Gol için sarılanlar, daha yerine oturamadan.
Topu kalesinde gördü.
Yine de oturamadı.
Ayakta maçı tamamladılar.
Sevinç ile kalktılar, şok ile oturamadılar.
Neredeyse her maç için böyle diyorlar.
‘Nefes kesen maç, heyecan dorukta, nefesler tutuldu, kaçırmayın, iki saat kaldı, kim kazanacak, hakem hangi takımlı’ falan filan.
Reklam dünyası tamam da.
Her maç için de denmez ki.
Peki bundan önceki maçlarınız, ‘muhteşem, bir daha yaşanmaz, efsane’ ise.
Fenerbahçe – Kasımpaşa maçı da ne ki.
Hele ki son 15 dakikası.
Koskoca Fenerbahçesin sen.
Yatarak, çimlere yayılarak zaman geçirme devri kaldı mı ?
Öndesin işte uzatmalar oynanıyor, daha ne diye uzatırsın ki işi.
En iyi uzatma, oynatmaktır maçı da uzatmaz, uzatmaya girmez.
Bastır bastırabildiğin kadar.
Geriye çekilme tamam da.
Sağa sola açıklara yolla topu, koşsun adamların.
Yok ayak çekmeler, kramplar.
Beyler sizler amatör müsünüz?
Ne yapacaktı ya Kasımpaşa, yatacak mıydı?
Topunu oynadılar.
Milat maçıydı, Fenerbahçe için dönüm noktasıydı.
Yürüyüp gidecekti, puanlar eşit olacaktı.
Şimdi bekle dur, rakibinin yenilmesini.
Hakem Yasin Kol’u kutlarım.
Tereyağdan kıl çeker gibi yönetti.
Hataları olmadı mı, olacak o kadar.
Aldatmacalara kanmadı.
Kartları denk ve yerindeydi.
Kusur ararsan bulursun.
Lütfen giden puanları Kol’a kolayca yüklemeyin.
Tebrikler, Yasin.
Her iki takımı da kutlarım, iyi bir mücadele izledik.
Çirkefe yatan, yorulunca dinlenmek için yaygara yapan, bunları da hakemlere yükleyen olmadı.
Tebrikler, takım.
Fenerbahçe bitti mi, ne olur bilemem.
Zaten Galatasaray puan kaybetsin, Fenerbahçe de nazire yaparcasına yenemez.
Bu böyle, heyecan bitmesin diye mi ?
Oysa heyecan, kaos, çekişme, adrenalin, gündem.
Böylece bitti.
Gelecek maçlara bakacağız gari…