Sayın Cumhurbaşkanımız, nüfus artış hızımızın azaldığını ifade ederek 2,8’den 1,6’ya gerileyen oranın ilerisi için tehlike olduğunu söylüyor. Bu doğru tespiti üzerine yaşadığım, bu konu ile ilgili bir hatıramı yazıyorum.
1993 yılı TOBB yönetim kurulu üyesi olarak İstanbul’da bir toplantıdayım. Konusu; Aile Planlaması. Düzenleyen Türkiye Aile Planlaması Vakfı. Konuşmacı Vakıf kurucusu ve Başkanı Vehbi Koç. Kürsüde sunum yapıyordu. 2.8 nüfus artışı hızımızın çok yüksek olduğunu ve “Bu nüfusla ekonomi yetersiz kalıyor, kişi başına Milli Gelirimiz düşük, altyapı yapımına yeterli kaynak yok.” diyor. Buna sebep olarak hızlı nüfus artışı olduğunu söyleyerek ilave ediyordu. Aslında anneler doğum kontrolundan haberdar olmadıkları için -bu kadar çocuk doğumu oluyor- tespitinde bulunuyordu. Vakfın, kadın ve bebek sağlığı için bir dizi çalışmalarını anlatıp, esas gayelerinin NÜFUS ARTIŞ hızını düşürmek olduğunu açıklıyordu. Konuşmalar sonunda Vakfa yardım için, Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in meşhur olan, elinden düşürmediği fötr şapkasının tanesi 25.000 ₺ den bağış satışına çıkarıp yardım topladılar.
1993’den bugüne 30 yıl geçti. O yıllarda bir siyasi liderimiz ise şunları söylüyordu; (basında arşivlerde mevcut) Erbakan, “Bizim topraklarımız 100 milyon nüfusu besler.” diyordu. 1993’de Türkiye nüfusu 57 milyondu. ERBAKAN -Nüfusumuz, yüz milyon olunca AB ve batı bizden çekinsin- diye görüşlerini beyan ediyordu. Otuz yıl önceki (hepsi de rahmetli olmuş) büyüklerimizin bu görüşleri ile ilgili günümüzü de sizlerin değerlendirmesine bırakıyorum.
Uzun yıllar genç nüfusumuzun avantajlarını daha fazla yaşadık. Aile hayatının değişimi direkt nüfus artışımıza etki etti. Birlikte yaşamak, bekarlık tercihi veya çocuk yapmadan yaşamak. Otuz yıldan bu yana 1,57 gerileyerek nüfus artış hızımızın giderek azalması aslında dezavantaja dönüşümün başlangıcı. Tedbir alınıp geleceğin garantiye alınması, bu coğrafyada yeniden nüfus avantajına gelmemizi sağlayacaktır. Yaşlı nüfusumuzun artışı, tabii ki insan ömrünün ve hayat şartlarının ayni zamanda tıp ilminin daha ilerlediğinin göstergesidir. Bir gerçekte sosyal devlette yeterli üreten, çalışan genç nüfus ve onlar sayesinde huzurla geçirilecek yaşlılık yaşamı olacaktır. Büyüyen Türkiye Nüfusu yanında üretimini de en az ayni oranda büyütürse, gelirimiz ve ihracatımız Büyük TÜRKİYE’Yİ yarınlara daha zengin ve gelişmiş ülke olarak taşıyacaktır. ANADOLU’NUN zengin topraklarında güven ve huzurla Bağımsız Egemen olarak daha nice yüzyıllar binyıllar TÜRKİYE CUMHURİYETİ vatandaşları yaşayacak ve Şanlı Ay Yıldızlı Bayrağımızı dalgalandıracaktır.