
Kentte etkili olan yağışlar içme suyu rezervlerine olumlu yansıdı. İZSU’nun 21 Şubat 2026 tarihli verilerine göre İzmir’e su sağlayan barajların tamamında doluluk oranları geçen yılın aynı dönemine kıyasla yükseldi. Artış kısa vadede rahatlama sağlarken, toplam kapasiteye göre mevcut seviyeler temkinli bir tabloya işaret etti.
Kentin en büyük içme suyu kaynağı Tahtalı Barajı’nda aktif doluluk oranı yüzde 35,93’e çıktı. Geçen yıl aynı tarihte yüzde 15,44 olan oran iki kattan fazla artarken, kullanılabilir su miktarı 103 milyon metreküpü aştı. Buna karşın barajın toplam hacmine göre doluluk seviyesinin hâlâ sınırlı olması dikkat çekti.
Yağışlardan en güçlü payı alan kaynaklardan biri Ürkmez Barajı oldu. Aktif doluluk oranı yüzde 95,05’e ulaşan baraj, geçen yılki yüzde 27,28’lik seviyeye göre önemli bir artış gösterdi. Balçova Barajı da yüzde 84,32’lik doluluk oranıyla öne çıktı. Turizm bölgeleri açısından kritik öneme sahip Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nda ise doluluk yüzde 57,07 olarak ölçüldü.
Uzun süredir kritik eşikte bulunan Gördes Barajı’nda da yükseliş görüldü. Doluluk oranı yüzde 6,10’dan yüzde 23,05’e çıktı. Ancak bu artışa rağmen toplam kapasiteye göre düşük seviyede kalması, su yönetiminde temkinli olunması gerektiğini ortaya koydu.
Veriler yağışların su rezervlerine önemli katkı sağladığını gösterse de, uzmanlara göre kentin su güvenliği yalnızca meteorolojik koşullara bağlı sürdürülebilir değil. Artan nüfus, iklim krizi ve değişen yağış rejimi, yüzey sularına dayalı mevcut yapının güçlendirilmesini zorunlu kılıyor.
Yeraltı suyu kullanımının dengelenmesi, kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi, arıtılmış atık suyun yeniden kullanımı ve alternatif su kaynaklarının devreye alınması, su yönetiminde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Uzmanlar, doluluk oranlarındaki artışın kalıcı bir rahatlamaya dönüşmesi için şebeke kayıplarının azaltılması ve kişi başı su tüketiminin dengelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Aksi halde yağışlı dönemlerde elde edilen kazanımların kurak sezonlarda hızla kaybedildiği belirtiliyor.
Son veriler barajların toparlanabildiğini gösterse de, değerlendirmelere göre asıl belirleyici olan kentin kurak dönemlere ne kadar hazırlıklı olduğu. İzmir’de su yönetiminin geleceği, yağış miktarından çok uygulanacak bütüncül politikalara bağlı olacak.
