Aşırı sıcaklıkların yoğun yaşandığı şu günlerde, vücudun susuz kalması fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıklara yol açıyor. Uzmanlar, vücudun hangi sebeplerden susuz kaldığını ortaya koyarken, olumsuz durumlar yaşanmaması için de uyarılarda bulunuyor.
Kent Ege’nin araştırmasına göre, susuz kalmak vücut için, ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Uzmanlar öncelikle susuzluğa yol açan etkenlerin bilinmesi ve buna göre hareket edilmesini tavsiye ediyor.
İşte vücudun susuz kalmasına (dehidrasyon) yol açan etkenler;
Yetersiz Su Tüketimi: Günlük su ihtiyacını karşılayacak kadar su içmemek, susuzluğa neden olabilir.
Yoğun Fiziksel Aktivite: Egzersiz veya fiziksel çalışmalar sırasında terleme yoluyla çok miktarda su kaybedilebilir. Bu su kaybı yeterli şekilde telafi edilmezse dehidrasyon oluşabilir.
Sıcak Hava: Sıcak ve nemli havalarda vücut daha fazla terler ve bu da su kaybına yol açar. Bu durumlarda su tüketimini artırmak önemlidir.
Ateş: Yüksek ateş vücudun daha fazla su kaybetmesine neden olabilir.
İshal ve Kusma: Mide-bağırsak enfeksiyonları, besin zehirlenmesi gibi durumlar yoğun ishal ve kusmaya yol açabilir, bu da ciddi miktarda su kaybına neden olur.
Artan İdrara Çıkma: Diyabet gibi bazı hastalıklar veya diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar, idrar yoluyla fazla su kaybına yol açabilir.
Alkol Tüketimi: Alkol vücudu su kaybına uğratabilir çünkü alkol diüretik etkiye sahiptir.
Hastalıklar: Ateşli hastalıklar, diyabet, böbrek hastalıkları gibi çeşitli sağlık sorunları dehidrasyona yol açabilir.
Yaşlanma: Yaşlı bireylerde susuzluk hissi azalabilir ve bu da su tüketiminin yetersiz olmasına neden olabilir.
Yanlış Beslenme: Yeterli miktarda su içermeyen veya aşırı tuzlu ve şekerli gıdaların tüketimi su kaybına neden olabilir.
Yetersiz Elektrolit Alımı: Elektrolitler (sodyum, potasyum, kalsiyum) vücut sıvı dengesini korumada önemlidir. Yetersiz elektrolit alımı veya aşırı kaybı dehidrasyona neden olabilir.
Vücudun susuzluğa yol açan etkenlere karşılık baş etme yolları ile de tavsiyelerde bulunan uzmanlar, “Susuz kalmamak için düzenli olarak su tüketmek, sıcak havalarda ve fiziksel aktiviteler sırasında su alımını artırmak önemlidir.” Diyor.
Vücudunuzun susuz kalması durumunda ne tür olumsuzluklarla karşılanabileceğini kaydeden uzmanlar, şu açıklamayı yapıyor;
Baş Ağrısı ve Baş Dönmesi: Dehidrasyon beyin fonksiyonlarını etkileyebilir ve baş ağrısına neden olabilir. Kan hacmi azalır, bu da tansiyonun düşmesine ve baş dönmesine yol açabilir.
Yorgunluk ve Halsizlik: Su eksikliği enerji seviyelerini düşürerek yorgunluk ve halsizlik hissine yol açabilir. Vücut yeterli miktarda su almadığında, hücreler yeterli enerjiyi üretmekte zorlanır.
Konsantrasyon Eksikliği ve Hafıza Problemleri: Beynin düzgün çalışması için suya ihtiyacı vardır. Dehidrasyon, bilişsel fonksiyonları ve konsantrasyonu olumsuz etkileyebilir.
Cilt Problemleri: Susuz kalmak cildin kurumasına ve elastikiyetini kaybetmesine neden olabilir. Cilt daha solgun ve kırışık görünebilir.
Sindirim Problemleri: Su sindirim sisteminin düzgün çalışması için önemlidir. Yetersiz su tüketimi kabızlığa yol açabilir.
Kas Krampları: Vücut yeterli suya sahip olmadığında, elektrolit dengesi bozulur ve bu da kas kramplarına neden olabilir.
İdrar Rengi Değişimi: Dehidrasyon idrarın koyu sarı renge dönmesine neden olabilir. Vücut su tutmaya çalıştığı için idrar miktarı da azalır.
Ağız Kuruluğu ve Kötü Nefes: Susuz kalmak ağız kuruluğuna ve kötü nefese neden olabilir. Tükürük üretimi azalır, bu da ağız içindeki bakterilerin artmasına yol açar.
Kalp Çarpıntısı: Dehidrasyon kan hacmini azaltarak kalbin daha fazla çalışmasına neden olabilir, bu da kalp çarpıntısına yol açabilir.
Böbrek Problemleri: Uzun süreli dehidrasyon böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir ve böbrek taşı oluşumuna yol açabilir.
Uzman tavsiyesi: Susamayı beklemeyin
Vücudu susuz bırakmamak önemli. İşte o tavsiye; Bu nedenle, günlük su ihtiyacını karşılamak, genel sağlık ve iyi bir yaşam kalitesi için son derece önemlidir. Genellikle günde 8-10 bardak (2-2,5 litre) su içilmesi önerilir, ancak bu miktar kişisel ihtiyaçlara, aktivite düzeyine ve hava koşullarına bağlı olarak değişebilir. Unutmayın ki susama hissi, vücuttaki susuzluğun son tepkisidir. Su içmek için susamayı beklememeliyiz!
Bu arada, susuzluğun yol açtığı bir olumsuzluğa karşı ise, hemen bir sağlık kuruluşuna veya bir hekime başvurulması gerektiği önemle ifade ediliyor.
Yazın gelmesiyle birlikte pek çok kişi form tutmak amacıyla spora yönelirken, bilinçsiz ve hazırlıksız yapılan egzersizler ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Medicana International İzmir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, özellikle uzun süredir hareketsiz kalan bireylerin egzersiz yoğunluğunu kontrollü artırması gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulundu....