‘Yaşarken mutlaka görmeniz gereken 5-10-20 yer’ diye liste verilir. Hepsi ülkemin dışında olur, ne hikmetse. Zevkler ve renkler tartışılmaz, tamam da. Ticari, kapital, ekonomi işleri. Sanki, herkes sizi bekliyor. Oralardan daha güzeli daha iyisi bizde de var.
Görmek iste, yeter.
Ülkesinin, yurdunun, vatanının çoğu yerini, doğa harikası yerlerini görmeden ‘illa yurtdışına gitmeyi istemek’ enteresan geliyor. ‘Önce buraları bir gezin, görün. Sonra gidersiniz.
Hakemlik ve de dağcılık sayesinde, canım vatanımın çoğu yerini gördüm.
Hala görmediğim yerler var. Yaş, sağlık uygunken, kapalı yerlere değil de. Açık alanlara çıkmak, yürümek, gezmek gerekmez mi? Mis gibi hava, doğal su, yağmur suyu, erimiş karın suyu. ‘Ne işim var dağda, bayırda, karşıma ayı filan çıkarsa’ diye endişe etmeyiniz. Grupla gidiliyor, aşağıda düzlükte de olabilir, çıkıyor da zaten. Görmediğiniz çiçekler, kuşlar, cıvıl cıvıl sesler mevcut.
Huzur ve sessizlik hâkim. Laf olsun diye çalınan korna sesi yok, bağıran yok, duman yok, kavga eden yok, burnunun boğazının ifrazatını boşaltan da yok. Dağ, çınar, çam, akarsu sizi çağırıyor, çıkın, gidin, gezin.
Şu an yapabiliyorsanız, yapın. Sonraya bırakmayın. Bir spor dostu tavsiyesi, akıl vermek, nasihat etmek değil. Güvenilir gruplar, dernekler var. Ege Dağcılık benimkisi, Başkanımız, öncümüz, liderimiz Selahattin Tapul. İlla üye olmanız, aidat ödemeniz gerekmez. ‘Çok yıldızlı kalabalık yerde, açık mutfakta tıka basa yiyip çoğu da çöpe gideceğine, yan gelip 5 gece gündüz kalacağıma, dağda bir gece çadırda kalayım, sabah çıkıp akşama doğru ineyim, daha sağlıklı ve de daha evla.
Tabağınızı doldurup yemediğiniz, beğenmediğiniz nimetler, çöpe giderken. Ne yazık ki. Siz hiç ‘Doğal ortamda oracıkta pişirilmiş kuru fasulye, yanında taze soğan bir de üstüne helva yediniz mi?’. ‘Yaşarken yemeniz gerekenler listenize alın’, ‘Tabağınız biter, artık kalmaz çöpe gitmez. Doyarsınız, artarsa da ağacın dibine bırakın, kuş yemezse, karınca yer, solucan yer, ziyan olmaz. Hayat bir an, o da şu an. En güzel spordur, dağ yürüyüşü. Kaslar, dolaşım, sindirim, zihin, bilinç, ruha, depresyona, takıntıya, iyi gelir. İlaçtan bin kat daha etkilidir. Çevrenizde, İzmir’de dağ bayır çok. Peki hiç gördünüz mü? Çöp atmayın, ateş yakmayın sonra da iyice basın söndürün yeter.
Top oynarken, faal hakemlik zamanı bir doğa harikası Ödemiş Gölcük Yaylası’ndaki göl çevresinde, bırakmadan iki tur atmışlığım, Bozdağ’a da gidip gelmişliğim vardır. İyi ki de yapmışım, içimde kalmadı. Aşağı inince koşmak, çok kolay gelirdi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı coşkulu ile kutladığımız günlerde, fırsat bulan Okul Aile Birlikleri de iyi çalışıyor. İzmir Menderes Özdere’deki, 2012’de vefat eden Oğan Timinci’nin adının yaşatıldığı okuldaki 95 çocuk, aileleriyle dağ yürüyüşü yaptı. Öğretmen Tarık Özkeçeli önderliğinde. Harika bir gün geçirmiş oldular. Teşekkürler öğretmenlerim, velilerimiz. Ne de güzel oldu. Elden düşmeyen, cep telefonları bırakıldı.
Radyasyon almadılar, internetten bakıp harika dedikleri doğayı gördüler, yaşadılar. Dağdan kopamazlar artık, alışkanlık yapar. Şanslı çocuklar, koştum ama düzenli dağ yürüyüşlerime 30 küsur yaşında başladım. İyi ki de katılmışım. 18 hafta aralıksız dağ serüveninde pay sahibi olmuşluğum var. Sağlıkçı Süleyman Ziyanoğlu kardeşim, ‘Dağ yürüyüşü yapıyoruz İsmail amca seni tanıyormuş çağırıyor’ dedi.
İsmail amca dediği, İsmail hocam. Gözlemcimdi, asker, emekli olunca gözlük işi yaptı evlatları devrem hakem kardeşlerim Cem ve de Mete ile. İkisiyle de maça çıktım. İsmail hocamın, mekânı cennet olsun. İyi insandı, bana en güzel iyiliği yaptı, melek oldu gitti. İyilik defteri hiç kapanmayacak.
Dürüst, temiz insanlardan oluşan ekibimiz vardı, İsmail Uludinç, Saadet Ak, Selahattin Tapul, Süleyman Ziyanoğlu, Mehmet Ak, Bedia Işık, Osman Avcı bir de Aysel ablam vardı, soyadını hatırlayamadım affetsin. Bana dağları sevdiren, gönlü yüreği açık, ikinci insan evladını, Saadet ablamı da toprağa verdik.
Çöp bırakmaz, aksine toplardı üşenmeden. Dağın tepesinde, minibüste böreğini, kekini, az yemedik. Teşvik etti, aradı gel dedi, gittim. Dağcı değilim o ayrı bir uzmanlık işi, dağ gezintisi diyelim. Hayat arkadaşı Mehmet abim de çok kalitelidir, karakterlidir. Böyle olunması, gitmezdim ki Allah razı olsun.
Adamlığından ‘Metin Bey’ derdi. ‘Dağ başındayız Mehmet abi, ne Bey’i’ demiştim, Saadet ablam da gülmüştü, rahmetli. İnsanız hepimiz, kimlik, kartvizit geçersiz. Camide, musalla başında, dağda bayırda. Evlatlarına, torunlarına sabır ve başsağlığı diiyorum, dağlar öksüz kaldı Saadet ablam.
Gitmek de içimden gelmiyor artık. Dağda olmasa da bir gün bir yerde buluşmak üzere, İsmail hocamı da çook özledim.