DOLAR
49,2145
EURO
55,3224
ALTIN
6.528,22
BIST
12.204,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Açık
25°C
İzmir
25°C
Açık
Çarşamba Az Bulutlu
25°C
Perşembe Çok Bulutlu
26°C
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Çok Bulutlu
28°C

‘Menfaat virüsü’ geldi ligler tatil edilmeli…

08.10.2026 19:48
A+
A-

Şu an virüs var, futbolumuzda. ‘Canı yanan sabretsin can yakan da yanacağı günü beklesin’, müthiş söz.

Anlayana, anlamak isteyene. Hatadan değil, yanlıştan bahsediyorum. Yanlış yol, hatalı yön, adaletsizlik getirir.

Adaleti sağlarken de uygularken de can yanabilir, ah edilebilir konumuz bu değil. Yakma kelimesi, mahvetme anlamında değil. Spor, futbol, hakemlik dilinde, kasten ve de bilerek yapılan gaflet ve dalalettir konumuz.

Adilce kararlar verilirken de can yanabilir veya ‘canımız yandı’ denir, denilmektedir. Normaldir, bu futbolun doğasında, fıtratında var. Yeter ki adalet yerine getirilsin, gerisi de teferruat. Bilirsiniz hakemlere konuşmaya yasağı var, kendilerini ifade etme özgürlüğü yok.

Bu teknoloji çağında buna da hazır değiliz. Maçın hemen bitiminde veya ihraç edildikten sonra, kocaman mikrofon burnun dibine kadar getirilip, karar hakkına sözüm ona görüşleri alınırdı. Ter içinde koşmuş, çabalamış, puan kaybına üzülmüş sporcu başlardı konuşmaya. Atıp tutardı, haliyle.

Bu yüzden ceza alanı bile çok oldu. Biraz soluklansa. Suçlu kim şimdi, konuşan mı mikrofonu uzatan mı ? Bak şu konuşana. Tamam arkadaş görevini yapıyor da o da biraz soluklanıp beklese.

Sinirli insandan, manşet ve demeç çıkarma hevesleri. Hakemlere de mikrofon uzatıldı. Onların tepkisi de farklı yönde olmadı, haliyle.

Zira onlar da insan. ‘Konuşma yasağı’ değil, ‘En iyisi sen, sizler hiç konuşmayın’ mecburiyetidir bunun adı. Konuşmasını, oturmasını kalkmasını bilen hakemler de susturulmuş oldu. Bilmeyenlere zaten gerek kalmadı, torpille geldikleri için de kenarda kıs kıs güldüler, maçlara çıkmaya ‘can yakmaya’ devam ettiler. Kim mi bunlar, sessiz çoğunluk var ya onların içinde, bir de bunun adına da mütevazilik, tecrübe diyorlar. Biz de yiyoruz, sanki. Aslında, sanki korona pandemisi, virüsü varmışcasına ara verilmeli bir süre liglere verilmeli.

Maddi manevi kayıp da olsa da. Milli takımımızın da iyi olmamasının sebebi de ‘hakemlerin sokulduğu durumdur’. Kadro komple yenilenmeli, bir giden bir daha dönmemeli. O kadar çok sağlam ekip var ki sessizce takip eden, ses vermeleri an meselesi.

Farkındaysanız, hep canı yanan hakemler gündemde. Ya diğerleri? Haksızlığa uğrayanlar.

Şunu unutmayalım, ‘Hak etmeden bir yere gelen, hak yemekten çekinmez. Çünkü ona normal gelir’.

Devresinin omuzlarına basanlar, ikili üçlü muhabbet sırasında teyp gibi kaydeden ama, kelimeleri ifadeleri tarzı değiştirip anında yetiştirenler, kuyu kazanlar, gözlemciyi bağlayanlar, dışardan arattıranlar, adları fosforlu kalemle yazılanlar, nedense isim yazarken kalem öylesine bir akar ki kendileri bile şaşırır. Nasıl bir masada alınan karardır ki bilinmez. Masa çok farklı olabilir, önünde isim gelir masası kelimesini de ilave ettin mi işlem tamam.

Maçları ‘kurallara’ göre değil de ‘kafana’ göre veya ‘o kafaya’ göre yönettin mi işlem tamam. Bu da alengirli yol değil mi, haksızlık değil mi? ‘Hakem yetiştiriyoruz’ demekle de varılan kaçınılmaz bir hüsran. Her şeyden önce liyakat şart. Konu üst makamlar da olduğu için, sahada anında karar verilir ama. Böyle konular hassas konular. Sizlere alt yapıdan, getirenlerden bahsetmek istedim. Hakkıyla bir yerlere gelenlerin ağırına gider, hak etmeden yükselenlerin dayanılmaz liyakatsizliği. En çok da bu koyar.

Yazarız sürekli, kabak tatlısını severim de kabak tadı vermesin diye. Liyakatsizlerin, hak etmeyenlerin diliyle, ‘Her maça ilk maçın ve de son maçı diye çıkacaksın’, ‘Kuralları uygula da gerisini boşver’, ‘Büyük takım küçük takım yoktur’, ‘Büyük futbolcu, küçük futbolcu yoktur’ bu en basit ve de ilk olgulara, kurallara rağmen.

Hakkını alamıyorsan, bekleyeceksin. Adalet er veya geç tecelli edecektir. Belki de kurtuluştur, uymamaktır başa gelen. Hak aramak gerek. Mersin’in evladı Vedat Yüksel çıktı konuştu çatır çatır. Kırıkkaleli Hasan Başdemir, alnının teriyle yükseldi.

Ne MHK’ye getirildi ne de gözlemciliğe getirildi. TASKK’da Türk futboluna hizmetini sürdürüyor, kutlarım.

Ve efsanelerimden Müşfik Talaz hocam, Allah gani gani rahmet eylesin. Hakem iken gözlemci iken taviz vermedi kişiliğinden. Geçmiş ile günümüzü karşılaştırmak değildir, amacım.

‘En az hata’ ile ‘Çok da adilce, dürüstçe maç yönetilmesi’dir ülküm. Hayat gelir geçer, yöneticiler gider gelir. Yeter ki sönmesin hakemlik aşkı sevdası ve de adalet duygusu. Varlığım Türk hakemliğine armağan olsun…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.