Yazar ve film yönetmeni Jean Cocteau’ya bir gazeteci şu soruyu sorar: “Şu anda evinizde yangın çıksa ve yanınıza sadece bir şeyi alıp dışarı çıkarabilseniz, neyi kurtarırdınız?”
Cocteau’nun cevabı kısa ve düşündürücüdür; “Ateşi evden dışarı çıkarırdım.”
Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu tabloya bakarken bu cevabı yeniden hatırlamak gerekiyor.
Çünkü uzun zamandır ülkemizde insanlar birbirlerini evden çıkarmaya çalışıyor. Kimi farklı düşünenleri, kimi muhalifleri, kimi iktidarı destekleyenleri, kimi gazetecileri, kimi akademisyenleri, kimi sanatçıları hedef gösteriyor. Herkes evin içindeki bir eşyayı suçluyor.
Oysa sorun çoğu zaman eşyalarda değil, yangının kendisinde.
Bu ülke; üzerinde yaşadığımız sıradan bir toprak parçası değildir. Binlerce yıllık tarih, eşsiz bir coğrafya, büyük bir kültürel miras ve ortak bir gelecek umududur. Ege’nin rüzgârı da bizimdir, Karadeniz’in yağmuru da Trakya’nın gülümsemesi de, Anadolu’nun bereketi de.
Böylesine kıymetli bir evin içinde yangın çıkmışsa yapılması gereken; duvarları yıkmak, odaları boşaltmak ya da ev sahiplerini değiştirmek değildir.
Önce yangını dışarı çıkarmaktır.
Peki bugün ülkemizin yangını nedir?
Gerçeklerin yerini alan propaganda…
Bilginin yerini alan sloganlar…
Hukukun yerini alan tarafgirlik…
Eleştirinin yerini alan düşmanlaştırma…
Ortak aklın yerini alan öfke…
İnsanları birbirinden uzaklaştıran kutuplaşma…
İşte evimizi asıl tehdit eden yangın budur.
Çünkü yangın büyüdüğünde sadece karşı mahalleyi yakmaz. Hepimizin geleceğini, çocuklarımızın umutlarını, ülkenin enerjisini ve toplumsal huzurunu da yakar.
Bu nedenle Türkiye’nin ihtiyacı yeni düşmanlar üretmek değil, yangının kaynağını bulup söndürmektir.
Yangın söndüğünde farklı fikirler yine olacaktır.
Farklı siyasi partiler yine olacaktır.
Eleştiriler de olacaktır, tartışmalar da.
Ama ev yerinde kalacaktır.
Bugün siyaset kurumunun da, medyanın da, toplumun da önündeki temel soru şudur:
Kimi dışarı çıkaracağız?
Değil…
Yangını nasıl dışarı çıkaracağız?
Çünkü bu ülkeden gitmesi gereken insanlar değil; öfke, cehalet, hukuksuzluk, demagoji ve kutuplaşmadır.
Jean Cocteau’nun cevabı belki de bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu siyasal ve toplumsal aklı hatırlatıyor:
Önce yangını dışarı çıkarın.