
Analiz
Necati Bahçeci
Siyasette kırılma anları, sadece koltukların el değiştirdiği değil, aidiyetlerin, geçmişin ve geleceğin omuz omuza çarpıştığı dönemlerdir. Bugünlerde ana muhalefet kulislerinden sızan dalgalanmalar, tam da bu kadim soruyu akıllara getiriyor: Gitmek mi zor, yoksa kalmak mı?
Bir yanda yıllarını verdiği çatıya veda etmeye hazırlananlar, diğer yanda ise “arınma” ve “yeniden yapılanma” iddiasıyla kalıp mücadele etmeyi seçenler… Kulislere düşen kurgusal iddialara göre, partinin sembol isimlerinin yeni bir siyasi hareket için kolları sıvadığı, ancak resmi istifaların henüz netleşmediği o gri alan, siyasetteki en yıpratıcı süreçtir. Vedasını açıklayan ama gemiyi hemen terk etmeyen figürlerin yol açtığı bu “bekleme odası” atmosferi, hem kalanlar hem de gidenler için tam bir turnusol kağıdı görevi görüyor.
Siyasi bir yapıdan ayrılıp yeni bir iddiayla yola çıkmak, dışarıdan bakıldığında bir “cesaret” gösterisi gibi durabilir. Ancak sıfırdan bir organizasyon inşa etmek, hele ki “ana muhalefet” iddiasıyla yola çıkmak, sadece ideolojik bir kararlılık değil, muazzam bir lojistik ve taban desteği gerektirir. Gidenler için zorluk tam olarak burada başlıyor: Konfor alanının dışına çıkmak ve kitleleri yeni bir hikayeye ikna etmek.
Peki ya kalanlar? Madalyonun diğer yüzünde, genel merkez koridorlarında “arınma süreci” yürütenlerin yükü de hafif değil. Gitmeyi seçenlerin arkasından eksilen vekilleri, belediye başkanlarını ve en önemlisi küskün seçmeni partide tutabilmek, gitmekten çok daha büyük bir sabır gerektirir. Kalanlar için zorluk; değişimi zamana yayarken, erozyonu durdurmaktır.
Milletvekillerinden belediye başkanlarına, en alt kademedeki üyeden seçmene kadar herkesin şu soruyu sorduğu bir dönemeçteyiz: Geçmişin mirasına sadık kalıp içeriden mi dönüştürmek, yoksa köprüleri yakıp yeni bir geleceğe mi yürümek?
Siyaset tarihi göstermiştir ki; ne gidenlerin kurduğu her yeni parti kalıcı olabilmiştir, ne de kalanların yürüttüğü her arınma süreci başarıyla sonuçlanmıştır. Önümüzdeki günler, bu kurgusal yol ayrımının aktörlerine hangisinin daha zor olduğunu yaşatarak öğretecek. Ancak kesin olan bir şey var: Siyasette netlik kazandırmayan her veda, hem kalana yük hem gidene ayak bağıdır.