DOLAR
45,7111
EURO
53,4819
ALTIN
6.716,81
BIST
13.865,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Hafif Yağmurlu
26°C
İzmir
26°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Salı Parçalı Bulutlu
30°C
Çarşamba Çok Bulutlu
28°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C

“UNESCO Kapısında Bekleyen Yoğurt Ekşidi”

“UNESCO Kapısında Bekleyen Yoğurt Ekşidi”
25.05.2026 13:55
A+
A-

Gastronomi yazarı Süleyman Dilsiz, Türk Mutfağı Haftası kapsamında yapılan söyleşide Türk mutfağının uluslararası görünürlüğü, UNESCO başvuru süreçleri ve “Yunan yoğurdu” tartışmaları üzerinden dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Dilsiz, gastronomiyi “yumuşak güç ve sofra diplomasisi” olarak tanımlarken, Türkiye’nin mutfak mirasını küresel ölçekte yeterince markalaştıramadığını söyledi.

“Mutfak mirası tencerede yaşatılmalı”

Türk mutfağının yalnızca arşivlerde ve müzelerde değil, günlük yaşamda da korunması gerektiğini vurgulayan Dilsiz, şu ifadeleri kullandı:

“Her ne kadar mutfak mirasımız müzelerde sergilense de esas olan tencerede kaynatarak geleceğe taşınmasıdır.”

Anadolu’nun gastronomik zenginliğinin güçlü bir kültürel hafıza taşıdığını belirten Dilsiz, bu mirasın sadece geçmiş başarılarla anılmasının yeterli olmadığını, küresel pazarda karşılık bulacak bir markalaşma sürecine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

UNESCO süreci ve “yoğurt” tartışması

Söyleşide en dikkat çeken başlıklardan biri UNESCO başvuruları oldu. Dilsiz, Türk yoğurdu, tarhana ve kahvaltı kültürüne ilişkin dosyaların yıllardır sonuçlanmadığını belirterek eleştiride bulundu:

“UNESCO kapısında beklemekten 272 dile Türkçe’den geçen yoğurdumuz ekşidi fakat bizim farkındalığımız hala mayalanmadı.”

Küresel ölçekte “Greek yogurt” algısının güçlü bir pazarlama başarısı olduğunu söyleyen Dilsiz, Türkiye’nin ise benzer bir marka stratejisi geliştirmekte geciktiğini savundu.

“Kendi kalemizde gol yiyoruz”

Yunanistan’ın son yıllarda mutfak kültürü üzerinden yürüttüğü başvurulara dikkat çeken Dilsiz, Türkiye’nin bu alanda daha proaktif olması gerektiğini belirtti:

“Kendi kalemizde gol yiyoruz. Kültürel miras sadece sahip olmak değil, onu dünyaya anlatabilmektir.”

Dilsiz’e göre gastronomi, yalnızca kültürel bir alan değil aynı zamanda ekonomik ve diplomatik bir rekabet sahası.

“Yoğurt Yolu” ve saha araştırmaları

“Yoğurt Uygarlığı” kitabına da değinen Dilsiz, çalışmanın 18 yıllık saha araştırmasına dayandığını belirtti. Orta Asya’dan Balkanlar’a uzanan geniş bir coğrafyada yoğurt kültürünün izini sürdüğünü ifade eden Dilsiz, bu hattı “Yoğurt Yolu” olarak adlandırdığını söyledi.

“Bu rota sadece bir lezzeti değil, göçle şekillenen yaşam kültürünü de taşıyor.”

“Sofra sadece yemek değil, kültürel hafızadır”

Dilsiz, Türk mutfağının yalnızca tariflerden ibaret görülmesinin yanlış olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Mutfak kültürü; göçlerin, coğrafyanın ve kuşaklar arası aktarımın taşıyıcısıdır. Lezzet, hikâye ve kültürel bellek birlikte sunulmalıdır.”

“Markalaşma eksikliği en büyük risk”

Gıda kültürünün kayıt altına alınmasının tek başına yeterli olmadığını söyleyen Dilsiz, en büyük riskin ürünlerin sofrada karşılık bulmaması olduğunu ifade etti:

“Eğer ürün sofrada ulaşılabilir değilse, sadece kağıt üzerinde kalır. Bu da kültürün kaybı anlamına gelir.”

“Türk mutfağı yaşam biçimidir”

Söyleşinin sonunda Türk mutfağının geleceğine ilişkin mesaj veren Dilsiz, mutfak kültürünün bir yaşam biçimi olarak ele alınması gerektiğini vurguladı:

“Türk mutfağı bir tarif yığını değil, bir yaşam biçimidir. Eğer bunu sadece nostalji olarak anlatırsak gelecekte boş tabaklarla karşılaşırız.”

Kaynak: Fulya Omaç / İZMİR

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.