DOLAR
45,1846
EURO
52,9954
ALTIN
6.703,28
BIST
14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Parçalı Bulutlu
26°C
İzmir
26°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
17°C
Cumartesi Az Bulutlu
17°C
Pazar Yağmurlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
17°C

Tuğrul Yemişçi

AK Parti İzmir 23. Dönem Milletvekili

    Beş milyonluk İzmir

    13.05.2025 14:55
    A+
    A-

    İzmir ülkemizin nüfusu bakımından üçüncü büyük kenti.

    Bugün için nüfusu hemen hemen 5 milyona dayanmıştır.

    Ege de sahilde, körfezin etrafında konuşlanmıştır.

    Tarihi, antik çağa uzanan bir liman kentidir.

    Körfezin etrafını çanak gibi sarmış tepeler, dağlıklar yakın tarihlere kadar boş yeşil makiliklerdi.

    1960’lara kadar fazla göç almamış İzmir, uzun seneler 250 bin nüfusu ile, şehir merkezi ve metropol üç ilçesinden ibaretti.

    Buca, Karşıyaka ve Bornova ile merkez ilçe Konak. Nüfusun çok büyük bir yoğunluğunu taşıyan yerleşim yerleriydi.

    1950’lerde şehrin çeperleri; Gaziemir, Altındağ, Çiğli, Narlıdere köyleriydi.

    Metropole katılan ilçeleri de, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe. Şehrin güneybatıdaki yapılaşma alanları oldu.

    Kuzeyde ise Çiğli ile Menemen arası yapılaşma birleşti.

    Hatta Aliağa ilçesi ile Menemen Foça ilçeleri neredeyse Bergama’ya kadar İzmir birçok verimli tarım alanını kentleşmeye kaybetti.

    Doğu tarafta ise Bayraklı, Bornova ve Karşıyaka birleşmiş oldu.

    Altındağ, Çamdibi, Çınarlı ise metropolde yeni dikey yapılaşma ile modern yerleşim alanları oldu.

    Körfezi çevreleyen ve 1950’den sonra yavaş yavaş yapılaşması gecekondularla başlayan tepe ve dağlarda şimdi adeta yer kalmadı yapılaşma gecekondularda şimdi yavaş yavaş kent yenilenmesiyle dikey yapılaşmaya açıldı.

    Aslında fazla genişleme ve yapılaşma sağlayacak alanı olmayan İzmir şehri, merkezin 40 km. dairesel tüm çevresine yayıldı.

    Seferihisar, Urla, Torbalı, Kemalpaşa ve Aliağa artık şehir merkezi ile birleşmiş oldu.

    Beş milyon merkez nüfus oluşu da bu şekilde gelişti.

    Türkiye’de ise nüfusun yüzde 6,4’ü kırsalda yaşıyor.

    1950’de kırsalda yüzde 75 nüfus şehirlerde ise yüzde 25 nüfus yaşıyormuş.

    Aslında İzmir Tarım, Ticaret, Turizm ve Liman Kent’i özelliği ile son yüzyılda öne çıkmıştı.

    Buna sanayileşme de eklenince artık bir bakıma çok verimli tarım alanlarını süratle kaybetti.

    Bu kayıp, göç ve yapılaşma ile de halen devam ediyor.

    Aslında iklim değişikliği ve su kıtlığının gündeme geldiği günümüz dünyasında, o kadar kıymetli tarım alanını kaybetmek akıl karı değil. Yapılaşma yoluyla tarımda, nelerden kaybettiğimize bir örnek verirsek; Anadolu’da ortalama, sulu tarımla dönümde 400/500 kg. elde edilen buğday. Menemenin sulu tarım tarlasında ise dönümüne (iyi bir tohumla) 900 kg. verimle, buğday üreten tarımcı arkadaşım vardı. Kaybedilen tarım alanının bereketine bakınız.

    Manisa, İzmir ve Aydın şehirlerinin, bereketli kadim tarım alanları olan Gediz, Bakırçay, Büyük ve Küçük Menderes, Söke ovalarında devam eden şehirleşme ve sanayileşme ile buralar da Tarım adına kan kaybını yaşıyor.

    Türkiye’miz GAP projesiyle, uzun yıllar milli gelirini buraya harcayarak, sulu tarım alanlarını artırmak için büyük fedakarlıklar yaptı.

    Akıl almayan durum ise şudur!

    Eldeki, sulu tarım yapılan bereketli toprakları kayıp etmek ne kadar doğru? Kaybetmek kolay, kazanmak ise zor.

    Benim yaşım kadar, bir nesilde, İzmir için yok olanları hatırlatayım.

    Buca’nın çekirdeksiz üzümü, Balçova, İnciraltı’nın domatesi (domatı) Bornova’nın bamyası, K.Kale’nin baklası, Seydiköy’ün bardacığı, K.Yaka papaz eriği. Pınarbaşı’nın ayvası, narı. Triyanda’nın şeftalisi (Ayrancılar).

    Hemen aklıma gelen nadide ürünlerimizdi. Şimdilerde bilen gören yok.

    Saydıklarım ,1950’den buyana şehirleşme ile yok olan İzmir’in yerel lezzetli ürünlerden bazılarıdır.

    Merak ediyorum!

    Bir nesil sonra neleri unutacağız? Bizden sonrakiler, benzer bir yazı ile kim bilir, neleri hatırlatacaklar?

    Tüm belediye meclisleri ve başkanları bu olumsuzlukların mimarıdır. Yasalar çıkarıldı.

    Bu kan kaybı, bereketli toprak kaybı dursun diye. Hani bir banka reklamı vardı.

    “yok aslında birbirinden farkı”

    Lafa gelince çevreci, ağaççı.

    Uygulamada hepsi rantçı.

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.