
İzmir Büyükşehir Belediyesi haziran ayı meclis toplantısı, ironik bir “tasarruf” savunmasına sahne oldu. AK Parti grubunun somut faturalarla ortaya koyduğu fahiş fiyat artışlarına karşı CHP yönetiminin yaptığı “Az tüketimi ödüllendiriyor, çok tüketimi cezalandırıyoruz” savunması, akıllara “Dört kişilik bir ailenin insani su tüketimi nasıl ceza kapsamına girer?” sorusunu getirdi.
Meclis Başkanvekili Zafer Yıldır’ın yönettiği oturumda, İzmir’deki su fiyatlandırmasındaki adaletsizlikler somut belgelerle masaya yatırıldı. AK Parti Grup Başkanvekili Hakan Yıldız’ın meclis kürsüsünden paylaştığı iki ayrı döneme ait fatura, sistemin mantık sınırlarını zorladığını gözler önüne serdi:
Bir İzmirli vatandaşın Nisan ayında 22 ton su tüketimine 1.906 lira öderken, mayıs ayında daha tasarruflu davranıp 20 ton tüketmesine rağmen 3.300 lira fatura ödemek zorunda kaldığı belgelendi.
Tüketim 2 ton düşerken, faturanın yüzde 85 oranında artması, mecliste “Vatandaş adına bunun açıklanmasını istiyoruz” seslerinin yükselmesine neden oldu.
Yükselen bu haklı tepkiye CHP’li Meclis Üyesi Saadet Çağlın’dan ezber bir yanıt geldi. Uygulamanın su tasarrufunu teşvik ettiğini öne süren Çağlın, “Amacımız az tüketimi ödüllendirmek, yüksek tüketimi cezalandırmak” diyerek fahiş faturaları savundu.
Ancak bu savunma mecliste tansiyonu daha da yükseltti. Tepki gösteren AK Parti Meclis Üyesi Dilaver Kişili, sunulan gerekçenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek şu eleştiride bulundu:
“İzmir halkının aklıyla dalga geçmeyin. Dört kişilik bir ailenin aylık temel su tüketimi zaten belirli bir seviyenin altına düşemez. İnsani kullanım ihtiyaçlarını ‘çok tüketim’ potasına sokup cezalandırma anlayışının hiçbir mantıklı zemini yoktur.”
Toplantının bir diğer kritik tartışma konusu ise zammın yürürlüğe giriş tarihiyle ilgili “zamanlama oyunu” iddiası oldu. AK Parti Grubu, Haziran ayında yürürlüğe girmesi gereken yeni zamlı tarifenin, hukuksuz bir şekilde Mayıs ayı faturalarına yansıtıldığını öne sürdü.
CHP’li Meclis Üyesi Onur Saatli ise bu durumu, “Tüketim Mayıs’ta yapıldı ama faturalandırma Haziran’da oldu” sözleriyle savunmaya çalıştı. Bu savunma, belediyenin henüz yürürlüğe girmemiş bir tarifeyi geçmiş dönemin kullanımına fatura ettiği itirafı olarak yorumlandı.
İzmir’de altyapı sorunları ve su kesintileri kronik bir hal almışken, büyükşehir yönetiminin fahiş zamları “çevreci bir ödül-ceza mekanizması” gibi sunması, önümüzdeki günlerde de İzmirli vatandaşların cüzdanını yakmaya ve tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.