Ülkemize birçok alanda büyük katkılar sağlayan ECZACIBAŞI AİLESİ’nin üçüncü kuşak temsilcisi Pınar Eczacıbaşı’nı yitirmenin hüznü içinde yazıyorum bu yazıyı..
Babası Said Vedat Eczacıbaşı, annesi Gülşen Eczacıbaşı…
Babası Vedat Eczacıbaşı, 27 Mayıs ihtilali sonrası İstanbul’da Gaskonyalı Toma Meyhanesi’nde “Kadehimi benim için hala Başbakan olan Adnan Menderes için kaldırıyorum” dediği ve yan masada bulunan bir grup CHP’linin (içlerinde Alev Coşkun ve Nurettin Sözen’in de bulunduğu grup) polise ihbarı sonucu önce gözaltına alınmış sonra da Balmumcu Cezaevi’ne kapatılmış…
Cuntacılar, Menderes şerefine kadeh kaldıran Vedat Eczacıbaşı’nı uzun süre cezaevinde tuttukları için bunalıma girmiş ve birkaç kez intihara teşebbüs etmiştir.
İzmir’in çok önemli değerlerinden biri olan Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın 6 oğlundan biri olan Vedat Eczacıbaşı, 46 yaşındayken, 4 Eylül 1961 de üzerine kolonya dökerek hayatına son vermiştir.
Babası öldüğünde henüz 22 haftalık olan ve babasını göremeyen Pınar Eczacıbaşı, üniversite eğitimini ABD’de tamamlayıp yurda dönmüş ve Boğaziçi Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı yapmıştı. İş hayatı başarılarla doludur.
Bundan birkaç yıl önce bir televizyon programına katılan Pınar Eczacıbaşı, “Sadece babam ölmedi, o olayla hepimiz öldük” demiştir.
27 Mayıs Darbesi’nin acılarının olağanüstü boyutta olduğunu söyleyen Pınar Eczacıbaşı, “Alev Coşkun’u babamın ölümünden sorumlu tutuyorum. Babam gördüğü fiziksel ve psikolojik işkencelere dayanamadı. Bu darbeyi savunmak kadar zalimce bir şey olamaz.” şeklinde açıklamalarda bulunmuştu.
Babasının cenazesinin İzmir’e gömülmesine de izin vermediler. Bu hikaye zalimce bir hikayedir. Pınar ECZACIBAŞI..
Zalim cuntacılar yüzünden babasının yüzünü göremedi, hayatı boyunca babasızlık acısı yaşadı. 6 Mayıs 2025’te tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Eczacıbaşı Ailesi’ne özellikle Deniz ve Refika’ya başsağlığı diliyoruz. Mekanı cennet olsun..