”…Saha komiserinin saha kenarından seyirciyi tahrik ederek, ‘Sahaya girin, maç tatil edilirse tekrar edilir’ dediği saha içinde de duyuluyordu. Bir anda seyirciler oturma yeri olan kalasları yerinden sökerek tel örgü üzerinden sahaya atlamaya başladılar. Maçı 2 dakika daha oynatma imkânı kalmadığı gibi, futbolcular “Hocam kaç, bizi de dövecekler” diye bağırmaya başladılar.
Ben de askerlerin bulunduğu yere koştum. Yağmur gibi taş yağıyordu, başıma bir taş isabet ettikten sonra askerlere ulaştım.
Askerlerin bazıları ağlıyordu. Süngüyle, gelenlere müdahale ederek beni de korumaya aldılar…’.
/ Zeus Kitabevi / 303 sayfa / Basım Tarihi; 2013 / Anılarla Yolculuk, Yazan; Muzaffer Kemalettin Sarvan.
89 yaşında tamamladı, basıldı, sahaflarda aradım bulamadım. Sordum soruşturdum, bastonuyla dimdik ayakta durmaya çalışan, cenaze töreninde Yavuz Tunç hocam ‘Evde vardır, bulurum, okursun’ dedi, çok sevindim. Merhum İhsan Türe hocamın da ‘Tanrının Küçük Oğlu’ kitabını Ergün Gülaç (merhum) hocam kargo ile Ankara’da göndermişti de okumuştum, mekânı cennet olsun. 23 yıl hakemlik yaptı, beynelmilel ile FİFA kokartı taktı. Akdeniz Oyunları için yapılan İzmir Atatürk Stadı’ndaki Yugoslavya – Tunus final maçını yöneterek tarihe geçti.
Merak işte ya, yardımcıları kimdi? Yok, bulamadım. Dönemin en iyi yardımcı hakemleri, Oğuz Özden, Ali İhsan Papatya, Cengiz Kaynak, merhum hocalarım olabilir, diye düşündüm ama ispat edemiyorum maalesef. TFF’de de yok, girilmemiş. Kesin teyit edersem, bilginiz olur. Oğlu Oğuz Sarvan hocama da soramadım, naaşının başında hoş olmazdı. 20’li yaşlarda olsam sorardım, kemale ermek üzere olduğumdan mıdır nedir bilemedim. Avrupa’da 30 maça çıktı. O, FİFA kokartını hak etti, hakkıyla aldı, hakkını da verdi.
4 yardımcı hakemlik yaparken, 26 maçta da düdük çaldı. Figür, prosedür olmadı FİFA Kokartı, sadece kalbin üzerine formaya iliştirilen takılan bir materyal olmadı. 1978’de hakemliğe veda etti, 8 yaşında imişim. İzmir doğumlu Karşıyaka’da da yaşadı Muzaffer Sarvan, ben de o sıralar Kadifekale’de idim. Spor dediğimiz, mahalle arasında, arsalarda, kale surlarının içinde top koşturmaktı sabahtan akşama. Sebahattin Akgül (merhum) kaptanım ile Tamer Teksin futbolda ilerleyen Kadifekalelilerden.
Hakemliğini görmedim, izleyemedim haliyle. Maça çıkamadığımız gibi, MHK üyem de olmadı. Ama çok sevdim, çok beyefendi bir insandı, nurlar ışıklar içinde kalsın, toprak incitmesin. Futbolumuzda baba-oğul sendromu yaşadılar, yaşattılar. Futbolcu isen sorun yok, tam destek var.
Medya, diğer futbolcular, çarşaf çarşaf haberler. Hakem isen hakemlik yapan baba isen oğlun hakemlik yapamaz. ‘Iııh yok olmaz, sakıncalı’. Her baba aynı değil ki. Oğulları yükselsin diye ‘rakiplerinin’ ayağını kaydırmak için alengirli işler yapan da oldu, tenezzül bile etmeyenler de. Babalarını daha çok sevdim, açıkça yazıyorum. Sahadaki verdiğim penaltı gibi. Muzaffer Sarvan, Mustafa Çakar, Talat Tokat, Onur Sorguç, Hüsnü Özdemiroğlu, Rıza Saraç tee en başta. Bu da benim hür hakemliğim, iradem. Kıvıracak halim yok. Oğulların çoğu yaşasa da fark etmez. Neyse o. Madem bir araya gelemedik. Tarihsel anlamda da mümkün olmadı. İnternette dolaşıyor. Gençlik haline sarılanlar, paylaşımlar.
Çok güzelleri de var, hiç benzemeyenleri de. Ama düşünce, uygulama olarak iyi fikir, güzel. Sağ olsun Senem Evci’den rica ettim, hazırladık. Muzaffer hocam, FİFA kokartıyla. Naçizane Muzaffer hocasının ‘Metin evlat’ı, yanında B Klasmanı kokartıyla. Benim de zirvem, bu. İkimizin de son halleri, tam olarak benzediğimiz söylenmese de. Yine de fena olmadı. Akıl etmem, iyi oldu, bu bir ilk benim için. Boyumuz biraz farklı olmuş, ben daha uzun değilim. Fazla da oynamadık artık. TMOK, TFF yönetimi, TFF MHK Üyeliği görevlerinde bulundu. Dönemin 8 flaş İzmirli ismini Hürriyet’e davet emiştim, güzel insanlar geldiler. Kibir yapmadan. Söyleşi yapmıştım, 9 sütundu o zamanlar.
Manşet dış sayfada, içerde de devamı var. Gazete yok, arşiv ne alemde, dialar da yandı, internette de yok. Yeni bölge hakemi olmuştum. Her iki alanda da tıfıl ve çömezdim. Spor Müdürüm Avni Erboy, fotoğraflar Aykut Fırat’tan. Avni Yelkenbiçer Merhum), Muzaffer Sarvan (merhum), Yavuz Tunç, Coşkun Evin, Ahmet Akçay, Hasan Ceylan, Oğuz Sarvan ile Engin Kurt hocalarım katılmıştı. Spor yazarlığını hiçbir zaman silah, koz, torpil olarak kullanmadım. Hatta Hürriyet’te üst kademede yönetici idi.
FİFA Kokartlı Erkan Göksel hocamın, ‘Bana niye söylemedin hakem olduğunu’ diye serzenişi bile oldu. O işlere hiç girmedim, ne olursam, nereye gidersem kendi alın terimle gittim, gitmek istedim. Liyakatle, bakın birden silinip gitmedim, buradayım. 42 oldu, yaa. Maşallah deyin, lütfen. ‘Koltuk aramda düşürmeden, patlatmadan taşıdığım karpuzlara’ rağmen. Ergenlik, gençlik, üniversite hayatı, gazetecilik, hakemlik, yürüdü gitti. Vazgeçmedim, severek devam ettim. Hiç de pişman değilim. Kendime boy aynasında da şöyle bir bakınca da. Gelebileceğim en üst zirveye geldim, ötesi de olamazdı zaten.
Şimdiki adıyla 1.ligde maç yönettim, süper ligde birkaç maçta yardımcı hakemlik yaptım, hazırlık ve kupa maçlarında da düdük çaldım, onlar yeter. Hakemliği ‘spor olsun’ yaptım, kendimi dağıtmadan adalet dağıtmayı sevdim. Gezdim, ülkemi gördüm tanıdım, düzenli spor yaptım, çevrem oldu. Ama ün, koltuk masa sandalye, görev, mevki, para istemedim, beklentim olmadı hiçbir zaman. Hakemliğim olmasa ben nereden tanıyacaktım, Muzaffer hocamı?
Tanısam bile mesafeli yaklaşırdı o güzel insan. Her daim başımın tacı oldu.
Arardım, kendimi tanıtırdım, ‘Adın yazıyor evlat’ derdi, adı geçen kaybettiklerimizin hepsinin mekanları cenneti ala olsun inşallah. Bizim dernekten mesaj filan gelmez bana. Engin Kurt hocam sağ olsun, bilgi verdi. Siteye de eklendi. İzmir Alsancak Hocazade ile İzmir Karşıyaka Bostanlı Alpaslan Beşikçioğlu Camileri. İki mabedimiz, avlusu geniş, kalabalığı karşılar, bazen de yetmez. ‘Hakem camiası vefasızdır’ denir ama öyle hiç de değildir. Suçu başkalarına atmayınız, giden gider. Gitmeyen gitmez.
‘Oğuz Sarvan MHK Üyesi olsa daha kalabalık olurdu’ denir, öyle olmadı. Muzaffer hocamın çok seveni var, hatrı çok büyük, anıları da. Emek verdi, hakemliğe, futbola.
Halil Atalık, Yavuz Tunç, Engin Kurt, Recai Cengiz, Esat Eriş, İbrahim Aksoy, Mehmet Çağlayan Kökkılınç, Raci Köprülü, Muharrem Firuzbay, Münir Takpak, Özkan Sarıoğlu, Faik Köksal, Yücel Çağatay, İbrahim Egüz, Murat Ilgaz, Sami Acuner, Özcan Güvener, Erdem Aykas, Ömer Soysal, Hasan Selvi, Çetin Maksut Sarıgül, Mustafa Arslan, Hüseyin Göçek, Ahmet Bulut, Erol Ersoy, Ünsal Çimen, Taşkın Yılmaz, Hakan Ceylan, Biray Doğan, Çelik Eğinlioğlu, Murat Ilgaz, Sebahattin Şahin, Hayati Doğan, Aykut Gümülü, Şükrü Sungu, Somer Karakaş, Sami Bağırsakçı, Cumhur Balyan, Yüksel Gürüz, Turgay Kaynak, Ferhan Kestanlıoğlu, görebildiğim, tespit edebildiğim isimler. Hocazade Camii’nde saf tuttular, dualar okudular. Haklarımızı helal ettik de umarım inşallah asıl Muzaffer Sarvan hocam da hakkını helal eder.
Hakkı Gürüz, İbrahim Fırla, Oğuz Özden, Ali İhsan Papatya, Mustafa Erek, Avni Yelkenbiçer, Onursal Uraz, Onur Sorguç, Hilmi Özyarar, Hüsnü Özdemiroğlu, Hamza Alan, Abidin Ural, Özge Kanbay, Orhan Cebe, Cengiz Kaynak, Yalçın Gümüşkaya, Ahmet Yalçın Gürgür, Erol Zop, Mithat Akçalı, Hulusi Aldaç, Muammer Çam, Mehmet Elik, Muzaffer Sarvan, kaybettiklerimiz melek olup giden değerlerimiz. Listelerde eksiğim var ise affola.
Yazımı kafada planlarken, Çetin Güler hocamın da vefat ettiğini öğrenmiş oldum, rahmetle şükranla.
‘Hocaların hocası’, gerçek efsane hakemlerden Muzaffer Sarvan ile Çetin Güler unutulmamalı. Mesela bu haftaki maçlarda 1.lig,2.lig, 3.lig, BAL, amatör kümeler, Milli maç arası sonrası Süper Lig’deki, maçlardan önce mutlaka stat anons yapılmalı, saygı duruşunda bulunmalı. Unutulmamalı, es geçilmemeli.
Yıllardır içimi acıtan bir yaradır, niye yok ? Antrenör, futbolcu adları yaşarken bile konuyor koca koca statlara. Vefat etse de yaşasa da. Asla ve asla hakem adı, hiçbir stada verilmiyor.
Neden, niye, niçin? Adalet nerde? Doğan Babacan, Halil Erdoğan, Sulhi Garan isimleri sadece hakem soyunma odasında, o kadar. Sen ben görüyoruz, o kadar. Asıl hizmet edenler onlar, diğerleri para, şöhret için yapıyor. Umarım bir gün başlayacak, bitirilecek, Karşıyaka’daki yeni stadımız önerimdir. Yıkılan statta, maç yönetmiş, maç izlemiş, antrenman yapmış, Muzaffer Sarvan Stadyumu adı harika olmaz mı? Ne dersiniz? Söylemesi bile güzel, bir de yazılı olursa, var ya.
Doğmamış çocuğa isim vermek denecektir, olsun.
Genelde böyle olur, umarım, sanırım, hadi inşallah.


Saygıdeğer metin hocam hakem camiamızın eşsiz değeri bulamadan hakemliği ve kaleminle anılacak sın buna eminim tekrardan teşekkür ediyorum yüreğine ve kalemine sağlık saygıdeğer hocam