‘Hakem hangi takımlı’, soruya bak, hizaya gel.
Demek ki, soran var ki.
Artık hakem adı girin, hemen çıkıyor.
Şu futbol aleminde duyduğum en saçma sapan soru.
Duygularıyla sahaya çıkan, VAR’da olan hakem varsa, en başta tespit edip atmak gerekmez mi? Sanmam, bu kadar aymaz biri olmaz, olamaz. Sana ne, senin takımın tutarsan tut da bana ne senin takımından. ‘Hakem takım tutar, taraf tutmaz’, veya tutmamalı, taraf tutmaması gerek. Trabzonspor’u tutarım, severim ama. İş başka, dostluk başka.
Attıkları 2.gol, 2 puan fazladan kazandıran, galibiyet golü, ‘bal gibi, açık seçik, buz gibi; ofsayt’.
Öndeki futbolcu ofsayt konumunda. Zıplıyor, altından top geçsin daha doğrusu ona temas etmesin diye. Ofsayt olacağını biliyor. Ben de tam bir hayal kırıklığı yaratan Çağdaş Altay, VAR’a çağırıyor, gidiyor, uyuyor, yani VAR’ın kararına uyuyor. VAR’da tecrübeli hakem, yardımcı hakem de değil Cihan Aydın, gözlemci Ali Uluyol. O da yılların tecrübesi. Oysa çok da güzel avantaj oynattı, onu unutturdu. Yok böyle bir dünya, biz de zamanında gözlemciye sorsaydık, bari. Re’sen bas düdüğünü, yerin dibine sokarlarsa, adil olduğun için soksunlar, ceza vereceklerse bu yüzden versinler. Heykelini diker, Trabzonsporlular da. Kaleciyi meşgul etmeyi, önünü kapamayı geçtim. Top çarpsaydı, aynı şey değil mi ? ‘Ofsayttan çıkmayı isterken ofsaytta kalmanın alasıdır bu’.
Üzülme Göztepe, Beşiktaş’ın tam oturduğu zamana denk geldin, hepsi de budur. Hezimet filan da değil, Stanimir Stoilov’un ona buna bahane bulmamasını da takdirle karşılıyorum. Takımı 3-0 önde olan Sergen Yalçın, sarı kart görebiliyor. Takımı 4-0’lık skorla sahadan yenik ayrılan, Göztepe’nin hocası Fenerbahçe’de forma giyen oyuncularından Stoilov, bitime saniyeler kala, Sergen’in yanına gidip tebrik ediyorum, ders olsun, kapak olsun. Yalçın da şaşırdı zaten, adeta şok oldu. Aslında tekrar tekrar gösterilecek sahne bu, bir kez yer kaldı o kadar. Göztepe ilk 5’e girsin, Avrupalı takımları İzmir’e getirsin. O zaman fedalarca gösterirler, o günler yakındır. Daha popüler olmasını bekliyorlar sadece.
Pazar günü, İzmir derbisi var Karşıyaka – Altay. İlk yarıdaki maç 1-1 berabere sonuçlanmıştı. Hak eden kazansın, güzel bir maç olsun. Kutlarım, Karşıyaka 10 gol attı ama, bir Egeli olarak çok zor günler geçiren Nazillispor’un içler acısı durumuna üzülüyorum. Nerde o Nazilli hayranları, maçlarına gittiğimizde hep galip gelmeyi isteyenler. Onları bile çok özledim, demek ki sayelerinde ayakta kalmış, koca, efsane kulüp. O kadar çok futbolcu yetiştirdiler ki.
‘Sahaya inek girerse, topa vurursa ne olur hocam’, sorular bitmek bilmez. Başına gelince, ne yapacaksın önemli olan da budur. Aday futbol hakem kursunda, hakem aday adaylarının sorduğu ilk ve bir numaralı sorudur. Mutlaka sorulur, inek sorulmaz da kedi, köpek, kuş olur, neden olmasın. Hoş sahaya ineğin girdiğini de gördüm, İzmir Kemalpaşa Aşağı Kızılca’daki, maçımda. Dersi kaynatmak, öne çıkmak için soranlar da oldu, merak eden de. Olmayacak şey değil, kuralın temelini, esasını öğren de. Ne girerse girsin ne çıkarsa çıksın. AmatörfutbolTV’den izledim, gördüm yani. Hangi saha, hangi maç, hakem kim, martıya üzülen futbolcular kim, kucaklayıp saha kenarına götüren kim?
Adı yok, geçmiyor.
5 N 1 K, çok eksik, görüntüler, emek için yine de çok teşekkür ediyorum.
Bu soğukta çekmişler, çekebilmişler. Farkındayım ben de ‘Çık kılım yahu’, ne yapayım eksik olmamalı, merak eden çok. Kalecinin degajında top martıya çarpıyor. Deniz yakın herhalde, sahaya. Gökten, yere düşüyor. Kaleci kardeşim, yarışma olsa denk getir desen, yapamaz bu kadarını. Oyun duruyor, hakemin düdük çalarak durdurması gerek.
Top oyunda yani, peki tekrardan oyun nasıl başlar. Hareketsiz yere yığılan o canı görünce, heyecanlandım. Hakem kardeşim çok sonra, işaret etti. Gelen sağlıkçı da olmadı. Niye, o da can. Kalbi de aynı yerde, veterinerlerimizin olduğu yerde ukalalık gibi olmasın ama. Sert topta, kalbi durduysa. Kalp masajı iki parmakla yapılır. Yorumları tek tek okudum, burda bile sallayan insanlar var. Bilip, bilmeden pes valla.
Boynu kırılmıştır diye yazan var. Görüntüye bakarsanız, yok. Nereye gitti, nereye götürüldü bilemiyorum. Ama güzel martının sağlığına kavuştuğunu, tekrar göklerde uçtuğunu öğrendim mutlu oldum. Kalp masajı yapan o futbolcu arkadaşı bulup, ‘Fair Play Ödülü’ vermek gerekir. Kenara fırlatıp atan da çıkabilirdi.
Topun martıya çarptığı yerden, izdüşümünden, yerden yani. Hakem atışıyla oyun başlamalı, kurallarda böyle.
Sorduğunuzu duyar gibiyim, ‘Hangi takımın önüne bırakacak topu’. Futbolcular zeki, çevik ve de ahlaklı olmalıdır, hakemler de öyle, diye boşuna yazmıyoruz. İşte burda insanlık giriyor, devreye.
Kuralların kalakaldığı yere. Kalecinin takımının önüne bırakırsın, bu kadar basit. Bunun için de yazı tura atmaya gerek yok. Önce insanlık, önce tarafsızlık. Tutacaksanız illa bir tarafı, cananı değil. Canı tutun. Önce can, sonra canan. Canları biliyorsunuz, canan da tutuğunuz takımlar, saha dışında kalsın.
Can içerde, kalbinizde.
