14 yaşındaki alt yapı sporcuları hem takımlarında oynayabilecek hem de hakemlik yapabilecek, harika değil mi ?
Sporun her dalı, o her branşın tek tek oynaması da hakemliği de fedakârlık, özveri ister.
İkisi de aynı anlamı, manayı içerse de belirginleştirmek için yazayım istedim. Kardeşin, kardeşine hiç benzemediği çok farklı bir dönemde. Farklı, aynı olmayan ailelerden, genetikten, kültürden geliyoruz hepimiz. Herkesin anlayışı, bakış açısı farklı olabilir. Ancak ortak bir yerde buluşmamız şart. Buluşturan da dört harf tek kelime. Adına da ‘Spor’ diyoruz. Spor kardeşliktir, dostluktur.
Pek klasik, klişe kelimecikler ama, bu böyle. Hiçbir maçta tartışma olmayacak, pespembe geçmeli, geçecek diye bir beklentimiz yok. Olamaz da zaten. Önemli olan bilgisizlikte, hatada, yanlışlıkta körü körüne ısrar etmemek.
Her zaman kazanana sor hakem nasıl diye, ‘Çok iyiydi’ der, hepsi ama. Kaybedince, bir de tam göremediği anlamadığı, anlayamadığı pozisyon da varsa, aynı sorunun yanıtı, ‘Hakem yaktı bizi’ olur, garanti. Tamam da sahaya adım atan herkes, sütten çıkmış ak kaşık değil ki. Masum değiliz hiçbirimiz, şarkısı bile var. Hakemlerin savunucusu değilim, haddim de değil. Her koyun kendi bacağından asılır. Hakem mesela o gün çok kötü, maçta değil kafası. Başka yerlerde.
Olmaması gereken bir durum, insanız ya. Ev sahibi 3-0 kazanır. Kolladı anlamında yazmıyorum. Sporcuların kuralları bilmediği gibi o hakem ama hakemliği bilmiyor, yatkın değil. O kadar. Kafalarına göre yorumluyorlar. Her ikisi de ortada, bu işin kuralı var. İşte o takım hakkıyla golleri attı uzaktan şutla filan. Faulsüz, penaltısız. Şansı yaver gitti, hakem yok ortada. Ertesi gün aç gazeteleri gökte yıldız kalmamış. Salı günü de bak yine, haftanın hakemi bir de. Bu kadar basit mi, nerede kaldı adalet ?
Korkaklıktır bu, okuyucunun tepkisinden ürkmektir.
Yüz yüze bakacaklar ya. Hakemi bir daha nerdeee, görecek ki. Haftanın hakemi yap ki, sonraki hafta bir daha gelirse, yatırım olsun hesabı da mevcut. En büyük cezadır, o hakeme, ödül. Öyle gidecek artık, bir de torpili varsa, aman Allah’ım. Neler gördük neler yaşadık.
Gözlemciden de tam not aldılar. Ek rapor durumları çıkmadı ya, olay da yok. Ooh mis, rahat geçecek dönüşü. Matah bir şey sanki. Diğer tarafın hakemi kelle koltukta gitti, döndü. Aslanlar, filler, kartallar gibi de yönetti. Bak gazeteye, internete yıldız filan arama bulamazsın. Soru işareti, ünlem, sıfır bile veren çıktı. Hangisi doğru sizce ? Ağızda sakız adalet nerde ? İyi bir düşünün. Dersteysen aklın, zihnin derste kalsın, araçtaysan aracını düzgün kullan, kurallara uygun olarak. Maçtaysan da dosdoğru maçını yönet, oynamış olmak için oynama, gelecek haftalara da boşuna bırakma anı yaşa. Beklenen budur. Bileceksin ve de sahada uygulamaya gayret edeceksin. Özeti bu. Taç atışından ofsayt olmayacağını, kaç oyuncu ile maç başlar, kaça düşünce biter, hangi sahada maç oynanmaz tatil edilir, hakem kart gösterir raporunda belirtir o kadar ceza verme yetkisi yoktur işi, görevi o değil ki. En basiti bu, sınav yap. Kaçı, hangisi bilir. Antrenörlerimiz mesela, bazıları. Kitabi öğreniyor. Çocukluğumun efsanesi Franz Beckenbauer’in de kitabı vardı.
Gönülsüz yazdı merhum, kitaptan yetenek öğrenilmez diye. Topa vurmasını gösterirdi. Ayak içi, dış vuruş, yan pas, şöyle şut çekilir diye. Yanlış, hatalı değil fikir verir sadece. Yeteneğinize yetenek katmaz. Kabiliyete katkı sağlayabilir, o kadar. Öğretecek olan antrenöründür, çalıştırıcındır. Dahası, sonrası bireye, kişiye kalmıştır. Çalışma, dikkat, sabır, sevgi, istek o yeteneği daha da geliştirir. Bunlara, hoca da bir şey katamaz. Mikrofonu uzat, ‘Top oynamamışları hakem yapıyorlar’ derler bir de. Sorun bakalım kendi top oynamış mı, lisansı var mı ? Yönetici, yönetim kurulu üyesi, başkan olan kişilere de sorunuz. Yöneticilik belgesi, sertifikası, diploması, belgeleri var mı, kurstan geçtiler mi ?
Yoo nerdeee !
Top oynadı mı, o heyecan yaşadı var mı? TV’den, koltuktan yayılan yayıla izlemesi en kolayı.
Çok önce çıksa da fazlaca da oynamasa da TFF vizeli futbolcu lisansları var mı ? Hakeme sorarlar ama, ‘Top oynadı mı’ falan filan. Peki sizin futbolcu lisansınız var diyelim, futbol hakemliğiniz lisansınız var mı ?
Ne oldu şaşırdınız mı, niye şok oldunuz böyle. Hakemlik yapmış olmanız gerekmez mi ? Kursuna gidip kuralları öğrenmeniz, üç beş maça çıkmanız o havayı koklamanız gerekmez mi ? Bir bakın bakalım. ‘Çok zor hakemlik, saniyenin onda birinde karar vermek’ gibi anlamsız laflar etmek değil derdim.
Fazla da büyütmeyin hakemliği de futbolculuğu da gözünüzde. O kadar da zor değil, hatta çok zor hiç değil. Allah zekâ, akıl fikir vermiş, nefesin de tam alıp verebiliyorsun, ayağında yere basıyor, yürüyebiliyor, koşabiliyorsun, Şükretsene, kıymetini bilsene. Yaşının da sağlığının da. Çık topunu oyna, çık maçını yönet. Ama dosdoğru. Çok güzel, anlamlı fotoğrafı neden ekledim ? Yağmur yağacak haliyle, İzmir’de nereye yağmadı ki. Yalçın Akdeniz kardeşim çekmiş, işte azim, işte fedakârlık. Belki de nice kaliteli sporcular çıkacak, hakemler de.
‘Futbolun katili Türk hakemleri’ diyorlar bir de utanıyorum.
Haksızlık, adil değil. Bu hale getirenlere sorun, hakemlere değil. Neden bu halde peki Türk hakemliği ?
Yabancı VAR’a muhtaç kalmak çok acı veriyor, bana.
Haklı sebepleri de var tamam da ‘Kurunun yanında yaşlar da yandı’. Asker hakemlere yasak getirdiler, hala daha yok. Bir baba oğul hakem durumları çıkardılar. Tamam hak etmeyenler de oldu, torpille gelip gerçek hak edenlerin üstüne basa basa yükseleni de oldu. Hepsi mi herkes mi ? Bir tane pire için de güzelim yorgan yakılmaz ki ? Bir tane sinek düştü diye koca tabak mis gibi çorba da dökülür mü ? Hem de bu günlerde. Kraldan fazla kralcı olmaktır, bunun adı. Yok ettiniz gelecek gençleri de.
Yöneticilere de zorunluluk getirmek gerek, başkanlara da her nerde görevli ise. Hakem kursu aldırmak, 3-5 maça çıkartmak gerek. Belge almak zorunda kalsınlar ki, küfür etmesinler. Aslında gerçek olan söylenmeyen ‘Bizim sevdamız (?) kulübümüz, paramız, puanımız, aksi halde küfür baştacımız’ iken.
Oldu şimdi ‘Futbola sevdalıyız, küfüre karşıyız’. Ellerde pankart, alkış, filan, enteresan, çok ilginç.
Maç bir başlasın, hep beraber küfüre hazırsın.
Antrenör adayları 3 orta hakemlik, 5 kez de yardımcı hakemlik yapmak zorunda idi. Bunu da ne diye kaldırdınız ? Bazılarına amatör maçlara çıkmak zül gelse de profesyonel oynadılar ya. Çok iyi bir şeydi. Yıllarca takip ettim, kurs alan hocaların, çalıştırıcıların, antrenörlerin ceza aldığını görmedim. Hele ki gereksiz olanından. Çok güzel bir şey değil mi, hey gözünü sevdiğimin empatisi, bilgisi, liyakati. Neredesin ? Şimdi niye yok. Müjdeli haberi sona sakladım. Tersine dünya, oysa tee en baştan başlamak gerek. 14 yaşında, alt yapıda onuyor, hakemliğe başlayabilecek. Kulübünde de takımında oynayabilecek, oynamaya devam edecek. Hakem lisansı da olacak. Takımının ve de grubun maçları hariç. Diğer sahalarda maçlarda düdük çalıp yardımcı hakemlik yapabilecek. Harika bir olay, müjdeler olsun yurdumun sahalarına.
Görür müyüm bilemem ama, ne kadar da güzel.
10 yıl sonra futbolu bile hakemliği kuralları bilenler sahada yer alacak. Ya futbolculuğa devam ya da hakemliğe.
Karar sizin.
Hakemlik cepte. Yorgunluk da olmaz, gençsiniz siz.
Kötü alışkanlıklar biter, cep telefonuna da 1 saatten fazla bakmamış olursunuz.
Yaşamınız hayatınız düzene girer iyi de olmaz mı ? Haydi spora, haydi futbola haydi hakemliğe. ‘Sporculuk aşkımız, küfürle şaşkınız’. Zira, yani…