İsmini Şanlı Al Sancağımızdan almış.
Dokuz Eylül günü düşmanın ve bakiyelerinin denize dökülüp kaçtığı günden sonra ismini almış.
İzmir’imizin Güzel Semti.( eski adı Punta. Rumlar yaşıyorken)
Geçen gün yağan sağanak yağmurda Cumhuriyet Bulvarı’nda, kaldırımdaki bir elektrik kaçağından dolayı suya basan bir genç hemen çarpılıp yere düşerek ölüyor. Onu kurtarmak için müdahale yapan genç adam da akıma kapılıp ölüyor.
Bu üzücü olay sonrasında iki gündür sosyal medyada yazılanların tek ortak noktası; Ölümü kınamak ve sorumlular en ağır şekilde cezalandırılsın sözcükleri, olmuş.
Diğer tarafı siyasi yaklaşım, değerlendirmeler.
Suçlu kim?
Neden önlem yok?
Altyapı bozuk, İzmir dökülüyor.
Neden açılan kablo gömülmemiş?
Sorumlu Belediye.
Hayır Gediz elektrik dağıtım şirketi.
Yok yok ikisi de sorumludur.
Vali, Kaymakam ne yapıyor?
Bu kimi koysan seçilir, “teslimiyet demokrasisi”nin eseri.
Daha ziyade böyle konumlu belediyeler hizmet üretmiyorlar.
Mealinde, onlarca sav sıralanmış.
Aslında bu gibi olayların yaşanmasının tek sebebi;
İşini severek gerektiği şekilde yapmayan görevli kişiler ve onları silsile ile takip edip denetlemeyenlerdir.
Maalesef bu oluncaya sonucu insan hayatına veremediğimiz değer ortaya çıkıyor.
Ne yapılmalı?
İlk önce işini düzgün yapma becerisi olan hakikaten liyakatli kişilerin çalıştırılması gerekliliği, bu olayla, insan canı ile bir kez daha sınanmış oldu.
Ne karşılığında?
İki canımızın ölümü karşılığında.
Dileyelim bu son olsun. Olur mu diye bir taraftan da düşünüyorum?
Olması için yapılacak daha çok şeyler olduğuna inananlardanım.
O şeyleri ne diye düşünebilirsiniz?
Bana göre, önce insan olmak.
Vicdanlı dürüst, çalışkan, hakkettiğini de alan olmak.
İşin ehli olmak.
Kapasitesi her bakımdan yetersizleri katiyen torpil yaparak bilmediği veya az yeterli olduğu işte çalıştırmamak olmalıdır.
Kaybettiğimiz gencecik iki canımıza
Allahtan rahmet, kederli ailelerine de sabırlar dilerim.