekenlerKaynağı: Ege Bölgesi’nde yetişen yerli kök boya (kızıl kök bitkisi).Zorluğu: Rengin kumaşa tam oturması ve solmaması için tam 36 farklı kimyasal/fiziksel işlemden geçmesi gerekiyor.Tarihi Lokasyon: Eskiden Vasıf Çınar Meydanı’ndan denize dökülen ve çevresi boya atölyeleriyle dolu olan Boyacı Deresi, bu rengin üretim üssüydü.Uluslararası Etki: Avrupa ülkeleri, bu parlak ve kalıcı kırmızının formülünü çalabilmek için İzmir’e yıllarca gizli uzmanlar ve casuslar gönderdi.