
Küresel ölçekte yaşanan enerji arz krizleri, ülkelerin enerji politikalarında yerli ve yenilenebilir kaynaklara yönelimin önemini bir kez daha gündeme getirdi. ABD–İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırılarının beş haftayı geride bırakmasıyla birlikte, dünya enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar dikkat çekiyor. Küresel petrol ve doğalgaz arzının yaklaşık yüzde 20’lik bölümünün devre dışı kaldığı bu süreç, ithal enerji kaynaklarına bağımlılığın risklerini yeniden ortaya koydu.
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin enerji görünümüne ilişkin yaptığı değerlendirmede, doğalgazda yüksek ithalat bağımlılığına işaret etti. Türkiye’nin doğalgazda yaklaşık yüzde 97 oranında dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Kındap, bu kaynağın elektrik üretimindeki payının ise yüzde 20 seviyesinde bulunduğunu belirtti. İthal kömürle birlikte değerlendirildiğinde, elektrik üretiminin yaklaşık üçte birinin dışa bağımlı kaynaklara dayandığını ifade eden Kındap, son gelişmelerin enerji güvenliğinin stratejik önemini ortaya koyduğunu söyledi.
Kındap, “Ülkemizin ithal enerji kaynaklarına bağımlılığını hızla azaltılması ve nihayetinde sonlandırılması gerekiyor” dedi.
Jeotermal enerjinin, baz yük sağlayabilen tek yenilenebilir enerji kaynağı olduğuna dikkat çeken Kındap, sektörde faaliyet gösteren firmaların daha yüksek katma değer üretmek için sorumluluk almaya hazır olduğunu ifade etti. Jeotermalin enerji arz güvenliği ve temiz enerji dönüşümü açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Kındap, Avrupa Birliği ülkelerinde özellikle konut ısıtmasında jeotermal kullanımının hızla arttığını kaydetti.
Avrupa’daki jeotermal potansiyelin Türkiye’ye kıyasla daha sınırlı olduğuna işaret eden Kındap, bilimsel araştırmalara göre Avrupa Birliği ülkelerinde 43 bin megavat seviyesinde yeni jeotermal kapasitenin geliştirilebileceğini aktardı. Bu kapasitenin hayata geçirilmesi durumunda, jeotermal enerjinin Avrupa’da kömür ve gazdan üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 42’sini ikame edebileceği ifade ediliyor.
Türkiye’nin jeotermal kaynak potansiyelinin Avrupa’nın toplamından daha yüksek olduğunu belirten Kındap, bu potansiyelin ekonomiye kazandırılmasının önemine vurgu yaptı. Kındap, jeotermal enerjinin enerji güvenliği ve iklim hedefleri açısından stratejik bir rol üstlendiğini dile getirdi.
Türkiye’de jeotermal enerjinin halihazırda enerji üretimi, konut ısıtması, seracılık ve termal turizm gibi alanlarda yaklaşık 20 bin megavat/termal seviyesinde kullanıldığını belirten Kındap, bu rakamın keşfedilmiş potansiyelin üçte birinden daha azına karşılık geldiğini ifade etti.
Mevcut durumda 1760 megavat elektrik kurulu gücüne sahip jeotermal enerjinin, yapılacak yatırımlarla 5 bin megavatın üzerine çıkarılabileceğini belirten Kındap, jeotermal ile ısınan konut sayısının 170 binden 1 milyona, jeotermal seracılık alanının ise 7 bin dönümden 100 bin dönüme ulaşabileceğini söyledi.
Kındap ayrıca, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda jeotermal enerji kurulu gücünün yaklaşık beş kat artırılarak 10 bin megavat seviyesine çıkarılması gerektiğini vurguladı.