Yoğun yaşanır, antrenmanlar, ciddiyet, istek, sevgi, maçlar, deplasmanlar, ter, çamur, kar, tipi, ayaz, hareket, övgü, sövgü, hakaret. İnsanlık dışı hak edilmeyen tavır, davranış ve sözler. Yaşayan, yaşamış hiçbir canlının hak etmeyeninden ifadeler, bazen tek çokça da 3-5 kelimelik. Kütüğe, kapıya kız bana ne de.
Olunca da onun adı başka bir şey olur, insanlıktan zaten çıkılmıştır. Tüm sporların emekçileri, paydaşları, emektarları. O kadar çok şeyler yaşar. Not almaz, bir daha yaşanacak sanır. Hayat hatırlatsa da ders alır almaz, sonra da yazmaz. Oysa raporunu yazar. Zorunlu da ondan. Zorlamak, zorlanmak, gerek bazen.
Oyuncu, antrenör, hakem, gözlemci, temsilci, denetçi, teknik adamlar. Her şey biter, kenara da çekilirler.
Maçlar bitti, yaş geçti. İdmanlar da biter, hatta her şeye veda. Çokluktan, yokluğa. Belki de yokluktan çokluğa. Kim bilir. Tamamen bırakılır. Kilolar alınır, göbek çıkar büyür de büyür. İştah mı açılır, yoo. Can sıkıntısı, çene güçlenir, sağlıksız ne varsa, ye iç gitsin. Yok böyle bir dünya. Özel hayat tamam da. Bu kadar da olmaz be kardeşlerim, büyüklerim. Bir defa geliyoruz, bu hayata.
Kararını ver, çok geç olmadan.
İş bu, konu öne çıkma gayretiyle yazılmadı, yazılmaz işim de olmadı, olmaz. Bu bir yargılamak, yermek, tiye almak filan da değil, tavsiye sadece. Herkesin hepimizin genetiği, alışkanlıkları, yaşanmışları farklı. Boşa zaman geçirmek yerine de anılarınızı yazsanız mesela. Kimse kitap yazmaz, aklına gelmez. Fi tarihinde fotoğraflarımızı saklamadık, yazılarımız öyle olmasın bari. Kitap yazmak demek de karalamak, sallamak demek değildir. İntikam almak hiç değil. Neler hissettin, neler yaşadın, gittiğin yerleri gördüklerini anlat mesela.
Özellikle top toplayıcı çocuklar ile saha komiserlerinden kitap yazanını hiç görmedim. Hiç mi anınız yok ? Ders vermek değildir bu, yaptıklarınızı yazın. Hiç yazacak bir konu yok mu ? İlla edebiyatçı mı olmanız gerek yok, asla.
Sizlerden Atilla İlhan, Hıfzı Topuz, Fakir Baykurt, Turgut Özakman, Reşat Nuri Güntekin, Aziz Nesin, Peyami Safa olmanızı ve de onlar gibi bir performans bekleyen de yok. Takmışlar videoya, herkes elinde kamera. Ah bir de güzel Türkçemizi bilseler, yanarım yanarım ona yanarım.
Eşofmana eşortman diyen mi ararsın, herkes yerine herkez diyen, yazan mı ararsınız, gırla, tonla. Bir de çok bilmiş tavırlar, ne kadar sürecek bu. Spordan geldiniz, büyük avantaj. Sizlerin neyi eksik, hadi bi gayret. Tolga Özgülen videolu çekimler yapıyor, beceriyor da güzel.
İnsanı tanımak böyle bir şey, spor sağ olsun. Hakem İsmail Aydın (merhum) çok güzel kitapları var, antrenör Atilla Ferah da yazmaya devam ediyor. Cemal Aydın (merhum) başkanın da raflarda kitabı. Hakem Mesut Yıldız da kaleme sarıldı. İzledim, okudum hepsini.
Ünlü, tanınmış olunca kitapçılar, basım, yayınevleri peşinizde koşar. Satış, rayting hesabı. Kurtuluş umudu, haklılar belki de. Diğerleri de es geçmeden ama. Beklentileri büyük olur, çoğu da fos çıkar. Sen anlat, onlar yazar. Daktilo tuşlarının, klavyenin başına oturmana gerek yok.
Ya fazlaca tanınmazsan, istenilen fazla ise. Sen onların peşinde koşarsın, peşin para isterler. Yıllardır anlamam yok mu bunun mümkünatı ? Teşvik edilirse bu kadar kitle var. Kitap okunma, satılma seviyesi de artar.
Pahalıya da satmayın, her şeyin bir oluru vardır. Niyet, okutmak ise şayet. Mehmet Türken, Nihat Yayöz, Turgay Meto, Ahmet Akçay, Mutlu Çelik, Serdar Çakman, Mustafa Çulcu, Nedim Göklü, Galip Bitigen, Satılmış Kavacıklı, Ercan Ertemçöz ve daha nice değerli efsanelerim neden kitap yazmaz ? Şaşılası durum. la. O kadar çok anı var ki. Ahmet Akçay hocam mesela, hayat bu her an her şey olabiliyor. Eşi, hayat arkadaşı Gülsüm teyzemi kaybetti, rahmetle. Sanırım o yüzden vazgeçti veya erteledi, olabilir olur insanlık hali saygı duyarım. Yaz Ahmet hocam yaz. ‘Özel ve muadili olmayan insan evladı’ İhsan Türe hocamın, anılarını yazmak, basmak için az mı peşinde koştular. Okumayı sever ama yazmayı sevmezdi, rahmetli. Ona da yazdırdılar. Bir daha basılmadı, eski kitapçılarda vardır illaki. ‘Tanrı’nın Küçük Oğlu, bir hakemin anıları’ İhsan Türe, 2002 basımı. Atilla Türker, Arif Kızılyalın, Abdülkadir Yücelman (merhum), Hasan Pulur (merhum), Bilgin Gökberk üstatlarım, tarihe not düştü. İlla büyük isim olmaya gerek yok. Herkesin anısı, anlatacağı yazacağı vardır. Alınganlar çıkabilir. Gün gelecek, belki de futbol denen spor dalı olmayacak. Olursa da canlılar olmayacak, oynamayacak, yöneteni olmayacak.
Dron, robot, monitör işlem tamam, buyur hakemsin. Yetecek belki de. Olmaz mı diyorsunuz.
Görüntülü telefonu da anlamıyorduk. PTT’de çağırmalı günleri görenler, WhatsApp üzerinden çatır çatır görüntülü, canlı canlı konuşabiliyor. Olmaz olmaz, demeyin. Olur, olacaktır da. Kitapla ne alaka dediğinizi duyar gibiyim. Uçmaz, kaçmaz, elektriğe de ihtiyaç yok.
Oku okuyabildiğin kadar, yaz yazabildiğin kadar. Sabahattin Koludar, yaşayan efsanem, kitaplar yazdı, öğrenci yetiştirdi, okuyabilirsiniz, bulabilirsiniz. Başka efsanemin kitabını yazdılar, daha doğrusu hakkında anılar içeren kitap. Kendi yazsaydı, söylese miydim, ukalalık etse miydim bilemedim, pişmanım. O kadar anısı var ki, okuyamıyoruz, yok. Kitap yazmasa da görünen, materyal anıları, İzmir İnciraltı Askeri Gemi Müzesi’nde halka açık, gezebilirsiniz.
‘Değerli Metin hocam, hayatın her anı karar vermedir. Yaşamında vereceğin her karar sana güzellikler getirsin’ 10 Şubat 2026 Salı, İzmir, 1.basım Ocak 2026. Not düştü, gönderdi sağ olsun Serkan Sancaroğlu. Futbol hakemi, yaşam koşulları gereği hak ettiği yere gelemeyenlerden. Bu karar ona ait değil. Kader, mukadderat diyelim. Masterler liginde devam ettiriyor hakemlik sevdasını, yazma aşkı da alevlendi. Devam ediyor ikisine de başarılar kolaylıklar diliyorum. Okuyanın bol olsun Serkan kardeşim. Yeni, aslında ilk kitabı ‘Karar ver’. Kitabın ilk sayfası İstanbul’da geçiyor, Metin adıyla ile başlıyor. O Metin ben değilim, adaşım hakem de değil.
Türü; roman. 158 sayfa, Eftalit Yayınları ile Kaplan Ofset’ten.
Editör Yılmaz İmanlık, sayfa düzeni de Bahadır Yılmaz’dan.
Değişik bir kapak, gizemli, ürkütücü, alevli, canavarlı filan.
Sportif yazıya, bu kapak oılmazdı. Hakemlikle de ilgisi yok, yazan hakem sadece. Hani ilk intibalar vardır ya. On binlerce kelime, Türkçe, yabancı dilde, latince bir de. ‘Karar ver’, bir daha okudum emin oldum, hızlı bakınca ‘Game Over’ sanmışım. Şartlı refleks, hakem ya.
Yayınevi de Naftalin gibi, Eftalit imiş. Eleştiri değil bu, pimpirikliğim affediniz. Serkan Sancaroğlu; O bir hakem, futbol hakem camiasından. O terbiye, edep, etik ve ahlakla büyümüş insan. ‘Bir solukta okudum’ lafına inanmam, külliyen asparagas. Başladım, bitiremedim, daha. Sindire sindire, hızlı okuma tekniği de saçma gelir bana. İyi gidiyor, güzel yazmış Serkan. Babasını 8 yaşında kaybetti, sorumluluklar yüklendi, o zamanlarki o minik omuzlarına.
Çalışma hayatına atıldı. Şimdinin çoğunun mesleği hakemlik, severek mi yapıyorlar emin değilim. Hataların, kaosun sebebi belki de nedeni burada saklı. İlgi, sevgi dışarı, zaruret içeri, sanki. 1996’da hakemliğe başladı, 1998’de askere gitti. İHK Üyesi, Eskişehirspor’un yaşayan 1 numarası Taşkın Yılmaz hocam, ‘Gitme evlat, ertele’ dese de hayat bu.
İyi hakemdi, kıuralları iyi özümsedi, iyi de bilir. Döndü askerden, iş hayatıyla zorlandı, bırakmak zorunda kaldı, 2003’de. Ancak hakemlik aşkı bitmedi, Tolga Özgülen davet etti, ‘Gel masterlere dedi. 7 sezon TFF’de yaptı, birlikteydiler.
Alaybey ile Deniz masterlerde futbol oynadı, çapraz bağları tamam dedi, hakemliğe yöneldi tamamen.
Top oynamak başka, hakemlik başla. O mücadele var ya. Kitap da yazmak istiyordu, muradına erdi. Hakemlik de olmasa da. Orada öğrendikleriyle, yaşadıklarıyla kitap oluştu. Kurs hocaları Hamdi Kutval ile Hasan Ceylan, İHK Başkanı Rıza Saraç hocam (merhum). Volkan Alabaş, İsmail Çama, Akile Çama, Tolga Özkalfa, İpek Yalınkılıç, Volkan Akay, Ekrem Kan, Serpil Ateşçi, Özlem İlkme, Bülent Türkekul ile Bora Boralı devreleri. Hakemliğe, spora meraklı evladı Toprak ile eşi Çişem hanımla ömür boyu mutluk diliyorum Serkan’ıma. İş bu yazı, haber, tanıtım menfaat içermez.
Çalışanı, çalışmak isteyeni, gayret göstereni, iyi niyetli, iyi insanları da desteklemek için yazıldı. Hele bir de sporcu ise. İşimiz de bu, gücümüz de.
Başkaca da beklentim yoktur, sevgi ve saygılarımla.
Sporsuz kalmayın, lütfen…
