Utanıyorum, üzüldüm, üzülmeye de devam ediyorum, maalesef.
Her şeyi VAR’a sora sora, güven de gitti özgüven de.
Akıllarına şimdi geldi.
Herkes bir anda coşuverdi, ne hikmetse.
‘Dünya Kupası’nda niye hakemimiz yok’, ‘İşte bu yüzden yok’ gibi beylik laflar, çok yerinde (!) tespitlerini söylüyorlar, yazıyorlar.
Ağzı olan konuşuyor, yani.
Dili olan da susuyor.
Herkes ulema, herkes her şeyi biliyor (!) zira, bildiğini de sanıyor.
İddia ediyor bir de.
Milli takımımız gitti işte, daha ne istiyorsunuz, onun tadını çıkarsanıza.
Niye?
Çünkü içlerinde sevmediği takımdan oyuncular var da ondan.
Hakemlere yöneldiler, bu gidememenizin sebebi de aynı mantık (!) aslında.
Kendi tuttuğu, hayranı olduğu, aidiyet duygusu yaşadığı takıma karşı, hata yapan, hata yaptığını sanan, tek taraflı yorumlayanlar hele bir de puan kaybederse hatta yenilirse vay o hakemin aleyhine. Ne hallere geldik, daha da kötüye doğru gidiyoruz. Biz bu kafayla daha çoook gidemeyiz, dünya kupasına. Önceki akşam ki maçın hakemi Oğuzhan Çakır için de sallıyorsunuzdur mutlaka. Hoş beğenmeniz de çok da önemli değil zaten.
Beğenmeseniz de olur.
Bari en azından, içinizden takdir etmeyi deneseniz.
Hata olacak tabi. Futbol hatalar oyunu.
Hata olacak ki, gol olacak. ‘Hakemin hata yapmaya hakkı yok’ demeyin, bilerek yaparsa zaten hata olmaz.
Onun adı başka bir şey olur.
Niye hata yapmasın. Maçta iki gol oldu. Hata ileri uçtan başlar, orta saha, defans en son kaleci hata yaptı da gol olmadı mı ? Bazen hata da olmaz, mükemmel şut, orta gol olur. Bu da mı hata, mesela. Yapacak bir şey yoktur. Soyadı benzerliği herhangi bir akrabalığı da yok.
Cüneyt Çakır’ı beğenmediniz. İki kez dünya kupasına, defalarca Avrupa’daki şampiyonlarda düdük çaldı.
Yabancı hakem istiyorsunuz da yabacıların görev verdiklerini beğenseniz.
O da yok. Sizler en iyisi beğenmeyin ki, bizden birileri gitsin.
Çakırlardan Oğuzhan, gayet başarılı gidiyor.
Öyle her hakemi beğenmeyiz, herhâlde.
Olacak var olmayacak. Cihan Aydın, Ali Yılmaz mesela, adayım değil.
Yaşı da uygun, zaman ne gösterecek bilinmez ama. Gelecek ilk dünya kupasındaki adayım Oğuzhan Çakır ile Asen Albayrak’tır. İnsanız unuturuz. Kesip saklayın, yaşarsak hep beraber göreceğiz. Ufak tefek hatalar olacaktır. Siz hiç; 3-5 seyircili de olsa halı saha maçında düdük çaldınız mı ? Öyle ekranda görmeyle filan da olmaz. Boyut, bakış açısı, yer, konum, mekân, zaman diye de bir şey var. ‘Hakemlik çok zor’ demedim, demiyorum. Tam tersi, çok kolay. Zorlaştıran ise hepimiziz.
Eldeki mevcutların en iyisi, maşallah. Nazar değmez inşallah. Birkaç gün sonra başlarlar, ‘Dev derbinin hakemi kim olacak?’, ‘Kim, kim’ diye.
Sormaya gerek yok. 12 gün sonraki derbinin, şampiyonun belirleneceği maçın hakemi, adayım Oğuzhan Çakır’dır. Daha yeni, birinin maçında idi. Verilmez, vermezler demeyiniz lütfen. İnadına vereceksin ki, hakemliğin ne olduğunu anlasınlar. Şu an hakemine sahip çıkma zamanı. ‘Şu hakemi istemeyiz’ diye diye, verilmeye verilmeye bu hallere gelmedik mi? Dünya kupasına hakem göndermememizin en büyük sebebi de şudur, ‘Kulüplerin beyanatlarını çok dikkate almak’.
Geçiniz, Türk hakemliğinin geleceğini gerçekten kurtarmak istiyorsanız. Bir rahat bırakınız, iyi hakemlere yol veriniz. Torpil, liyakatsizlik bu hale getirdi bizi. Bari elde mevcut 3’üne 5’ine zarar vermeyin, izin vermem. TFF ocağımız, hakemlik yaşam felsefemizdir. ‘Hakemliğe başlayın, devam etmesiniz de kuralları öğrenmiş olursunuz, tarafsız gözler izlemiş olursunuz’ diye yalvarıyorum, yıllardır. Şimdi anladınız mı? Kurallar bir yazıda bitmez, ufak ufak aktarayım istedeim, bu da bir amme hizmeti.
‘Hap yap içir’ zamanı geldi.
Topun çevresi, çapı falan, filan önemli değil. İşin özünü kavramak gerek. İzmir Futbol İl Hakem Kurulu Başkanı Dr.Raci Köprülü, torpille değil, liyakatle, merakla, istekle hakem olanlardan. Gözlemci, hakem ve de kulüplerin kural eğitimcisi. Futbol oyun kurallarının, piridir. Rica ettim değişen kuralları sordum, danıştım, aktardım, yazdım. Elimden gelen de budur. Ben daha ne yapayım. Buyurun okuyun düşünün, uygulayın, çok zevklidir kurallarla maç izlemek. Bir de şu gerçek, ‘Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz’. İtiraz ve isyan ederseniz de bilerek, anlayarak yapınız. Hakem atışında (hava atışı değil), top yere, çime, zemine deydiğinde oyundadır.
Oynanabilir. Tüm, evet hepsi, oyuncular toptan, bırakıldığı yerden en az 4 (dört) metre uzaklıkta durmalıdır. Neden, tekmeleşme, itişme kakışma çelme çekme olmaması için. Ceza alanı içinde olursa, hakem atışı penaltıya sebebiyet vermesin diye. Yere değdiğinde topun başında bekleyen, devam ettirebilir, topu sürebilir. Ancak, mutlaka başkasına temas etmesi gerekir, deymesi, dokunması, sürtmesi şarttır. Eğer ki, aynı oyuncu devam ettirip, pas da vermedi, rakipte dokunmadı. Gol atamaz, atarsa geçerli sayılmaz, Aut atışıyla başlar. Sürdü topla ilerledi, kaleci yattı eli değdi topa, çizgiyi tamamen geçti. Nizamidir, goldür. Yoksa değmedi, kimseye de değmediğinden, geçersiz olur.
Atlamadı, filelere de gitti gol geçersizdir.
Hakem hatası değil, kural hatasıdır. İspatlanırsa maçın tekrarı gerekir. Biliyor muydunuz? Oldu ya, olmaz olmaz demeyin, olur, olabilir. Hepsi başa geldi, yaşandı. Rüzgâr, fırtına, falso filan top yön değiştirip.
Kale, köşe ve de başlama vuruşundan kendi kalenize evet, kalenize gol atamazsınız, geçerli olmaz. Rakibe değil haliyle, sizin takımınız aleyhine, köşe vuruşu kararı verilir. Kazandığınız vuruşlar, aleyhinize kendi kalenize rakibinize verilecek vuruş ile başlar.
Vuruş çünkü ayakla yapılır. Atışlar elle yapılana denir. Taç atışı, hakem atışı gibi. Bu nedenle adı böyledir, hava atışı değildir. O basketboldadır. Eğer ceza alanı içinde hakem atışı yapılması gerekiyorsa. Top hangi takımda olmasına bakılmaksızın, kalesini koruyan kalecinin önüne bırakılır. Rakibin önüne asla bırakılmaz, çünkü maç o bitmez. Yarıda kalır. Sertlik başlar da ondan. Kurallar ihtiyaç olunca, yenilenir. Ceza alanı dışında, oyunun alanının herhangi bir yerinde ise top hangi takımın, futbolcunun önünde ise onların önüne bırakılır.
Çizgiler bağlı bulunduğu alana dahildir.
Topun tamamı, yerden ve havadan tamamen çizgiyi geçmesi gerek. 12 santimlik çizginin üzerinde ilerliyorsa, bir bölümü içerde, bir bölümü üstünde kalan kısmı da çizgi dışında olsa bile, tamamı geçmemiştir, gol değildir. Dışarı auta, kornere, taca çıkmamıştır, kale alanı, ceza alanını terk etmemiştir.
Bu alanlarının içinde sayılır.
Penaltıda da öyledir, temas noktası çizgi üzerinde ise, çizgiler çevrelediği oyun alanına dahil olduğu için penaltıdır. Topla kim oynuyorsa, hakem atışı o takım için verilir. Pas verildi ileri doğru hakeme çarptı, oyun durduruldu. Top hangi takım oyuncusuna gidiyorsa onun için yapılır. Topun hangi takıma gittiği belli değil ise top ile en son oynayan takım için hakem atışı yapılır. İyi haftalar, kurallı maçlar diliyorum, devamı var…