“Müesses eski nizamda” vesayetin pek bırakma niyeti yoktu. Yargı yoluyla AK Parti’yi kapattırma girişimi başlattılar.
TBMM de seçilen Cumhurbaşkanını, Atatürk’ün Köşküne oturmasın, seçim kabul edilmesin diye aynı çevreler 367 oy şartı garabeti, dayatmasıyla geldiler.
Bu vesayet ve 28 Şubat artıklarının tüm çabalarını boşa çıkartan hükümet, nihayet 1980 darbecilerini de yargıya havale ederek askeri vesayete son verdi.
Ancak ordu içinde ve resmi kurumlarda yuvalanmış paralel devletçi FETÖ örgütçüleri, bu kere de
15 Temmuz 2016 da kalkışma yaptılar. Halkımız ve güvenlik güçlerimiz, ordumuz içindeki bu kalkışmacıları 251 şehit vererek önledi.
Birçoğu yurtdışına kaçan FETÖ’cüleri yargılayıp artıklarını da yuvalandıkları devlet içinden tasfiye etti. Hala edilmekte.
Son yirmi iki yılda bunları yaşadık.
Arada çeşitli oyunlar, Taksim gezi kalkışması denemesi ve büyük sermayenin eski alışkanlıkları nüksetse de hepsi gerekli cevabı aldılar. Her tür yıkıcı, bölücü tehlike ile uğraşan hükümet, kırk yıllık bir cani örgüt olan PKK ile mücadelede üstünlük sağlayıp yurt içinde bitirdi.
Strateji değiştirerek sınır dışındaki operasyonlar ve yürüttüğü politikalarla bu günlere, zorlu süreçleri başarı ile aşarak geldi.
2002 yılındaki genel seçimlerden beri girdiği her seçimde galip gelerek bir siyasi rekor kıran, Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümet yönetimleri ile 2025’e geldik.
Erdoğan, önümüzdeki 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimi için de yoğun çalışmalarla AK Parti teşkilatlarını halkla bir olmaya hizmete devam etmeye davet ederek, talimatlandırdı.
Ülkemiz ve dünya siyasetindeki hareketlilik olanca hızıyla devam etmektedir. İkinci Dünya savaşından sonra, soğuk savaş sonrası dünya ve ülkemiz çevresinde birçok yerde, sıcak savaş devam etmektedir. Ülkemizin egemenliği ve topraklarında gözü olan devletler, düşmanlıklarını en üst seviyeye taşıdıkları bu son yıllarda Hükümet ve başında sayın Cumhurbaşkanımız tüm devlet görevlileri ve kurumlarımızla ülkemizin bekası için Cumhur İttifakı ortağı MHP ile birlikte içerde ve dışarda başarılı müdahale ve mücadelelerini sürdürmektedir.
Muhalefet ise doğal olarak önümüzdeki 2028 seçimleri için şimdiden parti içi çalkantıları bitirerek adayını resmi olarak açıklamak derdinde.
Fakat parti olarak doktrinleri ve bugünkü uluslararası gelişmeler karşısında pek bir çalışma derdinde de olmadıkları aşikar. Yurtiçi ve yurtdışındaki olaylara, hükümet karşısında, alternatif politikalar sunduğu söylenemez.
Ana muhalefet asıl görevini yapamamaktadır. 2028 seçimleri için kazanmanın ancak şimdiden aday belirlemek şartıyla, olacağına inanmışlar gibi görülüyor.
Bu işi yaparken, parti içi bitmeyecek dalgalı denizlere açılmış olduklarının farkında da değiller.
Adaylarının sayın İmamoğlu olması için var güçleri ile parti yönetimi olarak her şeyi mübah gibi görüyorlar.
Ben bir sade vatandaş olarak şahsen şimdiden aşağı yukarı belli adayları olan İMAMOĞLUNA katiyen oy vermem!
Neden mi?
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetmek için büyük yetenek, yeterlilik ve devlet adamlığı ister. Uluslararası tecrübe ister. Yalnız makam için medeni cesaret gösterip aday olmak yetmez.
16 milyonu yönetirken üstün başarılı olmak şart. Otobüsü yanarken metrosunun merdivenleri bile çalıştırılamazken şehrin geleceği ile ilgili temel atmama yaparak, çareyi devamlı şehir dışında gezerek aramak. Verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirememek.
Engelleniyorum param yok diyerek siyasi polemik üreterek, nereye kadar.
Yabancı ülkeler ekonomik ve siyasi sıkıştırmaya kalkınca, yine şikayet mi edeceksiniz?
Mevcut adaylar içinde de en vasıflı, yetenekli, dürüst, vicdan sahibi, ülkesini ve vatanını sevmekte de diğerlerinden daha fazla puan toplamak gerekir.
Şikayet değil çözüm odağı olmak, mevcut sıkıntıları dirayetli yönetim becerisi ve zeka ile aşmak gerek. Onun için bana göre sayın İmamoğlu yeterli aday değildir.
Çünkü karşısındaki aday Sayın Cumhurbaşkanı RECEP TAYYİP ERDOĞAN, Liderlik terazisinde kendisinden daha ağır çekiyor. Mukayese bile edilemeyecek seviyededir. Her belediye başkanı seçilen, cumhurbaşkanı olur gibi saçma fikirler ileri sürenler var. Bir zamanlar da her genel kurmay başkanı emekli olunca cumhurbaşkanı olur. Dayatması gibi anti demokratik darbe ürünlerine de heveslenmemek gerek.
Her belediye başkanı değil, Her belediye başkanlığında isabetli devlet adamı olduğunu ispatlamak şart.
Çünkü o devirler bitti. Vesayet bitti.
Şimdi halkımız neylerse güzel eyler.
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”
Akıl da millette.
Oy da millette..