
Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü kapsamında hayati uyarılarda bulunan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tolga Esetlili, Ege Bölgesi’ni tehdit eden sinsi bir tehlikeye dikkat çekti. Çölleşmenin sadece uzak coğrafyalara özgü bir sorun olduğu yanılgısından kurtulunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Esetlili, kıyı arazilerindeki tuzlanma, kaçak kuyular ve plansız kentleşme yüzünden Ege topraklarının fark edilmeden, sessizce kaybedildiğini vurguladı.
Akdeniz Havzası’nın iklim değişikliğinden en şiddetli etkilenecek bölgelerin başında geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Esetlili, Ege’deki durumun ciddiyetini şu sözlerle aktardı:
“Bölgemizde artan sıcaklıklar, azalan su kaynakları, düzensiz yağışlar ve uzun kurak dönemler, tarımsal üretimimiz için çok ciddi bir risk oluşturuyor. Açıkça söylemek gerekirse; bugün yaşadığımız su stresi ve kuraklık belirtileri, gelecekte karşılaşabileceğimiz çok daha büyük sorunların habercisidir. Toprak verimliliği ve üretim kapasitesi maalesef yavaş yavaş, görünmez bir şekilde yok oluyor.”
İzmir’in son yıllarda en hızlı büyüyen kentlerden biri olduğunu belirten Esetlili, betonlaşmanın yer altı sularını nasıl kuruttuğunu açıkladı. Plansız kentleşme nedeniyle yağmur suyunun toprakla buluşamadığını ifade eden Prof. Dr. Esetlili, sorunun boyutunun tarımsal olmaktan çıkıp milli bir krize dönüştüğünü şu çarpıcı tespitle özetledi:
Binlerce Yıllık Kayıp: Bir toprağın oluşması yüzlerce, hatta binlerce yıl alırken; yanlış kullanım nedeniyle bu paha biçilmez kaynak çok kısa sürede yok olabiliyor.
Ulusal Güvenlik Meselesi: Toprak koruma, yalnızca tarımsal bir faaliyet değil, aynı zamanda doğrudan bir ulusal güvenlik meselesidir.
En Sinsi Tehdit: Kaçak Kuyular Deniz Suyunu Toprağa Karıştırıyor!
Bölgedeki en büyük yaralardan birinin bilinçsiz yer altı suyu tüketimi olduğunu belirten Prof. Dr. Esetlili, “Gizli Çölleşme” olarak tanımladığı tehlikeyi şu sözlerle deşifre etti:
“Ege kıyılarında özellikle kaçak kuyular vasıtasıyla yapılan aşırı yeraltı suyu çekimi, deniz suyu girişimine yol açıyor. Deniz suyu yer altına sızınca topraklar tuzlanıyor; bitki gelişimi güçleşiyor ve zamanla üretim tamamen imkansız hale geliyor. Bu süreç çok yavaş ilerlediği için maalesef kamuoyunun gözünden kaçıyor.”

Üniversitelerin toplumsal krizlerde çözüm merkezi olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Esetlili, Ege Üniversitesi olarak sadece sorun tespit etmediklerini, sahada aktif olarak çalıştıklarını belirtti. Yerel yönetimler ve üreticilerle omuz omuza verdiklerini ifade eden Esetlili; sürdürülebilir arazi yönetimi, su verimliliği, hassas tarım ve iklim değişikliğine uyum stratejileri üzerine önemli projeler yürütmeye devam ettiklerini müjdeledi.
Açıklamasının sonunda genç nesle tarihi bir çağrıda bulunan Prof. Dr. Mustafa Tolga Esetlili, çevre bilincinin hayati önemini şu güçlü mesajla noktaladı:
“Toprak, sadece üzerinde yürüdüğümüz bir yüzey değildir; gıdamızı, suyumuzu ve yaşamımızı destekleyen stratejik bir doğal kaynaktır. Çölleşme, toprağın sessizce kaybedilmesidir. Şunu asla unutmamalıyız: Bir ülkenin geleceği, sahip olduğu verimli topraklar ve su kaynakları kadar güçlüdür.”