Yazdığım ‘zor’ yazılardandır. Daha da çok ve iyi düşünmek gerek. Her yıl sezon sonunda, ‘Yetti gari buraya kadar’, ‘Bu böyle olmayacak da’ diyorum. Ve de kahroluyorum. Kulübü, takımı bırakmak, vazgeçmek olmaz, o değil. Yazma, haber verme, fikir vermeye katkı konusundadır bu isyanım. Bir o kadar da kendimi suçlu hissediyorum, vicdanıma işliyor. Pay çıkarıyorum kendime. ‘Şampiyon oluyor, nasılsa yine şampiyon olacak’ diye tutmadık ki biz takımı. Yazmayacağım, maçlarına gitmeyeceğim, diyorum. Tıpış tıpış gidiyorum. Karar değil bu, karardan dönmeyiz. Biz atadan, babadan, komşudan Eşrefpaşalıyız, o kadar. Vazgeçmek olmaz, garip dünya işlerindeki ikili veya çoklu aşklardan değil ki. Sadece bir spor kulübü olmaktan ibaret değil ki İzmirspor. Ahlak, etik, insanlık, delikanlılıktır. 52 yıllık hasret, sevdadır, sekiz yaşından bu yana. Ve de son nefese kadar, inşallah umarım. Halil Erdoğan’dan dürüstlüğü, liyakati, Cavit Ölçer’den delikanlılığı, çalışkanlığı, Doğan Emültay’dan saygıyı, hoşgörüyü, Ali Decdel’den babacanlığı, Hasan Elidemir’den asaleti, daha birçok büyüğümden gördüm, öğrendim, içime sindirdim rahmetle şükranla. Şu fani dünyada yaşayanlarımıza da sağlıklı huzurlu ömür diliyorum. Turgay Meto’dan mütevaziliği, insaniyeti, Aydın Hepanıl’dan efendiliği sevgiyi, Akın Uzun’dan sabrı aklıselimliği, Erdem Özkayımoğlu’ndan dik duruşu, kasım kasım kasılmamayı gördüm yaşadım içime işledi. Ve bu isimler gib, daha birçokları ‘yüzünden’ hem de ‘sayelerinde’ İzmirsporlu oldum. Sayelerinde diyorum Allah razı olsun onur duyarım. Ruhumda taşıyorum, yaşıyorum. ‘Yüzünden’ diyorum’ ne güzel üç İstanbul takımından birini tutmak varken. Nasıl olsa üçünden biri her yıl kesin şampiyon. Çekemediler bünyeye, İzmirspor’um etkiledi iliklerime kadar. Ufacıkken böyleydi, tut işte bunlardan birini. Nasıl olsa Altay, Karşıyaka, Göztepe, Bucaspor sayesinde, her sezon az 3-4 kez ayağımıza kadar geliyorlardı. Tut işte, yok olmadı, beceremedim. Şaka, şaka. Modayı hiç sevmem, takip etmem. Bildiğim yolda gitmeyi severim. Zevkler ve renkler tartışılmaz, ama ben de buyum. Yazsan olmuyor, yazmasan hiç olmuyor, sen yazmazsan ben yazmazsam nasıl çıkacak karanlıklar aydınlığa. Şundan çok istiyorum, şu BAL’dan SAL’dan kurtulmayı. O zaman coşacak alt yapı, ihtiyacı var sporumuzun İzmirspor’a, sporcu fabrikasına. Boşluk doldurmak değişl derdim, sadece bir yazı, haber, ileti değil, ruhumu katarak yazıyorum. İki ucu açık yani. Maça gidip de ona buna hakaret etmek, yenilgiye bahane üretmek değildir İzmirspor. Çalışmaktır aklını ve zekasını kullanmaktır. Zeka derken akçeli şeytani işlere girmemektir. Üstteki isimleri, boşu boşuna yazmadım. Şikesiz, kirlenmeden bugünlere gelen, kimseye muhtaç olmayan, muhtaç kalmayan İzmirspor sevilmez mi hiç. Alengirli işlere girmeden yükselmek de harika olmaz mı? Sakın olmaz demeyin, olur olur. Alt yapımızla olur. Son nefesime kadar bekliyorum, sabrediyorum. Biz böyle gördük büyüklerimizden, sevdirenlere minnetle.
Yaşı 25’den küçükler bilmez, duydu sanki. Öyle bir alt yapı, spor okulu vardı ki. Profesyonel futbol takımı şimdiki adıyla 1.ligde, süper ligin bir altında. Biz ne ara bu hallere geldik. Harika günlerdi, gerçekti hayal oldu. ‘Öze dönüş’ diye başlandı, parola ve de ifade yanlış. İzmirspor dönmez, bir kere. Öncelikle yabancılara kapıyı kapatacaksın. Oyuncu, teknik adam kim olursa. Kâğıt parçası boşa gitmesin, BAL’da bir düzen kurulmuş. Tıkır tıkır işliyor. Olan kulübe oluyor. Şampiyon olan alt yapı takımlarımız var. Koyun o gençleri ‘kapatın el kapılarını’. Çıkamayız diyecekler, ‘şimdi ne oldu toplama takımla’ düştük işte. Eller, eller. Bilmez ki, İzmirspor’u filan, anlamaz. O ücretleri kendi evlatlarımıza verin. 17 yıldır sabrediyoruz, yine sabrederiz. Sabırla üç yılda fişek gibi, Şimşekler gelir, çakar yine. Takımda gençlik güzel, antrenörler niye illaki genç olacak. Fıtrata aykırı, bizimkiler ne güne duruyor ki. Deneme tahtası mı, antrenör staj yeri mi tekaüt futbolcu ocağı mı, İzmirspor. Sahanın içindeki yetiştirmeye bakın. Forma da giymiş niceleri var. Sakın küme düşmenin faturasını Hasan Gostak kardeşime de çıkarmayın. Her şey bitince, gel dediler. Cevdet Çapar, Zeki Çakır, Hasip Ertürk, Zeki Yalçınkaya ve daha niceleri. Kapı gibi de diplomaları var, işi de biliyorlar. Biri BAL’ın kurdu, biri harika taktisyen, biri kondisyoner, biri de iki dakika baskın topçudan anlar rakibin bir sonraki maçları izleyebilir, tüyo verir. Ast, üst gibi saçma kavramlar da olmaz aralarında. Pazar günü kongre vakti. Her seferinde bu kez yazmayacağım diyorum. Boşa umut vermek, kandırmak gibi de geliyor. Ama umutsuz da yaşanmaz ki. İzmirspor demek umut demek. İki başkan adayının listesine giremedim, alınmadım, bu yıl da. Kısmet belki de bu bir işaret, daha iyisi beni bekliyordur belki de. Ya sabır Meto. Kimseyi işaret etmem. Hak eden kazansın. Kavgasız gürültüsüz yaşansın, tıpkı ulvi büyüklerimin yaptığı, beklediği gibi. Başkan adaylarımız Ali Koyuncuoğlu ile Emin İşletir. Tek aday da değil. Çekil kenara denilen de olmadı. Hep yanlış yazılır. ‘Asil üye’ değildir, doğrusu ‘Asıl üye’. Alt tarafı bir nokta demeyin, futbol 12 santimlik çizgiden ibaret değil mi? Geçiremezsen, geçmiş olsun. Listelerdeki isimler de şöyle; Emin İşletir / Mehmet Doğanay, Mehmet Aladağ, İlyas Dündar, Ergün Uruç, İrfan Bural, İrfan Çevik, Erbil Başar, Ertuğ Özeltıltıl, Muhammet Hamza Saran, Ferhat Roşan, Can Aydoğmuş, Yenal Ulusoy. Ali Koyuncuoğlu / Osman Gökçe, Cihan Demir, Güven Uztuğ, Gözde Bilsev, Özer Bür, Levent İskenderler, Hasan Özkoç, Veli Koçer, Asım Pamuk, Ogün Sivri, Yiğit Gür, Mutlu Avcı. Yedek üye adayları da Suavi Sünbül, Celal Demirel, Soner Yediveren ile Melike Noğay. Yıllardır tanırım, takdir ederim sıkı İzmirsporludurlar. Tıpkı asıllar gibi. Önemli olan İzmirspor, gerisi detay, ayrıntı, safsata, teferruattır o kadar. İzmirspor’un selameti için mahalle arkadaşımı bilmem, tanımam. Önemli gelişimdir. Yaşa varol Şimşekler.