DOLAR
48,4772
EURO
56,4620
ALTIN
6.860,39
BIST
14.405,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Açık
36°C
İzmir
36°C
Açık
Pazartesi Açık
34°C
Salı Açık
33°C
Çarşamba Açık
33°C
Perşembe Açık
32°C

Neden bütün bedeli kooperatif üyesi ödüyor?

Neden bütün bedeli kooperatif üyesi ödüyor?
09.09.2026 10:54
A+
A-

Ali Alpyavuz’un kaleminden…

İddianameler konuşuluyor, raporlar konuşuluyor… Peki ya evini bekleyen vatandaş?

Dün yeni bir kooperatif dosyasına ilişkin iddianamenin gündeme gelmesiyle birlikte kamuoyunun dikkati doğal olarak

iddianamede yer alan suçlamalara, MASAK raporlarına ve bilirkişi tespitlerine çevrildi.

Bunların tamamı elbette araştırılmalı.

Kim suç işlediyse ortaya çıkarılmalı.

Kim kamunun veya vatandaşın zararına neden olduysa hesap vermeli.

Hukuka aykırı bir işlem varsa bunun sorumlusu belirlenmeli.

Ama bugün  başka bir soruya dikkat çekmek istiyorum.

Belki de dosyanın en önemli sorusu MASAK raporlarında yok.

Bilirkişi raporlarında yok.

İddianamenin satır aralarında kaybolabilecek kadar basit ama binlerce insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir soru:

BÜTÜN BU HATALARIN BEDELİNİ NEDEN KOOPERATİF ÜYESİ ÖDÜYOR?

1 EV KENDİNE, 1 EV HAK SAHİBİNE…

Bu projelerin çıkışında vatandaşa anlatılan şey son derece basitti:

“1 ev kendine, 1 ev hak sahibine.”

Vatandaş da buna güvendi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, İzbeton’a güvendi.

Kimse zengin olma hayaliyle kooperatife girmedi.

Kimse kamu kaynaklarından pay alma düşüncesiyle yola çıkmadı.

Kimse birilerine kazanç sağlamak için yıllarca para ödemedi.

Vatandaşın tek amacı vardı: Ev sahibi olmak.

Parasını ödedi.

Makbuzunu aldı.

Yıllarca bekledi.

Ama bugün geldiğimiz noktada vatandaşın karşısına yeni maliyetler, gecikmeler, hukuki sorunlar ve belirsizlikler

çıkıyor.

Ve vatandaşın aklındaki soru giderek büyüyor:

“Ben bir ev sahibi olmak için girdim. Nasıl oldu da bir evin bedeli, dört evin bedeline yaklaşan bir mali yüke

dönüştü?”

İşte bizim bütün tartışmaların merkezine koyduğumuz soru budur.

VATANDAŞ BU SİSTEMİ KURMADI

Bir kooperatif üyesi;

imar planını hazırlamaz.

Ruhsat vermez.

Kamu şirketi yönetmez.

İhale sistemi kurmaz.

Belediye ile protokol hazırlamaz.

Model kurmaz.

Kamu kurumları arasındaki koordinasyonu sağlamaz.

Ama sistemde bir sorun çıktığında fatura dönüp dolaşıp onun önüne geliyor.

Ruhsat gecikiyor → maliyet artıyor.

Yer Teslimi gecikiyor → maliyet artıyor.

İnşaat gecikiyor → maliyet artıyor.

Proje değişiyor → maliyet artıyor.

Hukuki sorun çıkıyor → maliyet artıyor.

Şantiyeye duruyor, Yıllar geçiyor → maliyet artıyor.

Sonra bütün bu maliyetler toplanıyor ve vatandaşa:

“ÖDE”

deniliyor.

Peki neden?

HATAYI VATANDAŞ MI YAPTI?

ŞANTİYE DURDUĞUNDA ZAMAN DURMUYOR

Bir şantiye durabilir.

Ama hayat durmuyor.

Demirin fiyatı durmuyor.

Çimentonun fiyatı durmuyor.

İşçiliğin fiyatı durmuyor.

Arsanın ve inşaatın maliyeti durmuyor.

Enflasyon durmuyor.

Kiralar durmuyor.

Vatandaşın hayatı durmuyor.

İşte burada çok önemli bir ayrım yapmak zorundayız:

Bugünkü inşaat maliyeti ile geçmişteki hataların oluşturduğu maliyet aynı şey değildir.

Vatandaş elbette evinin tamamlanması için gerekli gerçek maliyeti karşılamaya hazır .

Ama şu sorunun da cevabını istemek hakkıdır:

“Bugün benden istenen paranın ne kadarı evimi yapmak için gerekli, ne kadarı geçmişte yaşanan gecikmelerin,

yanlış kararların ve sistemsel hataların faturası?”

Bu ayrım yapılmadan vatandaşa sadece:

“Maliyet arttı, öde.”

demek adalet duygusunu yaralıyor.

RESMİ RAPORLARDA RAKAMLAR VAR. BİZ O RAKAMLARIN ARKASINDAKİ İNSANI SORUYORUZ.

Sayıştay raporlarında projelerin fiziki gerçekleşme oranlarına ilişkin somut tespitler yer aldı.

Örnekköy 3. Etap için %19,24, Örnekköy 4. Etap için %32,09 fiziki gerçekleşme oranları tespit edildi.

İşlerin verilen sürelerde tamamlanmadığına ve denetim/kontrol süreçlerine ilişkin tespitler de raporlara yansıdı.

Bizim kooperatifimizde durum daha içler acısı %9,77

Bunlar bizim iddiamız değil.

Resmî denetim kayıtlarına yansıyan tespitlerdir.

Ama biz bugün bu rakamların bir adım ötesini soruyoruz:

%9,77’lik bir gerçekleşmenin bedelini kim ödeyecek?

%9,77’lik bir gerçekleşmenin yarattığı zaman kaybının bedelini kim ödeyecek?

Yılların gecikmesinden doğan maliyet artışının bedelini kim ödeyecek?

Eğer cevap yine:

“Kooperatif üyesi.”

ise…

O zaman sormak zorundayız:

NEDEN?

VATANDAŞ NE BELEDİYEYDİ, NE İZBETON’DU, NE DE İHALE MAKAMI

Bir vatandaşın eline milyonlarca liralık kamu ihalesi yetkisi verilmedi.

Bir vatandaşın önüne kamu şirketi yönetme sorumluluğu konulmadı.

Bir vatandaşın görevi mevzuat yazmak değildi.

Vatandaş kendisine sunulan modele güvendi.

Üstelik bu güvenin oluşmasında kamu kurumlarının açıklamaları, belediye ve kamuoyuna verilen mesajlar da

önemliydi.

O halde bugün sistemin hukuki, idari veya mali sonuçları tartışılırken şu soru mutlaka sorulmalıdır:

VATANDAŞIN GÜVENİNİN BEDELİ NEDEN YİNE VATANDAŞA ÖDETİLİYOR?

BİR EVİN BEDELİ NEDEN DÖRT EVİN BEDELİNE DÖNÜŞÜYOR?

Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir konu var:

Biz kimsenin peşinen suçlu ilan edilmesini istemiyoruz.

Biz mahkemenin yerine geçmek istemiyoruz.

Biz soruşturmayı yönlendirmek istemiyoruz.

Biz kamunun, vatandaşların zararının araştırılmasına karşı değiliz.

Tam tersine;

Kim hata yaptıysa, suç işlediyse  ortaya çıkarılsın.

Kim kamu zararına neden olduysa hesap versin.

Kim hukuka aykırı işlem yaptıysa hukuk önünde sorumluluğu belirlensin.

Ama bir taraftan bunlar yapılırken diğer taraftan binlerce kooperatif üyesine:

“Geçmişte ne yaşandıysa yaşandı, şimdi daha fazla para öde.”

denilmesini de kabul etmiyoruz.

Çünkü vatandaş şunu soruyor:

“Ben bütün bu kararları almadım. Peki neden bütün sonuçlarını ben üstleniyorum?”

BİZ SUÇLU ARAMIYORUZ. SORUMLULUK ARIYORUZ.

Bu çok önemli.

Çünkü bazen mağdurun hakkını savunmak, birilerini suçlamak gibi algılanıyor.

Hayır.

Biz suçsuz kimsenin mahkûm edilmesini istemiyoruz.

Adil bir soruşturma istiyoruz.

Şeffaf bir hesaplama istiyoruz.

Gerçek maliyet ile geçmiş hataların oluşturduğu maliyetin birbirinden ayrılmasını istiyoruz.

Kamu zararının kimden kaynaklandığının belirlenmesini istiyoruz.

Ve en önemlisi:

HATAYI YAPMAYAN VATANDAŞIN, HATANIN FATURASINI TEK BAŞINA ÖDEMEMESİNİ İSTİYORUZ.

BUGÜNÜN EN BÜYÜK SORUSU MASAK RAPORUNDA DEĞİL

MASAK bize paranın hareketini gösterebilir.

Bilirkişi bize teknik hesapları gösterebilir.

İddianame bize savcılığın değerlendirmesini gösterebilir.

Ama bunların hepsinin yanında başka bir rapora daha ihtiyacımız var:

VATANDAŞIN MAĞDURİYET RAPORUNA.

Kim ne kadar ödedi?

Bugüne kadar toplam ne kadar para toplandı?

Bu paranın ne kadarı nerede kullanıldı?

Proje hangi aşamada olmalıydı?

Hangi aşamada kaldı?

Gecikme ne kadar maliyet yarattı?

Bugünkü ek maliyetin ne kadarı gerçek inşaat maliyeti?

Ne kadarı geçmişteki kararların sonucu?

Ve en önemlisi:

BU FATURANIN NE KADARI VATANDAŞA, NE KADARI SORUMLULUĞU BULUNAN KURUMLARA AİT OLMALI?

İşte kamuoyunun asıl tartışması gereken mesele budur.

İZMİR MİLLETVEKİLLERİNE DE ÇAĞRIMIZDIR

Biz sizden kimseyi suçlu ilan etmenizi istemiyoruz.

Mahkeme yerine karar vermenizi istemiyoruz.

Siyasi taraf olmanızı istemiyoruz.

Sadece İzmir Milletvekili olarak İzmir’de mağdur olan insanların sesi olmanızı istiyoruz:

“Bu vatandaş neden yeniden ödeme yapmak zorunda kalıyor?”

“Kooperatif üyesinin mağduriyeti nasıl giderilecek?”

Bu soruların siyasi bir tarafı yoktur.

Bu soruların parti rengi yoktur.

Bu soruların tek bir tarafı vardır:

VATANDAŞ.

BİZ BEDAVA EV İSTEMİYORUZ.

Bunu özellikle söylüyoruz.

Biz başkasının hakkını istemiyoruz.

Biz kimsenin malına göz dikmiyoruz.

Biz hukukun dışında bir ayrıcalık istemiyoruz.

Biz sadece ödediğimiz paranın karşılığını istiyoruz.

Biz evimizi istiyoruz.

Ve şunu söylüyoruz:

GEÇMİŞTE YAPILAN HATALARIN FATURASI, O HATALARI YAPMAYAN VATANDAŞIN SIRTINA YÜKLENEMEZ.

SON SÖZÜMÜZ ÇOK BASİT

Bir vatandaş kooperatife girdiğinde kendisine bir ev hayali satıldı.

O vatandaş parasını ödedi.

Güvendi.

Bekledi.

Bugün ise önüne yeni maliyetler ve yeni belirsizlikler konuluyor.

Biz artık sadece:

“Ev ne zaman bitecek?”

diye sormuyoruz.

Daha büyük bir soru soruyoruz:

“BU EV NEDEN BU KADAR PAHALIYA MAL OLDU?”

Ve onun da ötesinde:

“NEDEN BÜTÜN BEDELİ KOOPERATİF ÜYESİ ÖDÜYOR?”

Bu sorunun cevabı verilmeden;

MASAK raporlarını da,

bilirkişi raporlarını da,

iddianameleri de konuşmaya devam edebiliriz.

Ama asıl mağdurun sesini duymamış oluruz.

Çünkü dosyaların içinde rakamlar var.

Raporların içinde tespitler var.

İddianamenin içinde suçlamalar var.

Ama bütün bunların arkasında hayatını, birikimini ve geleceğini bu evlere bağlamış insanlar var.

Biz onların sesiyiz.

Bizim talebimiz çok açık:

Suçlu kimse ortaya çıkarılsın.

Kamu zararı varsa hesap sorulsun.

Hukuka aykırılık varsa gereği yapılsın.

Ama bütün bunların bedeli, hiçbir kusuru olmayan kooperatif üyesinin sırtına bırakılmasın.

Çünkü vatandaş kooperatife;

bir sistemin hatalarını ödemek için değil,

kendi evine kavuşmak için girdi.

1 EV KENDİNE, 1 EV HAK SAHİBİNE DİYE ÇIKILAN YOLDA,

1 EVİN BEDELİ NEDEN 4 EVİN BEDELİNE DÖNÜŞTÜ?

İŞTE BİZ BU SORUNUN CEVABINI İSTİYORUZ.

ÇÜNKÜ BİZ EV İSTEDİK.

HATALARIN FATURASINI ÖDEMEYİ DEĞİL.

Ali ALPYAVUZ

S.S. İş İnsanları Gaziemir Konu Yapı Kooperatifi

Yönetim Kurulu Başkanı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.