
İzmir’de kentsel dönüşüm projelerinde mağdur olduklarını belirten kooperatif üyeleri, 1.500 ailenin yaşadığı sorunlara ilişkin açıklama yaptı. S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, projelerin İzmir Büyükşehir Belediyesi güvencesiyle yürütüldüğünü savunarak, “Kamu gücüyle oluşturulan güvenin bedeli vatandaşa ödetilemez” dedi.
İzmir’de Aktepe-Emrez, Uzundere, Örnekköy ve Çiğli’de yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde yaşanan gecikmeler ve artan maliyetler, kooperatif üyelerinin tepkisine neden oldu. S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, kamuoyuna yaptığı açıklamada, vatandaşların bireysel kooperatif girişimlerine değil, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm projelerine güvenerek sürece dahil olduğunu ileri sürdü.
Alpyavuz, 785 gündür devam eden mağduriyetin yalnızca geçmişte yaşanan bir sorun olmadığını belirterek, belediyenin sorumluluğunun açıkça ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
Aktepe-Emrez 1. Etap, Uzundere 3. ve 4. Etap, Örnekköy 3. ve 4. Etap ile Çiğli projelerini sıralayan Alpyavuz, söz konusu projelerin belediyenin kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında yürütüldüğünü savundu.
Projelerin arsalarının belediyeye ait olduğunu, işlerin belediye meclisi kararlarıyla belediye iştiraki İZBETON’a verildiğini belirten Alpyavuz, satış ofisleri, broşürler ve şantiyelerde belediye logosunun kullanıldığını kaydetti.
Açıklamada, iddianamede yer alan değerlendirmelere de atıfta bulunularak, dönemin belediye başkanının kooperatifler aracılığıyla yürütülen inşaatların belediye güvencesi altında olduğu yönünde açıklamalar yaptığı ileri sürüldü.
Alpyavuz, “Kooperatif, bu kamu projesine girmek için önümüze konulan araçtı. Projenin sahibi değildi” ifadelerini kullandı.
Kooperatiflerin belediyeye ait olmadığı ve olası zararların kamu zararı sayılamayacağı yönündeki açıklamalara tepki gösteren Alpyavuz, sorumluluğun yalnızca kooperatiflerin kuruluş yapısı üzerinden değerlendirilemeyeceğini savundu.
İddianameye göre kooperatiflerin müteahhitlik belgesi ve gerekli izinleri alamadığına, inşaatlarda görev yapan mühendis ve çalışanların SGK kayıtlarında İZBETON bünyesinde gösterildiğine dikkat çekti.
Belediyenin bugün de işlerin İZBETON üzerinden sürdürülmesini “Belediyemizin verdiği söz yerde kalmasın” şeklinde açıkladığını belirten Alpyavuz, Nisan 2026 meclis oturumunda vatandaşların belediyeye güvenerek sözleşmeleri yeniden imzaladığının da dile getirildiğini hatırlattı.
Alpyavuz, “Söz belediyenin sözüyse, sorumluluk da belediyenindir. Denetim yükümlülüğü varsa, iş kamunundur” dedi.
Açıklamada, 2023 yılından itibaren belediye meclisinde projelerin kooperatiflere devri, protokoller ve denetim süreçleriyle ilgili uyarıların yapıldığı belirtildi. Meclis üyelerinin protokolleri inceleme taleplerinin karşılanmadığı ve araştırma komisyonu önerisinin oy çokluğuyla reddedildiği öne sürüldü.
İddianamede yer aldığı belirtilen maliyet rakamlarına da yer verilen açıklamada, belediye ile İZBETON arasındaki yaklaşık 51 milyon liralık iş bedelinin, İZBETON’dan kooperatife geçişte 151 milyon liraya yükseldiği ifade edildi.
Kooperatif üyelerinin ödeme planlarının bu tutar üzerinden oluşturulduğu, ancak dokuz ay geçmeden kooperatif ile müteahhit arasındaki anlaşmanın 329 milyon liraya çıktığı kaydedildi. İnşaatların tamamlanması için gereken bedelin ise bugün 1 milyar liraya yaklaşabileceği tahmin edildi.
Alpyavuz, “Yarı fiyatına diye anlatılan konutun bedeli nasıl bu noktaya geldi?” sorusunu yöneltti.
Belediyenin hukuki ve kurumsal sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiğini belirten Alpyavuz, Anayasa’nın idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükmünü hatırlattı.
Sayıştay’ın, belediyenin işlerin kooperatiflere devrini bildiği halde denetim yetkisini kullanmadığı yönünde tespitlerde bulunduğunu ileri süren Alpyavuz, inşaatın yüzde 9,77 seviyesinde kaldığı süreçte kontrol teşkilatının görevini de sorguladı.
Açıklamada, kamu görevlileri hakkında denetim görevinin ihmali suçlamasının yöneltildiği belirtilerek, sorumluluğun yalnızca görevdeki kişilerle sınırlı tutulamayacağı ifade edildi.
Ali Alpyavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden taleplerini beş başlık altında sıraladı:
Belediyenin söz konusu etapların kendi kentsel dönüşüm projeleri olduğunu ve çözüm sorumluluğunu üstlendiğini açıkça kabul etmesi.
Tamamlama bedelinde gerçek inşaat maliyetleriyle kurumların hata, gecikme ve denetim eksikliklerinden kaynaklanan maliyetlerin ayrıştırılması.
Belediye çalışanlarına uygulanan güvenceli modelin 1.500 aileye de uygulanması.
Kooperatiflerin seçimine ilişkin belgeler, protokoller, yönetim kurulu kararları ve kontrol teşkilatı raporlarının açıklanması.
Sorumlu kamu görevlileri hakkında idari ve hukuki süreçlerin işletilerek sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması.
İspanya’da 1993 yılında yaklaşık 20 bin ailenin mağdur olduğu PSV konut kooperatifi örneğini de gündeme getiren Alpyavuz, duran inşaatların tamamlanması için kamu destekli finansman ve kefalet mekanizmalarının devreye alındığını belirtti.
Açıklamasının sonunda 1.500 ailenin yaşadığı mağduriyete dikkat çeken Alpyavuz, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün kimsenin sahiplenmediği bir enkazın altında 1.500 aile var. Biz kimseyi suçlu ilan etmiyoruz. Biz sorumluluk arıyoruz. Kooperatifleri vatandaş seçmedi. Kurallarını vatandaş koymadı. Denetimi vatandaş yapmadı. Kuran kadar, seçen ve devreden de sorumludur. Kararı veren, seçen, kabullenen ve denetlemeyen kurum sorumluluğunu üstlenmeden çözüm olmaz.”
Alpyavuz, açıklamasını S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla kamuoyuna duyurdu.