1990’lı yıllar başında ülkemizde yine nüfus üzerine tartışmalar vardı. Nüfus artış hızımız 2.8 gelmişti. Sözde bu çok tehlikeli olmuştu. Zamanın başbakanı, hükümet ve sivil toplum örgütleri ise bu hızlı artışın TÜRKİYE ekonomimiz için iyi bir şey olmadığını savunuyorlardı. Hatta bunun için bir vakıf kurulmuş ve öncelik nüfus artışını önlemek için çalışmalar yapmaya başlamıştı. Türkiye Aile Planlaması Vakfı. Biz çocuk sahibi olunmasına karşı değiliz diyorlardı. Vakfın başında Vehbi Koç vardı. Türkiye Aile Planlaması Vakfı toplantılar yapıyor. Kadınları bilinçlendireceğiz, istemediği gebeliği önlemeleri için eğitim toplantılarıyla nüfus artışını oran olarak düşürmeyi kendilerine hedef seçmişlerdi.
Buna karşın o yıllardaki siyasilerden Prof. Necmeddin Erbakan ise, çok çocuk sahibi olunmasına karşı değildi. Her -çocuk kendi rızkıyla doğar- diye savunuyordu. “Ülkemiz 100 milyon nüfusu besler, artış faydalı diyordu.” Bu nüfusa ulaştığımızda daha güçlü ülke olacağımızı iddia ediyordu.
Bu konuda Vakıf, İstanbul’da bir toplantı düzenlemişti. 1993 yılı İstanbul’da SWİSS otel salonunda Vakıf başkanı merhum Vehbi Koç, hızlı nüfus artışının ekonomiyi bozduğunu söyleyip, altyapı tesisler, ev, yiyecek, içecek, istihdam her şeyi bozuyor. Kişi başı milli gelirde düşüyor. Kalkınmamıza engel oluyor diye iddia ediyordu. Bilimsel veriler sıralayıp bu savını güçlü kılmak istiyordu. Tepki olmaması içinde bu vakıf doğuma karşı değildir. Ancak, istenilen gebelik olsun, çocuk olsun, istemediği halde doğuran kadınları bilgilendirip destek olacağız. Bunun için gezerek kırsalda bilgilendirici (doğum kontrolü) toplantıları yapıyoruz diyorlardı. Bu toplantıda ise bizlerden vakfa maddi destek istiyordu. Hatta bu bağış için Demirel’in ünlü fötr siyah şapkasını sembolik olarak tanesi 25 bin ₺ den satıyorlardı. Salonda masalardaki misafirlerden bağış toplanıyordu. Ünlü iş adamı, sanayiciler de onar, onbeşer şapka alım taahhütü yazdırıyorlardı. Bunları nereden hatırladım?
30 yıl sonra Türkiye’nin geldiği noktadan, süratle yaşlanan nüfus için Sayın Cumhurbaşkanımızın bugünkü kampanyasından hatırıma bu anekdot geldi. Öteden beri üç çocuk diye ısrarcı olan teşvik eden Cumhurbaşkanımız haklı çıktı. 1,50 kere inen nüfus artış hızımız, bize dezavantaj olacak diyen Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını Aile Yılı İlan etmesi bana geçmişte yaşadığımı hatırlattı.
Aslında genç nüfusumuzun bir avantaj ve güç olduğunu bu avantajı sürdürmemiz gerektiğini söyleyerek Aile kurumunu ve çocuk sayısının artışına dikkat çekip, hükümet olarak maddi yardımda yapılacağını ifadesi çok önemli. 85 milyonu besleyen Türkiye gelişen teknolojisi ve üretim için müsait iklimi, toprakları ve tecrübesiyle bunu başaracak güçtedir. Otuz yıl önce zenginleşme ve büyük gelişmiş Türkiye olmak için nüfus artışı engelmiş gibi görenler vardı. Fakat gelişen Türkiye Ekonomisi 63 milyondan 86 milyona geldiği halde daha fazla nüfusu bile rahatlıkla beslemek için üreten bir Türkiye var. 2025 yılında gelişmekte olduğumuzun ispatı artan yaşlı nüfusudur. Yaşlanan insanımızın rahatı ve daha uzun yaş alabilmesi için rahat etmesi için nüfusumuzun gençleşmesi şart.
Aile yapımız çok önemli. Dünyada çarpık akımların gelişmesi, karışık cinsiyetin yayılması için gizli veya açık sinsi çalışma yapanlara karşı bu senenin AİLE YILI olması çok önemli. Hükümetin aile yapısının güçlenmesi ve nüfus artışına vereceği maddi ve manevi destekler, ülkemizin geleceği için çok önemli. Rahmetli Erbakan hocanın 100 milyon olalım AB bizden çekinsin diyordu. Çok haklı çıktı. Türkiye bu gelişme hızıyla, gelişmesi ile 100 milyonu da 120 milyonu da bu mübarek verimli Anadolu Toprakları olan vatanımızda Besleyebiliriz.
Ancak bir şartla; Bilgili ve ehil ellerde olan Hükümet yönetimi ile başarabiliriz. Bölgemizde, Dostun övündüğü, düşmanın çekindiği, GÜÇLÜ TÜRKİYE olabilme yolunda hızla yol alıyoruz. Atatürk’ü burada saygı ile anıyorum.
TÜRK MİLLETİ, ÖVÜN, GÜVEN, ÇALIŞ SÖZLERİNDEN ÇIKMAYALIM.