
Karın içi kitlelerin çoğu zaman belirti vermeden büyüyebildiğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, özellikle geçmeyen karın ağrısı ve şişkinlik şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Topgül, basit bir ultrason incelemesiyle birçok hastalığın erken aşamada tespit edilebileceğini söyledi.
Karın boşluğunun geniş yapısı nedeniyle kitlelerin uzun süre fark edilmeden büyüyebildiğini belirten Prof. Dr. Koray Topgül, “Karın içindeki kitleler, iyi huylu ya da kötü huylu olsun, belirli bir boyuta ulaşana kadar genellikle herhangi bir belirti vermez. Bazı kitleler sessiz şekilde 10 santimetre ve üzerine kadar büyüyebilir. Ancak bağırsaklara ya da sinirlere bası yapacak seviyeye geldiklerinde semptomlar ortaya çıkar. Bu belirtiler çoğu zaman hafif olduğu için hastalar tarafından göz ardı edilebilir” dedi.
Karın içi kitlelerin önemli bir bölümünün başka nedenlerle yapılan tetkikler sırasında fark edildiğini ifade eden Topgül, “Bu kitlelerin yaklaşık yüzde 20 ila 40’ı tesadüfen saptanır. Özellikle böbrek üstü bezlerine ait lezyonlarda bu oran daha yüksektir. Sevindirici olan ise kitlelerin yüzde 60 ila 80’inin iyi huylu olmasıdır. Kötü huylu olanlar da çoğu zaman erken evrede yakalanabilir” diye konuştu.
Kitlelerin belirtilerinin, yalnızca iyi ya da kötü huylu olmasına değil, bulunduğu bölgeye göre değiştiğini dile getiren Topgül, “Örneğin karaciğerin diyaframa yakın bölgelerinde yer alan bir kitle, omuz ya da sağ üst karın bölgesinde ağrıya neden olabilir. Bu nedenle belirtiler her hastada farklı şekillerde görülebilir” ifadelerini kullandı.
Karın içi kitlelerin erken sinyallerinin çoğu zaman dikkate alınmadığını belirten Topgül, en sık görülen bulgunun ağrı olduğunu söyledi. Topgül, “Geçmeyen ya da giderek artan şişkinlik, alışılmadık karın ağrıları ve tekrarlayan rahatsızlık hissi önemli ipuçlarıdır. Bu şikâyetler hafif seyredebilir ancak tanının gecikmesine yol açabilir” dedi.
Karın içi kitlelerin değerlendirilmesinde radyolojik yöntemlerin kritik rol oynadığını aktaran Topgül, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi yöntemlerin tanıda belirleyici olduğunu belirtti. Şüpheli durumlarda biyopsi ile kesin tanıya gidildiğini ifade eden Topgül, cerrahi kararın ise hastaya özel olarak değerlendirildiğini söyledi.
Acil durumlarda müdahalenin kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Topgül, “Kitle kanamaya yol açıyorsa, bağırsak tıkanıklığına neden oluyorsa ya da enfeksiyon gelişmişse acil müdahale gerekir. Şiddetli ağrı eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” diye konuştu.
Hastaların en sık yaptığı hatanın şikâyetleri görmezden gelmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, “Yeni ortaya çıkan karın ağrısı ya da şişkinlik mutlaka değerlendirilmelidir. ‘Bir şey çıkar’ korkusuyla kontrollerin ertelenmesi hastalığın ilerlemesine neden olabilir. Oysa basit bir ultrason incelemesiyle birçok durum erken aşamada tespit edilebilir” ifadelerini kullandı.