Belediye Başkanları; Şehrin emini mi, yoksa patronu mu?
Otuz yıl önce belediyelerin ticari şirket kurmasıyla birlikte, yeni bir, -yasaları arkadan dolanma sistemi- bulundu.
Bunlar belediyelerin, bütçelerinin ‘BİT’ asalakları olan şirketleri oldu.
Böylece resmi ihalelerden kurtulan belediyeler ayrıca personel rejimlerini de deldiler.
İlk başlarda belki böyle bir yola girmenin mazereti, daha hızlı ve halkın yararına yapılacak işler diye başlatıldı.
Fakat günümüzde devasa bütçelerle onlarca şirket kuran belediyeler resmi olan kamp kurumu sayılan yapısında değişiklik yaptılar.
Böylece rahatça istedikleri kişilere, partililere ve gruplara kaynak aktarabildiler.
Günümüzde belediyelerde birçok yolsuzluk yapıldığını haber alıyoruz.
Çok basit tanımla, siyah resmi plaka kullanan belediyenin resmi araçları olduğunu biliyoruz. Ancak, belediye şirketi üzerindeki araçları ise sivil plaka kullanabilir. (Resmi kurum olma durumundan şirketleri ile çıkabiliyorlar)
Peki bunu neden yapıyorlar?
Kendi resmi bütçesi dışında özerk olan bu belediye şirketlerinin yönetimler ide çok enteresandır. Aslında sermayesinin tamamı belediyenin olduğu halde.. Buralara belediye başkanı istediği kişileri atar.
Aldıkları maaş ve hakkı huzur ücretlerini kendileri resmi olarak bir makama tespit ettirmek, sormak mecburiyeti yoktur. Belediye başkanları burada alınacak kararı, şirket yönetim kurulu başkanına, gayri resmi talimat ile uygulatırlar. Bir bakıma belediye şirketlerinin patronu başkandır. Sorumluluk ise şirket yönetimindedir.
Çok şirketi olan belediyeler ayni memur veya dışarıdan partili, meclis üyesi veya sivil partili kişilere bu şirketlerden gelir sağlarlar.
Bu şirketler üzerinden belediye resmi ihalelerinde hizmet ve mal alırlar. Böylece denetimden kaçırmış olurlar. Bu şirketlerin çoğu zarar eder.
Sermayelerinin büyük kısmını kaybettiklerinde ise her yıl belediye bütçelerinden bu şirketlerine sermaye artışı yapılır.
Çünkü T.T. Kanununa göre sermayelerinin belli kısmını kaybeden şirket batmış olur. Bu duruma düşmemesi ve şirketlerin zararlarından batmaması için her yıl yeni belediye merkezi bütçesi bunu sermayesine para aktararak sağlar.
Her türlü suistimallerin bu şirketler üzerinden yapılması daha kolaydır. Örneğin; Belediyelerin spor dairesi başkanlıklarına bağlı çeşitli branşlarda spor kulüpleri vardır. Amatör olan bu sporcular ve kulüpler üzerinden rahatlıkla suistimal yapılabilir. Yeni senede belediye bütçesinden bu kulüplerine devamlı para aktarılır.
Bir örnek de benzin istasyonu olan belediyeler de şunları yapıyorlar. İstasyonu İhaleye çıkarıyorlar. İhaleye katılan belediye şirketi bunu alıyor. Burayı istediği şahsa devir ederek çalıştırtıyor.
Şimdilerde belediyelerin yasaları gözden geçirilip yeni yasalar çıkarılıp yolsuzluk ve suistimaller önlenecek diye Ankara’da çalışma başlatılmış.
Bu konuda onlarca alınacak tedbirler olduğu açıktır. Belediyelerin bütçe kanun ve yönetmeliklerinde acil değişikliklerin yapılması da şart.
Çünkü Belediye Başkanları, Meclislerine, yılda bir defada onaylattıkları bütçe kalemleri üzerinden harcama yapabilirler.
Meclis kararına bile gerek duymadan sadece encümeni yoluyla istediği harcamaları da o fasıllardan yapabiliyor.
Belediyelerdeki kara deliklerin önlenmesi için yeni yasaların hakikaten işe yarar olmasını temenni ediyorum.
Siyaset kurumu istedikten sonra belediyelerdeki her çeşit suistimale karşı yasalar ile tedbir alabilirler.
Ben hasbelkader bir dönem beş yıl belediye meclis üyeliği yaptım.
Mecliste çoğunluğu olan partili belediye başkanı, yönetimi bu şekilde rahat yürütür.
Tecrübeli, genel sekreter veya kamu yöneticisi olan başkan yardımcısı ile sorumlu yönetici olarak yönetirler.