DOLAR
43,1297
EURO
50,2219
ALTIN
6.246,25
BIST
12.200,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Hafif Yağmurlu
18°C
İzmir
18°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Parçalı Bulutlu
13°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
17°C
Pazar Yağmurlu
14°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
10°C

Tuğrul Yemişçi

AK Parti İzmir 23. Dönem Milletvekili

    Tarihi yazanlar ile yazdıranlar

    08.01.2026 15:53
    A+
    A-

    2002 yılının son ayına kadar, Türkiye koalisyonlar ile zorlukla kurulan hükümetler tarafından yönetiliyordu.

    Zayıf, istikrarsız hükümetler, ekonomik krizler, siyasi çalkantılar sonunda çok kısa ömürlü koalisyon hükümetleri devriydi.

    Dünya Bankası, IMF adeta hükümetler üstü yaptırımlara sahipti.

    Hatta ABD’den ekonominin düzeltilmesi için gönderilen Dünya Bankası çalışanı sayın Kemal Derviş dönemini de yaşadık.

    Kısaca 2002 Kasım ayındaki Türkiye’den bir fotoğrafı dillendirdim.

    Durum, gerçekten buydu…

    2002 yılı 3 Kasım seçimleriyle yeni bir siyasi oluşum olan AK PARTİ tek başına iktidar olmuştu.

    Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında sağ muhafazakâr demokrat bir hükümet büyük bir çoğunlukla TBMM de yer aldı.

    Yaklaşık 24 yıldır devamlı iktidar olarak bir siyasi rekora da imza attı.

    Sosyal Demokratların söylediği, fakat asla yapamadıklarını yaptılar.

    Böylece iktidar karşısında tutunamayan müzmin bir muhalefet yer alıyordu.

    Öyle ki istikrarsız muhalefet içinde de devamlılığı olmayan, siyasi kadrolar ile girdikleri her seçimde Ak Parti karşısında yenilgiye uğruyorlardı.

    Demokrasinin kesintisiz uygulandığı bu dönemler içinde halkın tercihi hep Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına olmuştu.

    24 Yıllık Türkiye siyasi tablosu, 2028 yılı seçimlerine kadar da aynen devam edecek.

    Dünya’daki gelişmeler ise geriye baktığımızda 24 yıl öncesinden bugüne gördüğümüz, birçok ekonomik kriz, savaşlar, ambargolar ve Pandemi.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şükür hepsini de en az hasar veya hasarsız atlatmıştır.

    İçerde süregelen PKK terörü, komşu Irak ve Suriye iç savaşlarının etkileri olumsuzlukları bize yansımaları zor şartların aşılabilmesi Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Güçlü Hükümet ve siyasi duruşlar ile halkın ekseriyetinin de destekleriyle atlatılabilmiştir.

    Fazla detayına girmeyeceğim bu Dış ve İç etkenler tabii ki bazı olumsuzlukları da yaşatmış ve yaşatabilmektedir.

    Enflasyon ve Ekonomideki dalgalanmalar sonuç olmuştur.

    Bu uzun istikrarlı iktidar dönemi Türkiye için kazançlı olmuştur.

    Nasıl mı?

    İhracatın büyümesi, (ticaret açığı azalsa da yine var)

    Kişi başına Milli gelirimizin artışı,

    İşsizlik oranlarının düşük oranlarda kalışı olumlu olmuştur.

    Bir başka ve çok önemli bir konu.

    Milli savunma sanayimizin bugünkü duruma gelişi olmuştur.

    Cari açığın hala düşükte olsa kapatılamamasının sebebi enerji ithalatı olduğu gerçeğini biliyoruz.

    Bir olumsuz konuda, eskisinden biraz daha iyi olsa da Gelir Dağılımındaki bozukluktur.

    Ancak Dünyadaki güven sorunlarının büyüdüğü ve stratejik önemdeki coğrafyamızın da bir gereği

    Güçlü Ordu ihtiyacımız, Savunmamız için silah ithalatımız çok yüksek rakamlara gelecek ve cari açık tehdidi en üst seviyede enflasyonu azdıracaktı. İleriyi gören, Güçlü Türk Ordusu donanımını düşünen, istikrarlı RTE liderliğindeki Türkiye, savunma sanayiine yaptığı yatırımların karşılığını almaktadır.

    Hem ordusunu, düşmanlar için caydırıcı güçle donatmış hem de ekonomisine bu sanayii ile büyük katkı sağlamıştır.

    Kıbrıs Barış Harekâtı dönemini yaşayan ülkemiz son çeyrek asırda bu sıçramayı yaşamasaydı, bugün ne halimiz olurdu acaba?

    Bazı muhalif ağızların deyişiyle “babanın parasıyla mı yaptı” söyleyişi sığlığına şaşırıyorum.

    Devlet bir aile şirketi mi?

    Daha önceki iktidarlar neyle bu kadar işleri başaramadıysa, aksine, ayni para ile bugünkü iktidar (RTE) bunları başarmış ve yapmıştır.

    Bazıları ise devamlı dürüstlükten söz ederek, iktidar oldukları alanda, “babalarının parası” gibi Devletin parasını yemişler ve hiçbir yatırımı becerememişlerdir.

    İşte Tarih bunları da yazacaktır.

    Gelecek nesiller hayretle bu israfçı, yiyici, hırsız takımının suistimallerini kötü örnek olarak okuyacaklardır.

    Aslında bu zihniyet;

    1950’lerde elektrik ve sulama için yapılan barajların inşaatı karşısında, ”bu kadar çok elektrik üretimini toprağa mı gömeceksiniz” diyenlerle ayni kafa.

    Hani “Bize kim saldıracak?”

    “Köprüyü sattırmam”

    “Üçüncü köprüyü yapamazsınız”

    “Marmara’ya ihtiyaç mı var?”

    “Nükleer santrala hayır!”

    “Köprüler, otoyollar zenginlere yapılıyor”

    Diyenler, yüzyıldır aramızdaki bulunan gerici, tutucu zihniyeti temsil edenlerdir.

    Bu eserleri yapıp hizmete sokan zihniyet ise Anadolu aydınları kafasıdır.

    Halkımızın kahir ekseriyetinin tercihi de çeyrek asırdır aynıdır.

    İşte bu “Babayiğitler”

    Bugünlerin tarihini altın harflerle yazdıranlardır

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.