DİSK sendikası İzmir’de grevi sürdürüyor.
Yasalar gereği işçi haklarını kullanıyor.
İstedikleri ücret ve diğer konularda henüz Büyükşehir Belediyesi ile anlaşmaya varamadılar.
Şehirdeki hizmetlerde de aksamalar, olumsuzluklar vatandaşları canından bezdiriyor.
Sendika temsilcileri de isteklerinde diretmeye devam ediyor.
Bunların hepsi yasaların verdiği haklar ve uygulamalar.
İzmirli bir vatandaş olarak temennim makulde ortak noktada biran evvel anlaşmaları. İzmirli hemşerilerimizin de normal yaşamlarına devam etmeleridir.
Olayların seyri böyle giderken DİSK temsilcisi Memiş Sarı bir beyanatında Belediye Başkanına ve CHP yöneticilerine sesleniyor;
“Bizim isteklerimizi vermezseniz bizde oylarımızı seçimde AK Partiye veririz” mealinde sesleniyor.
Aslında diyor ki;
Bakın anlaşmamızı bozuyorsunuz biz DİSK sendikası olarak hep partinizi destekliyoruz, bu ittifakı bozarız diyor.
İşte tam da burada
Memiş Sarı Bey bombanın pimini çekmiş oluyor.
Sosyal medya ile atağa geçen karşı taraf yüzlerce belki de binlerce trolle (bu tabiri ben bulmadım) atağa geçiyor.
Aman neler neler yazıyorlar sendikacı hakkında.
Ağıza alınmayacak aşağılama dahil küfür, hakaret gırla.
Efendim sen işçinin oyunu nasıl olurda AK Parti’ye kanalize edebilirsin? Ne hakla bunu yaparsın? (Şimdiye kadar oylar CHP idi o zaman iyiydi)
İşçilerin oyu satılık mı? DİSK genel başkanı bu “sahte devrimciyi” hemen görevden alsın. İzmirli seni dinlemez.
Velhasıl binlerce organize mesaj atılmış.
Mesajlarda yazılanlardan şu söze aynen katılırım.
“Sendikacılar siyaseti dizayn etmemeli. Onların görevi işçi haklarını temsilcileri olarak korumak olmalı.
Sendikacılar, siyasetteki kötü örnek delege ağalığı yapmamalı.
Burada sendikayı sarı sendikacılıkla suçluyorlar.
Neden?
Çünkü şimdiye kadar aralarındaki olumlu anlaşmayı bozmakla tehdit aldılar ondan.
Peki sizin partinizle anlaşıp işleri ver gülüm al gülüm yaparlarken iyi de, sarı sendikacılık şimdi mi aklınıza geldi?
İşveren olan belediye, aslında bir istihdam deposu olduğu sürece bu sıkıntıları yaşayacaktır.
Greve çıkan 23 bin işçiden bahis ediliyor.
Belediyede grevde olmayan işçiler kaç kişi?
50 bin mi 30 bin mi?
İşin püf noktası burada.
Bütçelerinin kaldıramayacağı kadar, sırf partili insanlara daha fazla istihdam sağlayacağım diye 13 bin kişinin yapacağı işlere 23 bin kişi alırsanız sonucuna katlanacağınız gerçekle, yüz yüze kalırsınız.
Bakın etrafınıza bir sokakta 30 araba park etmiş başında iki tane belediye görevlisi.
Bir parkta çalışma var on kişi orada dört çalışan, altı oturan var.
Su tamiratı yine ayni. Bilmem ne arızasına gelmişler hep ayni.
Şişirilmiş kadrolar.
Şirketleri vasıtasıyla bunlar olabiliyor.
Bu Belediyecilik düzeni kaldırılmalı.
Bu işin partisi falan olamaz.
Kaybeden şehirde yaşayan halk oluyor.
Belediye bütçelerinin, siyaset için kullanılmasına fırsat verilmiş oluyor.
Acilen belediyelerin yasaları suistimallere açık olmayacak şekilde yeniden yapılandırılmalı.
Şehrimize ve greve dönersek.
Benim kanaatim, işçilerin sendikası belediye ile müşterek noktada anlaşıp kısa sürede grevi sona erdirmeli ve daha fazla tepkiye neden olmamalıdır.