Bir zamanlar ve de yakın tarihte, Milli takımlarımız, üç büyükler kamp yapardı…
Sağlıkçı Süleyman Ziyanoğlu kardeşim başlattı her şeyi.
Milli hakem, gözlemci, emekli astsubay İsmail Uludinç (merhum) hocam teşvik etti.
‘Hadi hadi yürürsün, sahada koşan adamsın’ sözleri hala kulaklarımdadır.
Bir de Selahattin Tapul fedakâr cefakâr başkanım, olmasa gitmezdim, eşi Nur Türk de gelecekti annesine bakıyor evde, sağ olsunlar.
Yaş ilerliyor haliyle, en son 7 önce dağlarda yürümüştüm, öncesinde üst üste 13 pazar günü kendime ait, rekorum da oldu. Ege Dağcılık ile başladım, devam ediyorum her hafta olmasa da. Çok güzeldir, tertemiz hava.
Su, mesela kaynağından, iç içebildiğin kadar şişkinlik yapmaz ki. Düz yolda da yürümek de gerek ama, engebeli yerde, doğada, toprakta, dökülmüş yapraklara basa basa yürürken, her kası çalıştırır, dolaşımı rahatlatır.
Tehlikeli değildir, şehir daha çok tehlikelerle dolu aslında. Başkanın yeğeni Erdem’i de anmış olduk, İsmail hocamı da.
Erdem erken kayıp, bastığı yer çukurmuş, altında kaldı.
Güzel insanlar, İsmail amca son zamanlarda dağı bırakmıştı, Feryal teyzem de hasretine dayanamadı, bizlere veda etti. Uludinçlere Cem ile Mete’ye, Tapul ailesine Ege Dağcılık ekibine de sabır diliyorum, mekanları cennet olsun. Ekip sağlam ve de iyi, şoföründen en arka oturana kadar. Yürümeye, doğayı dinlemeye gelenlerden onlar, tek amaçları da bu. Minibüsü de kullanan Nebil Gemicioğlu’na da ayrıca teşekkür ediyorum, sağ salim götürdü getirdi.
Hız yapmadı, riske sokmadı hiçbirimizi, yüreğimizi ağzımıza getirmedi, sağ olsun.
Sart’ta yılların dağcısı Gürsel Yıldırım karşıladı Zirve Dağcılık’tani iki tepsi börek ile.
Kuzine sobada hamuru açtı, içini hazırladı, pişirdiler 90 yaşındaki annesi Elif Zeynep Yıldırım ile kardeşi Hasibe Girgin. En doğalından, çay da. Suyundan belli. Avni’nin Yeri’nden Avni Kılıç abimizden, geçmişte de çok güzel karşılardı, genetik galiba. Amaç kazık atmak değil, Sart’ı en iyi şekilde temsil etmek. İnsanlar gelir geçer, ama unutmaz. Avni’nin Yeri, oğlu Sedat Kılıç’a emanet. Laf olsun diye işini yapan esnaflardan değil, gözlerinden bile o kadar belli ki.
Baba, oğul Kılıçların elleri, emekleri dert tasa görmesin. 21 yıldır yürüyor Gürsel Yıldırım, İsmail Dönmez’den devralmış. Ak ailesini aradı gözlerim. Unutmadım, çok emekleri geçti, muhteşem çifttir. Dağda da ele ele, omuz omuza yürüdüler yıllarca. Evde tedavi gören Saadet ablama acil şifalar diliyorum, Mehmet abime de minnettarım, sevgi ve saygılarımla.
Spor bunun neresinde derseniz, tam içinde asıl spor bu. Menfaatsiz, karşılıksız, maddi beklenti olmadan, olanı da meslek zaten. Bozdağ ile Gölcük’e Ödemiş’ten de Sart’tan çıkılıyor, çocuk iken bile gitmişliğim, ekmeğini suyunu içmişliğim vardır. Hele ki Gölcük. İki otel vardı, eski ve yeni otel. Yenisi de eskidi tadilatta, eskisi de başımızın tacı Mustafa Kemal Atatürk’ün kalmışlığı da var. Cenneti görmedim ama cennetten bir köşedir, İzmir Ödemiş Gölcük Yaylası.
Coşkun Özarı, Bora Ekşi, Necmi Perekli, Alpaslan Eratlı, Turgay Meto hocalarımı ilk kez orada gördüm.
Daha da hayran kaldım. (A) Milli takımımız, genç milli takımlarımız başta olmak üzere, Altay, Göztepe, İzmirspor, Altınordu, Aydınspor, Ödemişspor’un haliyle kamp yeriydi, takip ederdik. İstanbul ve Ankara takımları da kamp yapmaya gelirdi.
Ne oldu da her şey değişti. Giden yok artık. Reklamı mı yok. Yoksa kötü reklamı mı var, bilemedim. Saha nizami aslında, öyle duruyor, boynu bükük. İlgisizlik var da diyemem, her şey var orada evler, dükkânlar, kebapçılar, lokantalar, kafeteryalar. Bir el atsak diyorum oraya da. Engel olan da çıkar, haliyle rekabet dünyası, kapital meselesi. Sportif işlerde modadır yurtdışına gitmek. Oysa Gölcük’ü Bozdağ’ı tercih etseler. Paramız da burada kalır, iyi olmaz mı ?
Ne yapayım, yerliden yanayım, gezerken bile haber yazıyoruz, huyumuz.
Maşallah enfes ormanın içinden geçerken, çöp görmedik. Atmadıkları için mi, yoksa ‘aman ne işimiz var oralarda’ diyenler sayesinde mi, bilemedim. Kapris yapmayan, ekip ruhu taşıyan, spor dostlarına, herkese çok teşekkür ediyorum. Kuru, genel teşekkür etmiş olmayayım, adlarını buraya bırakıyorum, bir daha görüşmek üzere. Ayhan Boran, Osman Avcı, Necla – Bis Sharkly, Murat Kartal, Ege Pektaş, Selahattin Tapul, Bedia Işık, Gürsel Yıldırım, Nebil Gemicioğlu, Arslan Şavul, Cengiz Leventgelen, Nevin Yılmaz, Nursel Öztürk, Nevin Yılmaz, Mualla Uyar, Ayşe Özgür, Engin Dallı, Nihal Avşaroğlu, Reyhan Kapu ile Argun Özsoylu. ‘Bekle bizi Gölcük ile Bozdağ’, diyeceğim de. Bekliyorlar zaten, asil ve dimdik.
Gidin görün kulüplerimiz, takımlarımız, Yakın çevresinde oturup, görmeyeni de var. İnsan memleketini merak etmez mi, destek olmaz mı ?
Bu bir reklam değildir, vatandaşlık görevimdir, o halde yaşasın spor.
Gölcük ile Bozdağ sporcularla daha güzel.


