Buca’nın merkezinde, herkesin en az bir kez geçtiği bir yer var:
Işılay Saygın Meydanı.
Bir zamanların “Kasaplar Meydanı”…
Bugünün çocuklara ait olması gereken nefes alanı.
Ama ne yazık ki öyle değil.
Her gün aynı tablo karşımıza çıkıyor.
Gün batarken, güvercinlerin peşinden koşan çocuklar…
Yanlarında anneleri, babaları…
Ama birkaç saat sonra meydan bambaşka bir hâle bürünüyor.
Neredeyse her köşe başında içki şişeleri, yüksek sesli sohbetler,vs.
Ve henüz konuşmayı yeni öğrenmiş bir çocuk, bir sarhoşun haykırışıyla irkilip annesine sarılıyor.
Bu artık bir an değil,
Peki bu alanda alkol tüketmek yasak mı?
Hayır. Yasal bir yasak yok.
Ama asıl soru bu değil:
Her şey serbestse, her yerde yapılabilir mi?
Burası ne bir restoran, ne bir bar, ne de bir eğlence mekânı.
Burası çocukların oynadığı, yaşlıların dinlendiği, ailelerin vakit geçirdiği kamusal bir alan.
Mesele özgürlük değil,
Mesele duyarlılık.
Mesele kamusal alanda birlikte yaşamanın gerektirdiği saygı, görgü, empati…
Sayın Yetkililer,
Bu yazı bir şikâyet değil.
Bu bir uyarı. Bir alarm.
Yarın bir kavga çıkarsa,
Bir çocuk zarar görürse,
Bir kadın tacize uğrarsa…
Ve o gün geldiğinde herkes aynı soruyu soracak:
“Neredeydiniz?”
Ve bu yazı, o günün tanığı olacak.
Ne Olmalı?
Kamusal alanda, özellikle çocukların ve ailelerin yoğun bulunduğu bölgelerde alkol tüketimi sınırlandırılmalı
Zabıta ve emniyet bu alanda düzenli denetim yapmalı
Güvenlik kameralarıyla alan gözetlenmeli
Ailelerin, çocukların ve herkesin güvende hissedeceği bir ortam oluşturulmalı
Bu meydan bir eğlence mekânı değil,
Halkın ortak alanı.
Ama en çok da çocukların hakkı.
Bugün görmezden gelinen bu sahneler, yarın çok daha büyük sorunlara yol açabilir.
Kimseyi hedef göstermiyoruz.
Ama bu tabloya artık sessiz kalınmasın istiyoruz.
Ve tam bu noktada, gözümde bir sahne canlanıyor:
Merhum Işılay Saygın, kararlı adımlarla meydana giriyor.
Etrafına bakıyor, gözlüğünü çıkarıyor, cebindeki mendille yavaşça siliyor camlarını.
Sonra dimdik durup sesleniyor:
“Burası çocukların alanı beyler. Şu zıkkımı evinizde ya da bir mekânda için. Kamuya saygı gösterin. Burası Buca halkının alanı!”
Ve o an, meydan susuyor.
Çünkü o sözler, yalnızca bir uyarı değil — bir karardır.
Ve biz, o kararı alabilecek cesur yöneticilere ihtiyacımız var.
Sayın Buca Kaymakamı,
Sayın İlçe Emniyet Müdürü,
Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı,
Artık izlemek değil, harekete geçme zamanıdır.
Perde kapanmadan, acı bir son yaşanmadan…

Ağzına sağlık Mustafa