Neden kişiye göre, olaya göre değişiyor ki değerlerimiz! Birisi yanlış yapınca önce kim olduğuna neden bakıyoruz ki?
Birisi hırsızlık yaptı mı senin partinden olmasının, aynı takımı tutmanızın ne gibi bir artısı olur senin gözünde!
Birisi ahlaksızlık yaptığında aynı mahallenin çocuğu olsan ne olur olmasan ne olur!
Bu toprakların en büyük handikaplarından biridir adamına göre olayları değerlendirmek. Bununla ilgili geçen gün okuduğum fıkra çok hoşuma gitti: ‘’Adamın birine yalancı şahit lâzım olmuş… Adliyeye yakın bir yerdeki yalancı şahitler kahvehanesine gitmiş, ocakçıya sormuş uygun birini… Ocakçı “Hepsi olur, herhangi birine söyle” demiş… Adam biraz da çekinerek, içlerinden birisine “Alacak verecek meselesiyle ilgili bi şahitlik işimiz vardı” deyince yalancı şahit hemen atılmış: “Vay utanmaz herif. Sana olan borcunu hâlâ ödemedi mi?”
Bunun üzerine bizimki durumu toparlamış: “Yok yok öyle değil. Borçlu olan benim…” Yalancı şahit hemen yeni duruma göre pozisyon almış: “Yahu sen bu namussuza borcunu daha kaç kere ödeyeceksin? Hadi gidelim de hâkime bir güzel anlatayım!”
Yeter ki işimize gelsin, hemen nasıl da çark edebiliyoruz düşüncelerimizden değerlerimizden. Halbuki o an geçince doğru olan, ahlaklı olan şey ortaya çıkmayacak mı? 3 kuruşluk dünya menfaati için değer mi adam kayırmaya…
Bunun ötesinde bu düşünce tarzı ya da bu davranışların ayıplanmaması da bir başka büyük sorunu ortaya çıkarıyor. Yetişen yeni nesil bambaşka yetişiyor. Yanlış olanı dahi doğru kabul ediyor. Bu da toplumun çözülmesiyle devam ediyor.
Bu cendereden çıkmak zorundayız. Gün gelip de başımızı taşlara vurmak istemiyorsak!