Türkiye’de siyasetçi olup seçilmek veya seçmen olup oy kullanmak.
Yani seçmek, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının anayasa ve yasalarla teminat altına alınmış hakkıdır.
Ancak bu işler de bir yasaya ve yönetmeliğe bağlıdır.
Yasa ve yönetmeliklere uyarak, Anayasal hak kullanılır.
Yüksek Seçim Kurulu, seçimleri yürütür.
Kurul başkanı ve üyeleri hakimlerden oluşur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti yönetimi, 1923’den beri yapılan seçimlerle kendisini yönetecek siyasetçileri vatandaşlar seçmişlerdir.
1946 yılından sonra tek partili siyasi hayattan çok partili hayata geçilen ülkemizde seçimler yapılmakta ve halkın oyları ile demokratik usullerle ülkemiz yönetilmektedir.
1950 öncesi 1946 seçimlerinde açık oy gizli tasnif sistemi ile demokrasimiz ilk yarasını almıştır.
İkinci yarası 1960 darbesi ile olmuştur.
Askerler demokrasi ve parlamentoyu feshetmişlerdir.
Daha sonra her on yılda bir askeri vesayet ülke idaresine demokratik seçimlerle ve halkın oyu ile seçilenlere müdahale etmiştir.
İki kez parlamento kapatılmıştır.
2002 seçimlerinde ülkemizi yönetme yetkisini halkın çoğunluğunun tercihi ile alan AK PARTİ hükümetleri ülkemizi yönetmeye başladı.
Bir yılda kurulup seçimlere katılan ve seçimlerden birinci çıkan AK PARTİ sürpriz yapmıştı.
Bazı çevreler bundan rahatsız oldular. Başsavcılık gazetelerden, küpürlerden delil toplamaya başlayıp soruşturma açtı. Müesses vesayetçi nizam harekete geçti.
Ben muhafazakar demokratım diyen, Anadolu’nun kahir ekseriyetini kucaklayan bu yeni parti bazı çevreleri rahatsız etmişti.
O günlerde ben de milletvekili olarak AK Parti’mizin, kapatılırsak yeni parti mi kurarız, nasıl olur diye? yapılan toplantılarına bizzat şahit oldum.
İktidar olmuştuk ama daha muktedir olamamıştık. Tüm kadrolar yıllardır belli kesimlerin tarafında yapılandırılmıştı. Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz ve ilkelerine bağlı partimizi iftiralarla kapattırmaya çalışanlar asılsız iftiralar yaymaya çalışıyor ve yüksek yargıyı tahrik ediyordu.
Muhalefet bu yenilgiyi yine içine sindirememiş ve arkadan dolanmayı denemek istiyordu..
Devamı (2)’de