Müslümanlar bir ay boyunca tuttukları oruçla, maddi manevi temizlenmeleri sonrasında, nihayet bayram önümüzdeki pazar günü kutlanacak.
Bu ayda Müslüman olup ta mazereti dolayısıyla orucunu tutamayanlar da karşılığında diyetini ödeyerek dini vecibelerini yerine getirip, bayramı da dinen huzur içinde kutlayacaklar.
2025 yılı Ramazan ayında dünya bir tarafa, Türkiye’mizde birçok olaylar yaşadık.
Cumhurbaşkanlığı için projelendirilmiş, hedefinin orası olduğunu saklamadan her fırsatta kullanan, İstanbul Büyükşehir eski Belediye Başkanı Sn.Ekrem İmamoğlu ve partisi CHP yönünden hayli heyecan verici ve hareketli geçti .
İmamoğlu ve beraberindeki elliye yakın kişi, yolsuzluk iddiası ile tutuklandı. Bu Ramazan Bayramı’nı, İmamoğlu ve arkadaşlarının cezaevinde geçireceği kesin oldu.
Ayrıca CHP’deki hizipler, 6 Nisan’da yapacakları olağanüstü kurultay heyecanın etkisindeler. Tüm Türkiye’de vatandaşlar adeta karpuz gibi ikiye bölündü.
CHP Genel Başkanları Özgür Özel başta, tüm muhalif kanat, yolsuzluk kelimesinin, ‘Y’sini bile, kabul etmiyorlar.
Bu konudan hiç bahis açmadan, -siyasetin işidir ve demokrasi, hukuk ayıbıdır- diyerek AK PARTİ’YE yükleniyor.
Masumiyet karinesine sığınıyorlar.
Sanki AK Parti bu yolsuzlukla ilgili Başsavcılığı harekete geçirmiş gibi algı peşindeler.
Aslında olayların açığa çıkışı ve savcılık takibinin başlaması tamamen parti içi iktidar çekişmesi olduğu apaçık ortaya döküldü.
Şikayet eden ve edilenlerin de kendi partilileri olduğu açıklandı.
Tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.
Yargı sonunda Sn.İmamoğlu hakkındaki iddialar, deliller kendisinin adına diploma olayından belki bir ceza almaması da gündemde. Ancak diploması Üniversite tarafından iptal edildi.
Yargılama sonucunu, kararını bekleyip göreceğiz.
Bir başka önemli kritik süreci de, sayın Özgür Özel’in sokak çağrısıyla yaşıyoruz.
CHP üyesi veya sempatizanları dışında maalesef her tür sokak olaylarını kullanan marjinal guruplar ve iktidar karşıtlarını da sokakta gördük.
Bunun sonucu para piyasaları, döviz ve genel ekonomide bir kargaşa çıkarmak için de sokağı açıkça kullandılar.
Türkiye’nin huzuruna ve ekonomisine bile isteye zarar verdiler. Toplumsal olaylar karşısında güvenlik güçlerinin tutumunu takdir etmek gerek.
Burada protesto gösterisini usulünce yapan çoğunluk, güven içinde anayasal hakkını kullandı.
Provokatörlerin bir kısmını, polis gözaltına alıp görevini yaptı.
Bugün için sokaklardaki hareket, istenmeyen olaylara evrilmeden sönümlenmiş gibi. Temennimiz sakin şekilde hukukun, adaletin tecellisini beklemek en hayırlısıdır.
Siyaset, halkı tamamen kutuplaştırıyorsa; gayesi böyle istismar ve yolsuzluk olaylarında bir tarafın suçlularını siyaset yoluyla örtmek veya aklamak bana çok saçma geliyor.
Hırsızlığın, soygunun, suç işlemenin siyaseti mi olur? Partisi mi olur?
Bu gibi durumlarda siyasi partilerin o temsilcilerine aklan da gel demeleri lazım.
Neden mi?
“Beyaz köpeğin pamuk pazarına zararı olur” diyen ne kadar da güzel söylemiş. -Yüzyıllık kurucu partiyiz, Atatürk’ün partisiyiz- diyeceksiniz, sonrada böyle davranacaksınız.
Muhalefetin daha ciddi olması ve ülke menfaatini arkalaması gerekir.
Bu patlayan yolsuzluk olayından, CHP’nin yara almaması için suçluların koruması yerine; Yargının iddiaları karşısında -tek tek bizim belediyelerimizde böyle şeyler olmaz, olamaz- demeliler.
İlave edip -bu kişiler suçlu ise biz bu gibileri bir dakika bile partimizde tutmayız- demeliler.
Ayrıca CHP milletvekilleri de -komisyon kurduk bizde bu iddiaları araştıracağız- demeliler.
Yüz yıllık ve kurucusu Atatürk’ün olduğu parti bunu yapar.
Türkiye’de 85 milyon fert, onlardan bunu bekliyor.
Pazar günü kutlayacağımız mübarek Ramazan Bayramı’nızı, şeker tadında geçirmenizi dilerim.