Çağımızın siyasetçisi artık ekranda, sosyal medyada, her yerde. Bir yandan takipçi kasarken diğer yandan siyasi ajandasını yürütüyor. Bu durum, “acaba siyasette görünürlük artık hizmetten daha mı önemli?” sorusunu beraberinde getiriyor. Ama unutulmamalı: Influencer olmadan da siyaset yapılır. Hem de en hakikisi.
Gerçek Temas, Gerçek Güven
Bir siyasetçinin halkla kurduğu en güçlü bağ, ekranlardan değil, göz hizasından kurulur. Bir kapı önünde edilen sohbet, bir çay ocağında dinlenen dert, binlerce beğeniden daha anlamlıdır. Çünkü seçmen, sadece vaat değil, samimiyet görmek ister.
Bugün ekranları süslemeyen ama sokak sokak gezen, kamera açmadan halkın sofrasına oturan, kendi reklamını değil hizmetini düşünen siyasetçiler de var. Onlar görünmüyor belki ama iz bırakıyor. Dönemleri farklı olsa da CHP Buca İlçe Başkanı rahmetli Bektaş Gül, AK Parti Buca İlçe eski başkanı Mustafa Arslan gibi isimler bunun en somut örneği. Popülizmden uzak, medya şovlarından bağımsız, halk için çalışan, halkla yaşayan siyasetçilerdi. Onlar, siyaseti influencer noktasına taşımadan yaptılar. Onlar halkın gönlünde iz bırakan, yıllar sonra bile adı anıldığında saygıyla hatırlanan yerel liderlerdi.
Siyaset Gösteri Değil, Emek İster
Siyaset; ilgi çekmek değil, güven inşa etmektir. Filtreyle değil fikirle, sloganla değil sabırla yapılır. Elbette çağın gereği iletişim kanalları kullanılmalı, ancak siyaseti bir “gösteri ”ye çevirmek, uzun vadede siyasete güveni yok eder.
Çünkü halk günü kurtaranları değil, yarını kuranları arar.
Sözün sonu;
Siyaset; sesini en çok çıkaranın değil, en çok çözüm üretenin işidir.
Ve evet, influencer olmadan da siyaset yapılır.
Hatta belki de sadece öyle yapıldığında gerçek olur.
