Hasan Hüseyin Korkmazgil’in şiiridir, ‘Haziran ölmek zor’…
Ölüm en geçinden olsun, inşallah.
Başlığıma açıklama getireyim, istedim.
Devam ediyoruz, saygılar…
Mayıslar, futbolcular için maratonun sonu, şampiyonluk, kümede kalma sevinci ile bir alt kümeye düşme üzüntüsüdür.
Futbolun doğasında, insanlığın fıtratında bu var. Hiçbir değişiklik olmaması mümkün mü?
O zaman da.
Ne tadı olur ne de takip edeni ile heyecanı olur ki. Yeter ki; adilane olsun.
Hepsi, her şey insan olanlar ve de insan kalabilenler için. Ağacın, kuşun, rüzgârın haberi bile yok, insana özgü bir durum maçlar, ligler.
Futbolcular derken genellemedir, teknik adamlar, başkanlar ile yönetimleri, saha komiserleri, sağlık görevlileri, saha ve stat personelleri, hatta fark edilmeyen ‘top toplayıcı’ evlatlar için de bir sınavdan ibarettir, geçen ay. Mayıslar biter, transfer başlar. Daha da hareketlenir oysa.
Haksızlıklar adaletsizlikler de olur.
Koca sezon emek harcamayan, oynayıp oynamadığı belli olmayan, son 4-5 hafta oynar, taraftarına pek şirin görünür, çok daha iyi şartlardaki başka yere kapağı atar.
Nasıl bir şeydir, çözemedim. Antrenör şampiyon yapar, en büyük pay ve de katkı ona ait iken. Kulüpte tutacakları yerde, ‘kan değişikliği derler, kapıyı gösterirler. Ailesini ihmal eder geceli gündüzlü emek verdiği takımı, elden gider. Kara kara düşünmeye başlar ki, boşta kalır. Yerine de o koca sezon yan gelip yatan başka biri gelir, hazıra konar. ‘Bir beden büyük’ gelir, bir de bakmışsın takımı, geldiği yere dönmüş.
Primlerle filan, çıkarandan bir de daha çok kazanmış olur, en büyük adaletsizlik. Şampiyona vermediklerin, haydaa çöpe. Hakem ve gözlemciler için haziranlar, sınav, yükselme, düşme, yerinde kaldığına sevinme aylarıdır. Bir nevi bu da sınav. Kriter denen bir şeyler vardır, haksızlığı önlemek içinmiş. Ancak, torpili önlediğini söylemem. İstediklerini çıkarırlar mı, istemediklerini düşürürler mi? Bilemem, ispatlayamam.
Geçmişte olmadı değil. Koşamayanı gizlice koştu gösterdiler, test sınavlarında tam puan alıp, maçta kural hatası yapanları da gördük, yaşadık. Altta, üst klasmana yükselen ve de klasmanda yer alacak gözlemcileri yazdım. Adalet dağıtan, dağıtması gereken hakem camiasının, kendi içinde adaleti yoktur. Eskilerde bir imza, bir kalem oynatmaya, şimdilerde de bir klavyenin enter tuşuna bakar. Allah utandırmasın. Her yerde, her şeyden önce adalet.
Yazarken bile ilk şart, adalet.
Bana böyle öğretti, hakkıyla hakemlik, gözlemcilik yapan, hakkını veren. Hakemlik sayesinde tanıdığım, ünlü olan veya ünlü olmasa da yüreklerde isim yapan, kaliteli karakterli büyüklerim sayesinde minnettarım. Bu saatten sonra da değişemem ki. Adımdan belli.
Zamanlarının hakemleri gözlemci olarak devam edecek.
Muğla’dan Akif Uğurdur, Manisa’dan Volkan Ahmet Narinç, Aydın’dan Erbay Aldemir, Diyarbakır’dan Adem Elgörmüş, Eskişehir’den Hakan Sivriservi, Ankara’dan Ali Uluyol, Hasan Serdar Çakıroğlu, Cengiz Akyüz, Recep Sürhat Müniroğlu, Cem Papila, Ayhan Akgöz, Antalya’dan Erkan Özdamar, İstanbul’dan Levent Güzen, Emre Malok, İzmir’den Halis Özkahya, Aykut Gümülü, Tufan Akçay, İsmet Arzuman, Erol Ersoy, Serkan Gençerler, Kırıkkale’den Fethi Serkan Koçak, Kocaeli’den Alper Çetin, Kütahya’dan Hasan Küpeli, süper lig gözlemcisi.
Diyarbakır’dan İlhami Çetin, Ankara’dan Necla Akdoğan, Abdullah Ayar, Bülent Günen, Adana’dan Mustafa Kürşad Uçar, Antalya’dan İsa Cengiz, Denizli’den Birol Güldane, Emrah Bayrakçı, İzmir’den Murat Saraç, Gürhan Güneykaya, Bülent Türkekul, Hayati Doğan, Gürcan Temizel, Volkan Aymankuy, Uşak’tan İbrahim Süslü, ile Hüseyin Altıntaş, Veli Karakaya, Özay Dönmez, Bilecik’ten Fatih Gündoğdu, Barış Yavaş, Bursa’dan Oğuz Kara klasmandalar.
Akınıza başka şeyler gelmesin, hepsi bu kadar değil tabi. ‘Altın makasla’ kısalttım bu kadarını yazabildim. FİFA Kokartlı sevgili hocam, başımın tacı, üzerimde çok emeği olan Talat Tokat, ameliyat oldu acil şifalar dilerim. Eskişehir sıcağı, güneş tepede, klasman için koşudayız. Bir ses, ‘İzmirli evlat bas’. Baktım Kazım Ünlüsoy hocam. Beni deniyor yoruldum mu nabız filan. ‘Turu unuttum hocam’ deyiverdim, ‘iki tur var bas’ dedi. Tempoyu da daha artırdım, ben habire basıyorum meğer son turmuş.
Bırakanlar olunca anladım, ‘Devam sakın bırakma’ dedi. O gazla, ilgiyle de bastım kendi çapımda 12 dakika da 2990 metre koştum, ilk ve son oldu zaten 10 metre daha gitseydim bol sıfırlı olacaktı. Ona yandım. Kazım hocama rahmet diliyorum hakkı ödenmez. Bana yazdıran da kokartlarının FİFA olması değil, önce insan ve de adam gibi adam olmaları. Kazım Erçakır hocama da 40 yıllık emeği için naçizane teşekkür ediyorum.
MHK’ye İHK’ye gelmek, gözlemci olmak değil, sadece konu. Diğer sporun paydaşlarında başkanlıklara, yönetime çok güzel ve de uygundur. Muğlaspor’ da başarılara imza atan hakem, gazeteci, başkan Cem Kaytan’a, bir isim daha katıldı.
Klasman hakemlerinden Ömer Altuntaş, ASKF Aydın Şube Başkanlığına seçildi. Başarılar diliyorum hepsine, hayırlı uğurlu olsun. Yıllarca klasmanlarda hakemlik, gözlemcilik yapan hocalarım Satılmış Kavacıklı ile Rüstem Kurt’un da futbolda değil, hentbolda süper lig gözlemcisi olduğunu bilmiyordum, yeni öğrendim.
Öğreneceğim çok şey var, daha çook yazmam ve de çalışmam, hakkını da vermem gerek.
Muhabbetle, dostlukla…