“Binlerce oy almış olmak, hiçbir suçun örtüsü olamaz.” Yazım bu idi.
Çok tuhaf geri dönüşler aldım.
Ben son günlerde muhalefetin, “Milyonlarca oy almış kişiler hapiste “vb. sözleri üzerine yazmıştım. Genel bir ahlaki ve hukuki tespit yapmak istedim. Hiçbir zanlı, tutuklu ismi de vermedim.
Zaten henüz sonuçlanmış bir mahkeme kararı da yok.
Bu sözlerimi destekleyen birçok yazının yanında karşı çıkanlarda oldu. Daha ileri gidip bu kadar masumane ve genel kabul görmesi gereken iki satırıma itiraz edip şahsıma sataşanlar bile oldu.
Hiç şaşırmadım.
O kadar politize olmuş bir durum var ki, herkes siyasi görüş ve tercihine göre yorum yapıyor.
Allah aşkına yolsuzluk, usulsüzlük ve hırsızlık varsa şayet, bunu örtmek, arka çıkmak iyi bir şey değildir, diyorum. Yaptığım genellemenin nesine itiraz edilir ki, iktidar, muhalefet ayrımı olur mu?
Bu akıl tutulması değilse nedir?
Böyle yasadışı işlerin yasak olduğu ve devletimize zarar verdiği gerçeğinin tartışması olur mu? Türkiye Cumhuriyetimizin kanunları ve yönetmelikleri karşısında tüm vatandaşlar eşittir. Kimsenin ayrıcalığı yoktur. Bu kuralın hiçbir makam ve kişiyi kayırması, kollaması da yoktur.
Cumhurbaşkanımızdan “dağdaki çobana kadar” hepimiz 85 milyon altı yüz bin vatandaşımız eşittir.
Anayasa ve diğer yasalar bunu sağlar. Devlet Adalet kurumu ve diğer kurumlarıyla bunu sağlamak mecburiyetindedir. Siyaset kurumu, iktidar ve muhalefeti ile bu kuraldan ari değildir.
Geçmişe bakınız. Devlet geç kalabilir. Ama muhakkak hesabını sormuştur. Hatta darbelere bile…
Niye devamlı bazı kurumlar yıpratılmak istenir? Bunu da anlayamıyorum.
“Ülkemizde adalet yok.”
“Ülkemizde özgürlük yok”
“Ülkemizde her kurumda yolsuzluk var”
“Siyaset kurumu en güvenilmezdir.”
“Sokaklar güvenli değildir.”
“Ülkemiz tarımı bitmiştir.”
“Ülkemiz ekonomisi batıktır.”
“Yabancı sermaye gelmiyor. Güven yok”
Bu ve benzerlerini muhalefetin bazıları devamlı yayarak, söyleyerek ne elde edebilir?
Ülkemize zarar gelebileceğinden başka. Hatta daha eli yükseltip, yabancı basına ve siyasi partilerine ülkemizi şikayet de neyin nesidir?
Yarın, bugünün ana muhalefeti iktidar olduğunda bu kurumları ve kötülediği durumları kullanmayacak mı?
Ülkemizi nasıl yönetecekler? Ana Muhalefetin hedefi iktidar olmak değil de bizim mi haberimiz yok…
Yerel seçimlerde Türkiye genelinde öne geçen muhalefeti gördük. İşin ilginç olan tarafı muhalefetin, yerel iktidarlarında da kayda değer bir yönetim getirisi yok!
Bilakis birçok kentte devir aldıklarından ileri gidememişler, hatta gerilemişlerdir.
Büyükşehirlerde iktidar olan muhalefet birçok kentte çalışanlarının maaşlarını ödeyemiyor.
Anlaşılmayan konu da şudur.
Yerel yönetimlerde yasalar mı değişti?
Hayır.
Hükümet, yerel yönetimlerin harcamalarına, bütçelerine kısıtlama mı getirdi?
Hayır.
Hükümet (yasal kesinti hariç) gelirlerine mi karıştı? Yoksa su ve hizmetleri ücretlerine narh (tavan fiyat) mı getirdi?
O da hayır.
Hatta ulaşım, su ve diğer hizmet gelirlerini üçe beşe katladılar.
Bu belediyeler ağırlıklı olarak kültür sanat faaliyetleri ve festivaller ile konserlere aşırı yüklendiler.
İktidar belediyelerinde de bu şekilde olanları azda olsa var.
Merakım şudur.
İktidar alternatifi ana muhalefet hiçbir proje yapmadan ve kurumları yıpratarak yarın iktidara gelince ne yapacak?
Yoksa gelmek gibi bir niyetleri ezelden beri yok da biz mi atladık?
İktidar ve tüm muhalefet partileri bu kutuplaşmanın aslında sebebidir.
Vatandaşımızı ayrıştırmayacak politikalarda en azından asgari müşterekte birleşmelidir.
Dışarda bir yığın emperyal oyunlar dönerken, bize bizden başka dost mu var.?
İnsanlarımızı sokağa çağırmak doğru bir muhalefet anlayışı değildir.
Seçimlerde milletvekilleri TBMM’de halkı temsil etsinler diye Ankara’ya gidiyorlar.
Anlayamadığım bir konu da;
TBMM’de bizi temsil etsinler diye vekilleri seçiyoruz. Milletvekilinin görevi sokakta olmamalı.
TBMM’de hakiki projeler ve varsa iktidarın eksikleri yanlışları bunları TBMM’nin çatısı altında yapsalar, tartışsalar daha iyi olamaz mı?
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin iyi olmadığı tezine sığınmak bana göre doğru değil.
Kanun yapma yetkisi TBMM de ve kararnameler hayati konuda olan birçokları kanunla değiştirilmeleri mecburiyeti var.
Muhalefetin çoğunluğu yok. Demek de baştan kendini etkisizleştirmek olur.
Yazımı bitirirken başa dönersem.
“Beytülmala zarar verilmemesi”
Devlet varlığına, malına ve hazinesine olan zararlara karşı, ülkemizin üstün menfaatı için bugün değil de ne gün birlik olacağız?