Son günlerde yetkililerin beyanatlarından,
İhraç ürünlerimizden Kuru incir ve çekirdeksiz kuru üzümde Avrupa’dan geri dönen konteynerlerin fazlalaştığını öğrendik.
Ürünlerin kontrollerinde, zirai ilaç kalıntısı, aflatoksin, salmonela gibi gıda maddelerinde kabul edilmeyen oranlarda “zehir” tespit edilmiş.
Aslında bu sorun benim hatırladığım kadarıyla 25 yıldır var.
İhracatımıza ve ürünlerimize darbe vuruyor.
İhracatçı bir yerde, üreticinin dikkatsizce ürettiği ürünün tam arıtmasını yapamadığı için mağdur oluyor.
Bir zamanlar çekirdeksiz kuru üzümde, kurşun kalıntısı da problem çıkarıyordu.
Ülkemizin yüzyıllardır klasik ihraç ürünlerinden olan incir ve üzümdeki bu problemin çözümü için bugüne kadar kesin sonuç alınamaması da düşündürücü.
Çiftçinin kullandığı kimyasalların cinsi, uygulama zamanı ve miktarının yanlış kullanımı bu duruma sebep olduğu söyleniyor.
O zaman kullanılan ilaçlara yeni bir uygulama getirmek tarım teşkilatı için şart.
Yoksa Dünya Piyasasında ihracatında birinci olduğumuz bu iki üründen üreticimiz ve ihracatçımız ile Devletimiz büyük kayba uğrayacak.
Bildiğim kadarıyla zirai mücadele ilaçları satışı yapılan yerler tescilli, kontrol altında buraları zaten ruhsat ve takip ile denetime tabidir.
Ancak üreticinin bu ilaçları uygun zaman ve ölçekte kullanmasında bir kontrol ve mecburiyet yok.
İşte tamda bu safhada bağ ve incir bahçelerindeki uygulamaların işin denetimini ziraat mühendisleri kontrolü ve denetimi sorumluluğuna verilen sistem kurulması bana göre mümkündür.
Yüzbinlerce kişinin geçimini sağladığı ve en az 2 milyar $ milli gelire katkı koyan bu ürünlerin sağlıklı üretimini yapmalıyız.
Bir diğer konuda; ilaç ve zararlı yönünden hassas kontrol yapmadan iç piyasada insanımız incir ve üzümü tüketiyor. Sonuç olarak insanımızın bu ürünleri tüketirken sağlığı tehlike altında oluyor.
Bazen ticareti kısıtlamak için ithalatçı devletler, tarife dışı engel olarak da, ürününüz sağlığa zararlı diyerek geriye gönderebildiği ifade ediliyordu.
Fakat gerçek olan şu, ilaç kalıntısının miktarı, kabul edilebilir ölçülerde olmasını sağlamamız şart.
Binlerce ziraat mühendisi yetişiyor ve istihdam sıkıntıları var.
Yeni kurulacak sistemde on binlerce ziraatçıya iş sahası da sağlanır.
Ziraat mühendisi, ziraat teknisyeni işsiz.
Kendi adına çalışan yeminli ziraat mühendisleri ve teknisyenleri sistemde yerini almalıdır.
Yaptıkları hizmet karşılığında ücretlerini, üretimde ve hasatın da yaptıkları kontrol ve danışmanlık için verecekleri belge karşılığında alırlar.
Üretimin belli periyodlarında kontrol ederek kayıt tutacaklar ve hasat zamanı dahil gözetimlerine devam edecekler.
Bu basitçe anlattığım sistemler aslında zorunlu olarak tüm tarım üretiminde, örtü altı üretim dahil yapılması şart.
Hem sağlıklı ürün ürettirmek hem de arz zincirini sağlamak için şart.
Ürünün çiftçi tarafından pazarlaması yönünden de kayıt kontrol zinciri için de çare olacağı kesin.
Bu konularda Bakanlık, Üreticiler, pazarlamacılar, ihracatçılar hep beraber çareyi bulup tedbir almak zorunda.
Tarımın geleceği için önemli…