
İzmir’de yaklaşık 40 yıldır hukuki ve idari sorunlarla gündemde olan, kamuoyunda “Basmane Çukuru” olarak bilinen Konak ilçesi İsmet Kaptan Mahallesi’ndeki 1039 ada 8 parsele ilişkin yeni bir protokol imzalandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, protokolle belediyenin yüzde 30’luk hakkının güvence altına alınacağını ve alanın kente kazandırılmasının hedeflendiğini açıklarken, CHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Erkut Tamay ise düzenlemenin ulaşım, altyapı, afet riski ve Kültürpark açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, Basmane alanındaki hukuki, idari ve fiili belirsizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışmalarda önemli bir aşamaya gelindiği belirtildi.
Alanının planlama ve yapılaşma geçmişinin yaklaşık 40 yıl öncesine dayandığı aktarılan açıklamada, 1985 tarihli uygulama imar planında özel projeye göre yapılaşmaya konu edildiği, 1986 yılındaki plan değişikliğiyle ise Emsal 5, serbest yükseklik ve özel projeye göre yapılaşma esaslarının belirlendiği ifade edildi. 1991 tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda da eski ESHOT garaj alanının “C Bölgesi – Otel ve Kongre Merkezi” olarak planlandığı kaydedildi.
Büyükşehir Belediyesi, mevcut yönetim döneminde Basmane alanına yeni bir imar hakkı verilmediğini, daha önce yapılaşmaya kapalı bir alanın yapılaşmaya açılması yönünde herhangi bir karar alınmadığını ve koruma kurulu kararları doğrultusunda yükseklik sınırlandırmasına gidildiğini bildirdi.
1997 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yüklenici şirketler arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı ve Dünya Ticaret Merkezi olarak tasarlanan projenin yapımına başlandığı ancak plan ve ruhsatlara ilişkin yargı kararları nedeniyle tamamlanamadığı belirtildi.
2000’li yılların başında yüklenici şirketlerin mali sorunları nedeniyle TMSF’nin sürece dahil olduğu, taşınmaz üzerindeki haklar, ipotekler, kamu alacakları ve sözleşmesel ilişkilerin zaman içinde çok yönlü bir hukuki yapıya dönüştüğü aktarıldı.
Basmane dosyasındaki önemli dönüm noktalarından birinin 2009 yılında yaşandığı belirtilen açıklamada, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu döneminde yapılan protokolle belediyenin projeden kaynaklanan hakkının yüzde 11’den yüzde 30’a çıkarıldığı ve bu payın Belediye Hizmet Binası olarak değerlendirilmesinin kararlaştırıldığı ifade edildi. Ancak söz konusu yüzde 30’luk hakkın hangi bağımsız yapı veya bölümlere karşılık geleceği ve tapuda nasıl güvence altına alınacağı konusunda kesin bir hukuki güvence oluşturulamadığı kaydedildi.
Büyükşehir Belediyesi, devam eden yargı süreçleri nedeniyle ekonomik sonuçların bugünden kesin olarak öngörülemediğini belirterek, belediyenin mevcut haklarını koruyacak ve alanın kente kazandırılmasını sağlayacak bir çözüm modeli üzerinde çalışıldığını bildirdi.
Bu kapsamda ilgili taraflarla imzalanan protokole göre, belediyenin gelecekte oluşabilecek maddi yükümlülüklerden muaf tutulması ve yüzde 30’luk hakkın açık ve uygulanabilir bir hukuki güvenceye kavuşturulması hedefleniyor.
Yaklaşık 104 bin metrekare emsale esas inşaat alanı üzerinden belediyeye ait yüzde 30’luk hakkın, diğer yapılardan fiziksel ve işlevsel olarak ayrılmış bağımsız bir Belediye Hizmet Binası olarak somutlaştırılması öngörülüyor. Ayrıca binanın ve bağımsız bölümlerin gerekli hukuki güvenceler sağlanarak tapuda İzmir Büyükşehir Belediyesi adına tescil edilmesi planlanıyor.
Protokolde TMSF’nin de sürecin doğrudan tarafı haline gelmesinin öngörüldüğü, TMSF tarafından gerçekleştirilecek Ticari ve İktisadi Bütünlük İhalesi şartnamesinde Büyükşehir Belediyesi’nin hakkı ile diğer güvencelerin açıkça yer almasının planlandığı bildirildi.
Büyükşehir Belediyesi açıklamasında, çözüm modelinin Kültürpark’la da bağlantılı olduğu belirtildi.
Kültürpark içerisinde belediye birimleri tarafından kullanılan yaklaşık 27 bin metrekarelik hollerin ekonomik ve fiziksel ömürlerini tamamladığı, planlama çalışmaları kapsamında bu yapıların kaldırılarak alanların yeniden yeşil alan olarak Kültürpark’a kazandırılmasının öngörüldüğü kaydedildi.
Basmane’de oluşturulacak bağımsız Belediye Hizmet Binası ile belediye hizmetlerinin kent merkezinde toplanmasının, Kültürpark içerisindeki belediye hizmet kullanımlarının azaltılmasının ve hollerin kaldırılmasıyla yaklaşık 27 bin metrekarelik alanın yeniden yeşil alana dönüştürülmesinin mümkün olacağı ifade edildi.
CHP İzmir İl Başkan Yardımcısı, mimar ve Yerel Yönetimler Uzmanı Erkut Tamay ise Büyükşehir Belediyesi’nin protokolüne ilişkin yaptığı açıklamada, hukuki bir model oluşturulmasının tek başına Basmane’deki sorunların tamamını çözmeyeceğini savundu.
Tamay, belediyenin yüzde 30’luk hakkının güvence altına alınmasının belediyenin görevi olduğunu belirtirken, bu hakkın üzerine yapılacak yapının kent açısından uygun olup olmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Basmane’nin metro, banliyö, otobüs, yaya ve özel araç hareketliliğinin kesiştiği önemli bir ulaşım bölgesi olduğunu belirten Tamay, büyük ölçekli bir belediye hizmet kompleksinin yeni ulaşım talebi oluşturabileceğini dile getirdi.
Tamay; binanın günlük personel ve ziyaretçi sayısı, araç ve servis trafiği, otopark ihtiyacı, mevcut yolların kapasitesi, toplu taşıma kapasitesi ve acil durum tahliyesine ilişkin değerlendirmelerin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Altyapı açısından da yeni yapılaşmanın etkilerinin ortaya konulması gerektiğini savunan Tamay, büyük bir yapının daha fazla insan ve araç hareketliliğinin yanı sıra su, atık, kanalizasyon, enerji ve haberleşme ihtiyacını artıracağını belirtti.
Tamay, Kültürpark içerisindeki yaklaşık 27 bin metrekarelik belediye kullanım alanının boşaltılmasını olumlu bulduğunu ancak bunun parkın hemen yanında yeni bir yapı yoğunluğu oluşturulmasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kültürpark’ın yalnızca yapıların kaldırılmasıyla korunamayacağını belirten Tamay; yeşil alanın hava hareketliliği, kentsel ısı adası etkisinin azaltılması, kamusal açık alan niteliği ve afetlerde kullanılabilecek açık alan kapasitesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bu kapsamda yeni yapılaşmanın Kültürpark’ın hava akışı, ısı adası etkisi, gölgeleme ve güneşlenme dengesi, yaya hareketleri ve ekolojik bütünlüğü üzerindeki etkilerinin ortaya konulması gerektiğini savundu.
İzmir’in deprem riski bulunan bir kent olduğuna dikkat çeken Tamay, büyük ölçekli kamu yapılarının planlanmasında yalnızca binanın dayanıklılığının değil, afet anında binaya erişim, tahliye, ambulans ve itfaiye ulaşımı, açık alanların kullanımı ile enerji ve iletişim sürekliliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Tamay, Büyükşehir Belediyesi’nden trafik etki analizi, altyapı kapasite raporu, Kültürpark’a ilişkin ekolojik ve mikroklimatik etki analizleri, afet ve tahliye senaryoları, otopark ve servis trafiği planı, alternatif belediye hizmet binası alanları ile projenin toplam maliyeti ve uzun vadeli kamu yüklerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Tamay, Basmane Çukuru’nun çözümüne karşı olmadığını, itirazının çözüm yöntemine yönelik olduğunu ifade ederek, hukuki sorunun çözülmesi sırasında ulaşım ve altyapı sorunlarının büyütülmemesi, Kültürpark çevresinde yeni yapılaşma baskısı oluşturulmaması ve afet güvenliğinin kent ölçeğinde ele alınması gerektiğini savundu.
Basmane’deki yaklaşık 40 yıllık sürecin ardından imzalanan protokolün uygulanmasıyla birlikte, belediyenin yüzde 30’luk hakkının nasıl somutlaştırılacağı, planlanan hizmet binasının kent üzerindeki etkilerinin nasıl değerlendirileceği ve sürecin hukuki aşamalarının nasıl ilerleyeceği önümüzdeki dönemin temel başlıkları olacak.