‘Ya bir daha Galatasaray’ın maçlarına çıkamazsam’, ‘Kara listeye alırlar’, falan filan. Bu kafayla hakemlik yapılmaz ki vermezlerse vermesinler, seni istemezlerse istemesinler çok da şey yani. Gururlu onurlu olmak bir insan için olmazsa olmaz bir şey. VAR’dan davet edilip kendi inandığı, gördüğü karar vererek Asen Albayrak gibi olmak istedi ama olmadı, olamaz, olamadı da. Bir de topa vurdum diye top işareti yapıyor adı Barış, futbolu savaş olarak gören biri. İki bacağını kaldırmasa zıplamasa kırılmıştı. Gitti VAR’a eli boş döndü, buna da şükür sarı karttan vazgeçmedi. Oysa ihraç etmeliydi. Ne hikmetse Alper’e faul yapıldı, sarı kart gösterdi faul verdi Cihan Aydın, ikisi de doğru. Bu sarı kart tamam da. Yapılan sarıysa, yaptığı da sarı. Öyle mi, aynı mı yani. Eşyanın tabiatın aykırı, insan fıtratında yok. Böyle hakemlik olmaz. Sarı kartlık hareket net, hemen göstermedi. Sarı kartı hak eden, güldü, kollarını kaldırdı, kalktı yerden elini kolunu salladı el kol hareketi yaptı, hepsini yaptı bitirdi. Maça hâkim olmayan hakemimiz, anca o zaman sarı kart gösterdi. Böylece ne yapmış oldu? Çift sarı karttan atmak yerine, tek sarı kartla sahada tuttu bizde yedik. Etti mi iki kırmızı kart. Allah denk getirmedi eli ayağı dolandı işte. Ayrıca ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golde, boyu çok uzunsa günahı ne suçu ne? Yatay olsa anlarım da dikey uzunluk, üstünlük değil ki. Sonuç itibarıyla. Hakeme rağmen kazandı Trabzonspor. Süper ligde iki takımım var, tutarım, severim, iyiliğini güzelliğini isterim. Biri gündüz kazandı diğeri de az önce kazandı. Gündüz kazanan çarşamba günü de İzmir’de aynı takımı yenecek. Tebrikler Trabzonspor, Tebrikler haydi Göztepe…