CHP’de son günlerde adeta bir savaş alanı var. Ankara ve İstanbul’da muhalif kanat, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na karşı neredeyse açık bir mücadele başlatmış durumda. Partinin genel merkezi ise, çeşitli gerekçelerle bazı isimleri disiplin süreçleriyle partiden uzaklaştırmayı sürdürüyor.
Gerilim resmen siyasetin damarlarında dolaşmaya başladı. Parti genel merkezinden gelen disiplin kararları, istifalar, sürgünler ve muhalif kanadın yükselen sesleri bir araya geldiğinde “iç savaş” metaforu bile hafif kalıyor.
İzmir, -Hâlâ CHP’nin ideolojik ve örgütsel kalesi- bir tuhaf suskunluk içinde. İl örgütünün baskın yüzünü oluşturan isimler (Sevda Erden Kılıç, Mahir Polat, Rıfat Nalbantoğlu) dışında sahada açık bir muhalefet görülmüyor. Ne var ki, içten içe Kemal Kılıçdaroğlu taraftarları hâlâ umut besliyor. CHP’nin eski genel başkanına duyulan vefa eksikliği, özellikle önseçimle milletvekili seçilmiş bir figürün bugün gölgede kalması, İzmir’deki tabanın ruh halini tartışılır hâle getiriyor.
Parti içinde budanan Kılıçdaroğlucular, İzmir’de öne çıkacak bir isim beklese de bunun pek mümkün görünmediği yorumları yapılıyor. Örgüt içinde “cerrah ustalığı”yla İzmir’i şekillendiren Cemil Tugay’ın yönetiminde, Ankara ve İzmir’in gündeminde olan “Arınma Hareketi”nden ise eser yok.
CHP’liler, İzmir özelinde eski genel başkanlarına vefasız kalınmasını dikkatle izliyor. Parti içindeki çatlaklar, yalnızca Ankara ve İstanbul’la sınırlı değil; İzmir’de de sessiz ama derin bir memnuniyetsizlik var. Kılıçlar belki henüz çekilmedi, ama kazanlar çoktan kaynamaya başlamış gibi görünüyor.