Kısa dönem de olsa spor muhabirliği yaptım zamanında. O yüzden ahkam kesmek istemem.
Ama, rahmetli babamın takımı Altay’da son zamanlarda kayyum iddiaları beni fevkalade üzdü.
TFF 3’üncü Lig’de yer alan İzmir’in 112 yıllık kulübü Altay’ın yaşadıkları, kabul edilebilir değil.
Kulüp Başkanı Sinan Kanlı, sezon bittikten sonra 3.5 aylık süreçte camia olarak yatırımcı arayışından sonuç alamadıklarını, son olarak yönetim kurma çalışması yapan İstanbul merkezli çalışma grubunun da kendilerine olumsuz sonuç bildirdiğini açıklamış.
Görünürde kayyum gelecek.
İyi mi olacak diye bir durum yok. Galiba zorunluluk.
Altay camiasından birkaç isimle sohbet ettim.
Özetle; Borç büyük, takım iflas!
Süper ligden düştüğü andan itibaren kulübün başına gelenler, kurtuluşa adım olmamış sürekli geriye gidiş yaşanmış.
Reçete belli…
Şirketleşmeliydi.
Zenginliklerinden dolayı kendilerini pek etkilemeyecek alacaklarından vazgeçemeyen isimler feragat etmeyince kulüp de satılamamış.
Adam parayı verecek ama yüzde 49’una sahip olacak.
Yok öyle bir dünya.
Tokmak sende davul başkasının sırtında.
Kim gelir?
Sen kulübü değil, alacağını kurtarmaya mı çalışıyorsun?
Peki Altay’ın efsane isimleri neden sessiz?
Bu kulüpten kimler geldi kimler geçti?
Haklı sebepleri olabilir ama vefa denen bir gerçeklik var.
Taraftar pankartlarla görünür olmaya çalışıyor ama nafile.
Taraftarın haklı olduğu yanları da var, haksız olduğu yanları da…
Mahmut Özgener, Mustafa Denizli gibi isimlerden beklenti çok. Daha birçok isim var zikredilen.
Yerel yönetimler, siyasiler; siz başarısız olunca pek ortalarda görünmezler!
Yazacak çok şey vardır ama her şeye vakıf değiliz. Spor insanları da bana göre ilgisiz.
Durum artık vicdanidir.
Vefası olmayanın sefası da olmaz.
Bugün Altay’ı kaybeden İzmir, yarın?