Gidenler geri, gelmez ki. Döneni de hiç görmedik. Bilmiyoruz, bilemiyoruz. Ö harfi ile başlayan, dü ile biten 4 harfli kelimeyi yazmayı hiç sevmem, yazmam. Vefat etti, toprağa verdik, yaşamı son buldu, rahmete kavuştu, Hakk’a yürüdü, yazmak daha doğru, güzel ve uygun olmaz mı? ‘Onlar diridirler, siz bilemezsiniz’ diye geçer ayette.
Kelimelere takılmak değil benimkisi. İnsansak kelimelerle anlaşırız. Tüm savaşlar o kelimeler yüzünden değil mi? Yunus Emre ne demiş; ‘Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı’.
Belki de gidilen yer çok güzel, biz nerden bileceğiz ki. Gidenlerimiz belki de bizim, için üzülüyorlar, ‘Dünya’da kaldılar vah yazık’ diyorlar. Zaman, mekân ve de yer kavramı olmayan, biten bir yerde. Çok zeki miyiz ki, nerden bileceğiz. Dünya hallerini halledemiyoruz ki, bu kadar elimizden, beynimizden gelen.
Her yaptığımız doğru mu ki, her kararımız doğru sanıyoruz. Ve de yanlışlıktan endişe ediyoruz. Önemli olan insan olabilmek, insan kalabilmek. Birer birer kaybediyoruz güzel insanları. Kayıp şundan bir daha göremeyeceğiz, bulamayacağız belki bir daha.
Sağlığında, yaşamında kadir kıymet bilmek önemli, gerisi de teferruat. O kadar çok ki, insanın çevresi de geniş olunca böyle oluyor. Yazmadan da olmaz ki. Her kayıp erkendir, denir. Yaş küçük, genç olunca daha fazla üzülmek değil bu. Çok yaş almış olsa da can, candır. Gidince, üzer. Önemli olan küs, kırgın, dargın veda etmemek. Veda bile olmayabiliyor, aniden gitmek de var. Sen haklı olsan ne olur ben haksız olsam ne olur. Ya ikimiz de haksızsak? Erken kayıp, veda.
Hakan Ergin, çok iyi insan, iyi vatandaş iyi hakemdi. 34 yaşında, Kızılay personeli, klasman hakemi idi. Yasaklı bölgede denize girdi, çıkamadı. Vefat denice de eleştiri yapmak olmaz, neden öyle neden böyle diye. Her şeyi bilemeyiz ki, mekanın cennet olsun Hakan’ım, nutkum tutuldu ailene, yakınlarına sabır diliyorum, kolay değil. Her veda zordur, hem de çok zor. Anlayabiliyorum, insanım zira. Bu iş pirlerinden, başımızın tacı idi. Halit Kakınç, gazeteci büyüğüm. Aydın, olgun, sözüne güvenilir insan evladı.
Dinleten bir hitabet abidesi. Mustafa Çabuk, tam bir cengâver. Sessiz sedasız çalışır, espri yeteneği insan sevgisi çok yüksektir.
Çok hakkı geçti, çok güzel tüyolar verirdi. Haber yapardık, sayfalara çakardı kendi deyimiyle. Gülcan yengeme sabır diliyorum. Şeref Özdemir, emekli asker Ankara Futbol İl Hakem Kurulu Başkanı. Çok cesurdur, hakemlerine güvenirdi, güvendikleri de boş çıkmadı.
Döneminde Ankara’da çok iyi hakemler çıktı. Yaşar Tabak, Milas’ın saygın, düzgün, onurlu eşraflarından. Milli hakem Ali Tabak’ın babası. Aileden belli. 2003’de vefat eden Aysel Tabak teyzemiz de döneminin en iyi terzilerinden, el beceresi çok iyilerden nakış, dikişiyle tanınanlardan.
İzmir İl Hakem Kurlu üyelerinden, fedakar emekçilerinden gözlemci emekli asker Halil Tamer, babası Safer amcayı da toprağa verdi. Kendi de iyi insan olan. Çevresinde iyilik güzellik sunan, bizlere iyi insanlar bırakanlara, tüm vefat edenlerimize rahmet olsun, şükranlarımla. Yaşayanlarımıza, şimdilik, şu an nefes alabilenlere selam olsun, sabır ve başsağlığı diliyorum. İyi haftalar olsun, görüşürüz değil. Görüşmek üzere, nasipse, kısmetse. O an şu an, selametle, sevgiyle.