DOLAR
47,9335
EURO
55,5564
ALTIN
6.710,78
BIST
14.127,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Parçalı Bulutlu
32°C
İzmir
32°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
33°C
Perşembe Açık
36°C
Cuma Parçalı Bulutlu
34°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
33°C

Binalarımızı jeotermal ile soğutabiliriz

Binalarımızı jeotermal ile soğutabiliriz
19.08.2026 11:58
A+
A-

JED Başkanı Kındap: Klima kullanımının şebeke üzerindeki yükü jeotermal soğutmayla azaltılabilir

Türkiye’de yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte klima kullanımının elektrik şebekesi üzerindeki yükü de büyürken, Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, jeotermal kaynakların soğutma amacıyla daha etkin kullanılabileceğini söyledi. Kındap, jeotermal soğutma sistemlerinin enerji arz güvenliğine katkı sağlayabileceğini belirterek, bu teknolojilerin enerji politikalarında daha fazla yer alması gerektiğini ifade etti.

Yaz aylarının en sıcak döneminin yaşandığı Türkiye’de, özellikle öğle saatlerinde artan klima kullanımı elektrik tüketimini yükseltiyor. Verilere göre, 12.00-18.00 saatleri arasında soğutma kaynaklı elektrik tüketimi, ülke genelindeki toplam tüketimin ortalama yüzde 10’undan fazlasını oluşturuyor.

Türkiye’nin jeotermal kaynak potansiyeline dikkat çeken Ali Kındap, artan soğutma ihtiyacının yalnızca daha fazla elektrik üretimi ve klima yatırımlarıyla karşılanmasının uzun vadede yeterli olmayacağını savundu.

Kındap, “Yazın en sıcak günlerinin yaşandığı bu dönemde klima kullanımının şebeke üzerindeki yükünü jeotermal soğutma sistemleriyle azaltabiliriz. Jeotermal soğutma, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde rol almalı” dedi.

Klima sayısının 2035’e kadar iki katına çıkması bekleniyor

Türkiye’de 2025 yılı sonu itibarıyla hanelerde yaklaşık 11 milyon klima bulunduğunu belirten Kındap, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı projeksiyonlarına göre bu sayının 2035 yılına kadar yaklaşık iki katına çıkmasının beklendiğini kaydetti.

Konutlarda kullanılan klimaların ısıtma ve soğutma amaçlı elektrik tüketiminin 2025 yılında 5-6 bin gigavatsaat seviyesinde olduğunu belirten Kındap, bu tüketimin 2035’te 12 bin gigavatsaat seviyesine yükselmesinin öngörüldüğünü söyledi.

İklim değişikliğinin etkisiyle soğutma ihtiyacının hızla arttığını ifade eden Kındap, şunları kaydetti:

“İklim değişikliğinin etkileriyle birlikte hızla ve orantısız şekilde artan soğutma ihtiyacını yalnızca daha fazla elektrik üretimi ve daha fazla klima yatırımı üzerinden karşılamamız doğru olmaz. Klima sayısını ikiye katlayıp bütün soğutma ihtiyacını elektrik şebekesine yüklersek, bugünün problemini büyüterek geleceğe taşımış oluruz.”

“Jeotermal sadece elektrik üretimi ve konut ısıtmasıyla sınırlı görülmemeli”

Jeotermal enerjinin farklı kullanım alanlarının bulunduğuna dikkat çeken Kındap, gelişmiş ülkelerde bölgesel ısıtma ve soğutma sistemlerinde jeotermal kaynaklardan daha sık yararlanıldığını söyledi.

Kındap, “Jeotermal enerjiyi yalnızca elektrik üretimi ve konut ısıtması ölçeğinde görmemek gerekiyor. Tüm gelişmiş ülkeler, bölgesel ısıtma ve soğutma sistemlerinde jeotermali daha sık kullanıyor ve kamu yönetimleri tarafından destekleniyor” diye konuştu.

Jeotermal enerjiyle soğutma yapılmasının ilk bakışta çelişkili görülebileceğini ancak sıcak jeotermal kaynakların soğutma üretiminde kullanılmasının dünyada uzun süredir uygulanan teknolojiler arasında yer aldığını belirten Kındap; Ege Bölgesi başta olmak üzere jeotermal potansiyeli yüksek bölgelerdeki otellerin, hastanelerin, alışveriş merkezlerinin, sanayi tesislerinin, organize sanayi bölgelerinin, üniversite kampüslerinin, kamu binalarının, veri merkezlerinin ve toplu konut alanlarının bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“Jeotermal soğutma, şebekenin sigortalarından biri olabilir”

Jeotermal ve toprak kaynaklı ısı pompalarıyla binaların kışın ısıtılırken yazın da soğutulabileceğini belirten Kındap, uygun sıcaklıktaki jeotermal kaynaklardan absorpsiyonlu sistemlerle doğrudan soğutma enerjisi üretilebildiğini ifade etti.

Bir hastane, otel, üniversite kampüsü veya organize sanayi bölgesinin ısıtma ve soğutma ihtiyacının ayrı ayrı değil, 12 aylık enerji ihtiyacı kapsamında entegre bir sistemle planlanabileceğini dile getiren Kındap, şu değerlendirmede bulundu:

“Jeotermal enerji bize konvansiyonel yöntemlerden farklı başka bir seçenek sunuyor. Yerin görece sabit sıcaklığından faydalanan jeotermal ve toprak kaynaklı ısı pompalarıyla kışın ısıttığımız binaları yazın soğutmamız mümkün. Dünya genelinde bu teknolojiye ilişkin farklı uygulama örnekleri var. Bu teknolojilerin ülkemizin enerji politikalarının bir parçası olmasını istiyoruz.”

Kındap, jeotermal ısıtma-soğutma sistemlerinin yaygınlaşmasının elektrik şebekesinin dengelenmesine ve enerji güvenliğine katkı sağlayabileceğini belirterek, “Jeotermal soğutma, doğru bölgelerde ve doğru projelerde elektrik şebekesinin sigortalarından biri olabilir” dedi.

Küresel soğutma talebinde 1.600 TWh’lik artış beklentisi

Yükselen yaşam standartları ve artan sıcaklıkların soğutma amaçlı enerji tüketimini büyüttüğüne dikkat çeken Kındap, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Temmuz 2026’da yayımladığı küresel analizde, mevcut politikalar altında soğutma kaynaklı elektrik talebinin 2035 yılına kadar yaklaşık 1.600 teravatsaat artabileceğinin ortaya konulduğunu belirtti.

Soğutmanın küresel yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğunu, pik elektrik talebindeki payının ise yüzde 30 seviyesine kadar ulaşabildiğini ifade eden Kındap, jeotermal kaynakların daha etkin kullanılmasına yönelik çağrıda bulundu.

“Jeotermal soğutma için pilot bölgeler belirleyelim, kamu yatırımlarıyla ilk örnekleri oluşturalım, yatırım teşviklerini devreye alalım. Jeotermal potansiyeli yüksek kentlerimizde kamu binaları, hastaneler, üniversiteler, turizm tesisleri ve organize sanayi bölgeleri için jeotermal soğutma fizibiliteleri hazırlayalım. Uygun projeleri enerji verimliliği teşviklerinin kapsamına alalım. Türkiye’nin yazın büyüyen soğutma faturasına karşı yerli, yenilenebilir ve sürdürülebilir çözümleri devreye alalım.”

Rakamlarla Türkiye’nin soğutma enerjisi

⦁Türkiye’de 2025 sonu itibarıyla hanelerde yaklaşık 11 milyon klima bulunuyor. Bu sayının 2035’e kadar yaklaşık iki katına çıkması bekleniyor.

⦁Sıcaklıktaki her 1 santigrat derecelik artış, elektrik şebekesinde yaklaşık 0,77 gigavat ek kapasite ihtiyacı doğuruyor.

⦁2008 yılına kadar elektrik talebindeki zirveler ağırlıklı olarak kış aylarında görülürken, sonraki dönemde soğutma ihtiyacının etkisiyle en yüksek talep yaz aylarına kaydı.

⦁2025’te yaz ve kış dönemleri arasındaki zirve elektrik talebi farkı, 2008’e kıyasla 12 katına çıktı.

⦁Yaz aylarında 12.00-18.00 saatleri arasında soğutmanın elektrik talebindeki payı yüzde 10’un üzerinde seyrediyor.

⦁Hanelerde kullanılan klimaların ısıtma ve soğutma amaçlı toplam elektrik tüketiminin 2025’teki 5-6 bin gigavatsaat seviyesinden 2035’te 12 bin gigavatsaatin üzerine çıkması bekleniyor.

⦁IEA’nın Temmuz 2026’da yayımladığı analize göre, mevcut politikalar altında soğutma kaynaklı elektrik talebi 2035 yılına kadar yaklaşık 1.600 TWh artabilir.

⦁Soğutma, küresel yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10’unu oluştururken, pik elektrik talebindeki payı yüzde 30 seviyesine kadar ulaşabiliyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.