Hakemliğe başlamak çok kolay. Ücretsiz, bedava. İstemek yeterli. Hakem olmak, hakem olabilmek ve de hakem kalmak, hakem kalabilmek apayrı bir meziyet.
Sevda, sabır, azim, adalet, spor sevgisi ve de insan sevgisi şart. Aday hakemlerden, bu kriterler özellikler hiç istenmedi.
İki dakikalık mülakatta da boy pos, kılık kıyafet ile karizma gösterisi ve de ağzın laf yapmasıyla, bu işler yetenek anlaşılmaz. Hakem böyle tanınmaz. Sahadır er meydanı. Şimdilerdeki gibi de öyle gazetelerde haber değeri taşımaz, yer de vermezler. Daha doğrusu haberleri olmaz ki, haber yapsınlar.
İnternetin olmadığı dönemlerde İzmir GSİM’den her hafta yaz-kış fark etmez mutlaka pazartesi günleri basın bülteni gelirdi, elden imza karşılığı.
Sarı renkli kâğıt, A4 boyutunda, sol köşesi tel zımbalı bol sayfalı, cezalar bile yer alırdı. Nerde ne var kaçta başlıyor haberimiz olurdu.
Her branş için hakem kursları da duyurulurdu. 3.milenyum çağında internet sosyal medya var da. Haber yapılmaz.
Her dernek hesaplarında duyuru yapmak zorunda. Yoksa gazetelerde, çok sayıda da yok artık birinde bile yer almaz. Hakemliği teşvik edici özendirici manşetleri de bugüne kadar hiç görmedim.
TFFHGD il sayfalarına girin başvuru formu var, sonra da takip edin. Barkodu bile var, bu kadar kolay. Başvuru şartların uygunsa kursa katıl.
Ders dinle, dersini al. Koşunu koş, yazılı test ve de mülakat sınavlarını geç. Eğer ki ‘Üç maç sonra süper ligde düdük çalmak beşinci maçta FİFA kokartı takmak istiyorsanız’ sakın başlamayın.
Üzülmenizi, hayal kırıklığına uğramanızı şahsımında kulaklarımın acı bir şekilde çınlamasını hiç istemem, kalsın o zaman. Dedik ya, kursa katılmak ve de hakemliğe başlamak başka bir şey hakem olmak bambaşka bir şey hatta her şey.
Torpil her yerde var, emek, çaba, azim, sahada adalet dağıtma arzusu her şeye değer, yine de siz bilirsiniz. Yoksa mutsuz olup, mutsuz kalırsınız. Dost acı söyler, baştan yazayım da.
Yaşamadan da bilemeyiz ki. Güzelliği burada. Mesela hakem kursuna 200 kişi başvurur, 180’i katılır, 150’si tamamlar, 120’si sınavları geçer.
Maçlara çıkmaya başlarlar. Kimi sıkılır oysa. Her daim heyecan dorukta. Kimi türlü mazeret uydurur, soğur birden, vazgeçer. Her maç her idman bir sınavdır oysa. Hayat da yaşam da öyle değil mi? Her anımız geçici, her anımız, hatıramız da.
Sonra bir de bakmışsınız 200 kişilik sayıdan sadece 25 kişi kalıvermiş. Hem de 3 yıl. 175’i nerde nereye gitti? Böyle hakem olunmaz, böyle hakem olmaz, böyle hakemlik olmaz.
Amatör maçları da takip ediyorum, hakemleri de futbolcuları da.
Çok yetenekliler var, sabırla koruk helva olur. Sadece not vermek değil tavsiye etmek de gerek. İnce nüanslardır, detaylardır hakemi insan yapan, insanı hakem yapan.
Övdüğüm, yazdığım hakemlerin içinde modifiye olanlar da oldu kalifiye kalabilmeyi başaranlar da. Aslında çekinerek de yazıyorum ya yine değişen olursa diye. Sonra vazgeçiyorum. Peki sen yazmazsan ben yazmazsam kim yazacak?
Bornova Sahası’nda bir evlat izledim hakem ocağı, Ertuğrul Dilek, Necmi Temizel, Mustafa Kemal Can (merhum), Nuri Özgüçlü, Akif Uğurdur ile Yusuf Ertem’i çıkaran Manisa ilimizden, Arda Yazgan.
Ee de olsa hocası kim? Karakterli dürüst hakem, Yusuf Ertem. Ya değişirse havalara girerse diye de endişe içinde olmuyor değilim. Değişmeyen tek şey değişimdir gazına gelme, lütfen Arda.
Hakemliğini değiştirme, oku, öğren, maç izle hocalarını dinle, sor. Başına gelmeden, yaşamadan, nüanslar çok olmadan hayatını yaşa, hakemliğini yaşa.
Hayat bir an o da şu an ise, maçlardaki anları da es geçme. İzmir’in yeni yükselen yıldızı Fatih Tokail için de yazdım, değişmedi sürekli geliştirdi kendini. 8 yılda buraya geldi ama 3 günde değil.
Emniyet mensubudur, Bucalıdır, delikanlıdır.
FİFA Kokartlı kadın hakemlerimiz Asen Albayrak ile Melek Dakan da gururla koşuyorlar, geleceğe hepsinin yolları bahtları açık olsun.
Her daim yanlarındayım, düzgün insanlar ne de olsa. Gözleriniz açık, kulaklarınız kapalı, yüreğiniz geniş, ciğeriniz beş okka olsun, her şeyin başında adaletiniz ve vicdanınız yanınızda bulunsun, hiç bırakmayın.